26 Mart 2024 Salı

Kriz büyüyor... Fiyatı 9 bin doları aştı! Bakırı geride bıraktı

Kriz büyüyor

Son günlerin en sıcak emtia piyasası kakaoda yükseliş ivmesi sürüyor. Kakao fiyatları 9 bin doları aşarak bakırdan daha pahalı hale geldi. Küresel piyasalarda emtia piyasasına ilişkin olumlu beklentiler gelirken, son dönemde bir ürün kendinden çokça bahsettiriyor: Kakao. Son dönemdeki yükseliş ivmesiyle dikkat çeken ve 46 yılın en yüksek seviyesine çıkan kakao fiyatları ton başına 9 bin doları da aştı. Böylelikle kakao tonu 9 bin dolar civarında olan bakırı geride bıraktı. Mart ayında kakao fiyatlarında yüzde 50'ye varan artış görülmüştü. Piyasa uzmanları son rallinin fiyatları 10 bin dolara çıkarma olasılığına dikkat çekti.


FİYATLAR DAHA DA YÜKSELEBİLİR

Bloomberg Intelligence Analisti Diana Gomes, 2025 yılı Paskalya döneminde çikolata fiyatlarının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Fiyatlardaki yükseliş, çiftçilerin çekirdekleri yerel tüccarlara sattıkları, onların da bunları işleme tesislerine ya da küresel tüccarlara sattıkları küresel tedarik zincirini bozdu. Bu küresel tüccarlar ise kakao çekirdeklerini ya da yağ, toz ve kakao likörü gibi kakao ürünlerini Nestle, Hershey ve Mondelez gibi küresel çikolata devlerine satıyorlardı.


KITLIK DÖNEMI YAŞANIYOR

Normalde büyük ölçüde düzenlemelere tabi olan kakao piyasasında, tüccarlar ve kakao işleme tesisleri yerel tüccarlardan önceden belirlenmiş fiyatlarla bir yıl öncesine kadar kakao çekirdeği satın alıyordu. Yerel düzenleyiciler daha sonra çiftçilerin kakao çekirdeği için talep edebilecekleri tarla üretim fiyatını daha düşük hâle getiriyordu. Fakat bu yıl olduğu gibi kıtlık dönemlerinde yerel tüccarlar kakao çekirdeklerini güvence altına almak için çiftçilere genellikle tarla fiyatı üzerinden prim ödüyorlar. Tüccarlar daha sonra kakao çekirdeklerini önceden anlaşılan fiyatlardan teslim etmek yerine spot piyasada daha yüksek fiyatlardan satıyorlar.


ÇİKOLATA ŞİRKETLERİ DE SIKINTIDA

Küresel tüccarlar çikolata şirketlerine olan yükümlülüklerini yerine getirmek için bu kakao çekirdeklerini herhangi bir fiyattan satın almak için acele ederlerken, yerel işleme tesisleri ise genellikle kakao çekirdeği sıkıntısı çekiyorlar. Fildişi Sahili ve Gana, normalde yerel fabrikalara ucuz kredi vererek ya da küresel tüccarların satın alabilecekleri kakao çekirdeği miktarını sınırlayarak onları korumaya çalışıyordu.

Share:

25 Mart 2024 Pazartesi

Antalya'da lüks yat üretimi rekor kırıyor

Antalya

Antalya Serbest Bölgesi, 2000 yılından 2024'e kadar 705 lüks yat üreterek 1,69 milyar dolar gelir elde ederken, 2023'te 93 lüks yat satışı yaparak rekor kırdı. 2024 yılında ise yeni rekora ulaşılacağı düşünülüyor. Lüks ve ultralüks yat üretiminde dünyaca ünlü merkezlerden biri olan Antalya Serbest Bölge'de, 2000 yılından 2024 yılı şubat sonuna kadar toplam uzunluğu 12 bin 863 metre olan 705 lüks yat üretilerek, 1 milyar 692 milyon dolar gelir sağlandı. 2023 yılında 93 lüks yat satışıyla rekor kıran Serbest Bölge, 2024 yılında yeni rekora hazırlanıyor.


Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, 2023 yılını 1,1 milyar dolar ticaret hacmiyle kapadıklarını belirterek, bu hacmin yüzde 96'sının sanayi gruplarından oluştuğunu, yüzde 50'sinin Avrupa Birliği ülkeleriyle gerçekleştiğini söyledi. Bölgedeki 88 firmanın 30'unun yabancı sermaye, 50'sinin ise yat sektöründe olduğunu açıklayan Gürses, elektronik ve medikal sektörlerinin öne çıktığını kaydetti. Gürses, bölgede ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 136 olduğunu söyledi.


"SATIŞ DEĞERLERİ TOPLAMI 143 MİLYON DOLAR"

2023 yılında Antalya Serbest Bölgesi tarihinde yat sektörünün hem adet hem uzunluk hem de gelir olarak rekor kırdığını belirten Gürses, "2023'te 1424 metre toplam uzunluğa sahip 93 yat, sahiplerine teslim edildi. Satış değerleri toplamı 143 milyon dolar. ABD, Rusya, İsrail, Vietnam, Hollanda, Ekvator gibi birçok ülkeye yat satışı yapıldı. 2023 yılında yat bakım onarıma ise 25 yat geldi, 10'u teslim edildi. 2023 yılı genel olarak iyi geçti ve 2024'e hızlı başladık" dedi.


RIHTIMDA YAT BAĞLAYACAK YER KALMADI

Mart ayından itibaren daha büyük boyda yatların denize inmeye başladığını anlatan Gürses şöyle konuştu:

"Şu anda rıhtımda yat bağlayacak yer bulmakta çok zorlanıyoruz. Bizim 2023 yılı Ekim ayından itibaren de bakım onarım anlamında bölgemize yoğun talep var. Şu an açık alanda yatlara yer vermekte büyük zorluk çekiyoruz. Güzel bir gelişme, neticede ülkemize ciddi katma değer yaratan bir sektör. Bu sayede özellikle yüksek gelirli tekne sahiplerine ülkemizde konaklama imkanı da yaratmış oluyoruz. Antalya'nın turizm faaliyetleriyle de paralel giden bir uğraş olarak nitelendirebiliriz."


Antalya Serbest Bölge'de 2000 senesinden 2024 yılı şubat sonu itibarıyla toplam lüks yat üretiminin 12 bin 863 metre toplam uzunluk ve 705 adede yükseldiğini açıklayan Gürses, satış değeri toplamının da 1 milyar 692 milyon dolar olduğu kaydetti. Gürses, bakım onarımda ise toplamda 194 lüks yattan 161'inin tamamlanıp, sahiplerine teslim edildiğini ve 108 milyon dolar gelir sağlandığını söyledi.


"YER ALMAK İÇİN SÜREKLİ İSTİŞARE HALİNDEYİZ"

Bu sene yat boylarının büyümesiyle 2023'ü geçmeyi hedeflediklerini söyleyen Gürses şunları kaydetti:

"60-70 teknenin denize indirilip, sahiplerine teslim edileceğini öngörüyoruz. Dünyada özellikle pandemi döneminden sonra orta boy, katamaran ve hibrit teknelere talep artışı vardı. Antalya Serbest Bölgesi, yat üretici firmalarımızla bu talepleri iyi bir şekilde karşılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan tekne de üretiliyor.


Şu an limanda teslim edilmeyi bekleyen tekneler var. 2 tane 53 metre, 1'er tane 45, 36, 34 metre, 2 tane 27 metre ve 7 tane 12 metre toplam 14 tekne var. Rıhtımda bağlama yerimiz kalmadı. Mümkün mertebe bu deneme seyir süreçlerini hızla tamamlayıp, yeni teknelere yer açmak için firmalarımızla sürekli istişare halindeyiz. Bu yıl da dolu bir sezon geçireceğimizi tahmin ediyoruz."

Share:

24 Mart 2024 Pazar

Yaşanan ekonomik krizde böbrek ve karaciğerden sonra sıra doğmamış çocuklara geldi

Yaşanan ekonomik krizde

Sosyal medyada biri 40 günlük diğeri 30 gün sonra dünyaya gelecek iki bebeğe 100 bin TL değer biçildi. Gerekçe: Ailelerin borçları ve geçim sıkıntısı... Para sıkıntısı yaşayanların organlarını satışa çıkardığı günümüzde, artık çaresizlik doğmamış bebekleri de yasadışı yollarla satmaya zorladı. Daha önce de “evlatlık bebek” siteleri üzerinden gayrimeşru ilişki sonrası yapılan bebek satışı yine maddi sıkıntı çeken ailelerin tercihi oldu. Cumhuriyet, bebeğini para karşılığı satan ailelerle görüştü. Kırıkkale’de bir anne 55 günlük kız bebeğini 100 bin TL karşılığında “otomobil” satar gibi internet sitesinde ilana koyarak pazarlık yaptı. 


Kimliği, doğum raporu olmayan ve evlilik dışı dünyaya gelen bebek için açıklama notuna “Borçlarım var. Hamilelik ve doğum sırasında çok para harcadım. Sıkıntıları ve bebeği aileme anlatamadım. Tek şartım 100 bin TL. Bebeği istediğiniz yere getirim” diyerek satma nedenini maddi sıkıntılar olarak gösterdi. Aile, bebeğin fotoğrafını da paylaştı. Bir anne ise 40 günlük bebeği olduğunu ücret karşılığında güvendiği kişiye bebeğini vereceğini yazdı. Ücreti yüz yüze yapılan görüşme ve güven sonrası belirteceğini de not düştü.


İLANDA ULTRASON FOTOĞRAFI

Antalya’da 23 yaşındaki bir anne doğumuna 30 gün kalan kız bebeğini 110 bin TL’ye internet üzerinden satışa koydu. İlanda bebeğin doktor kontrolleri ve ultrason fotoğraflarını da paylaşan kadın, “Acilen bebeğimi vermek istiyorum” ifadesini kullandı. Hamile kadın, doğum masraflarını da alıcının ödemesi gerektiğini özellikle belirtti. Bebek ilanları altına bazı aileler de para karşılığı bebek satmanın vicdansızlık olduğunu, bedelsiz bebeği sahiplenmeye hazır olduklarını yazarak telefon numaralarını bıraktı.


HASTANEDE İŞİ ÇÖZMÜŞLER 

İnternet üzerinden bebek alanlarla da görüşerek ne kadar ödediklerini öğrendik. İzmir’de bir aile üniversite öğrencisinden 45 bin TL vererek bebeği aldığını söylerken başka bir aile ise hastane masraflarını ödeyerek bebeği kendileri doğum yapmış gibi hastaneye kimliğini vererek üzerine geçirdiklerini anlattı. Başka bir aile de iki yıl önce Güneydoğu’ya giderek iki aylık bebeği aldıklarını itiraf etti.

Share:

23 Mart 2024 Cumartesi

‘En az 3 bin ziraat mühendisi gerekli’

ziraat mühendisi

Tarım ve Orman Bakanlığı 982 ziraat mühendisi alımı yaparken fakültelerden her yıl 5 bin yeni mezun verildiğini hatırlatan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak son derece yetersiz” dedi. Ziraat mühendislerinin atanamama sorunları devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2023’ün Aralık ayında 982 ziraat mühendisi alımı yapılacağını belirtmişti. Buna karşın fakültelerden her sene ortalama 5 bin yeni ziraat mühendisi mezun oluyor. Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Eski Tarım ve Orman Bakanları Bekir Pakdemirli ve Vahit Kirişçi dönemlerinde toplu ziraat mühendisi ataması yapılmadığını belirterek “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak fakültelerden ortalama 5 bin meslektaşımız mezun olurken yapılan bu atamalar son derece yetersiz” dedi. 


‘HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI KADRO VERMİYOR’

“Atamaların önündeki en büyük kısıtlamanın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kadro vermemesi olduğu söyleniyor” diyen Suiçmez, “Bizim Bakanlıktan talebimiz yeterli sayıda mühendis atanmasıyla tarım teşkilatını güçlendirmek, çiftçinin tarlasına, ahırına, ağılına bilimi götürmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı zorlamaları. Ülkemizde mezun olan mühendis sayısını da göz önüne alarak en az 3 bin ile başlamak üzere yeniden mühendis atamasının yapılması” ifadelerini kullandı. Atanan mühendislerin de sözleşmeli personel olarak atandığını söyleyen Suiçmez, mühendislerin kadrolu bir şekilde atanması gerektiğini de belirtti. 


‘ÇİFTÇİYLE MÜHENDİS ARAZİDE BULUŞMALI’

“Çiftçiyle mühendisin masa başında değil, arazide buluşması gerektiğini” söyleyen Suiçmez, “Zirai ilaçlar yanlış kullanılınca zehir oluyor. Yurtdışına giden ürünlerde ilaç kalıntısı sorunu yaşanıyor. Bunların da en başından beri üretim aşamasından pazara sunulma aşamasına kadar üreticiyle mühendisin yan yana olması, bakanlığın alanda olması gerekiyor” diyerek yeterli mühendis atanmamasının sonucunda yaşanan sorunları özetledi. 


KONU MECLİS'E DE TAŞINDI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ziraat mühendislerinin atanamama sorununu TBMM gündemine taşıdı. Konuya ilişkin soru önergesi veren Gürer, ziraat fakültelerinin her yıl 5 bin -6 bin arasında yeni mezun verdiğini ve mezun ziraat mühendislerinin iş bulma süreçlerindeki zorluklara vurgu yaptı. Çalışma koşullarının ağırlığına, asgari ücretin çok altında maaş teklifleri aldıklarına ve işverenler tarafından en az 3-5 yıl arası tecrübe şartı arandığına işaret eden Gürer şu soruları sordu: “Bakanlık tarafından düzenli bir atama takviminin oluşturulması düşünülmekte midir?, KPSS’den alınan puan ile tek tercih yapılması ve kadro yakmaların önüne geçilmesi için çalışıma var mıdır?, Bakanlığınızın özel sektörün uygulamalarında gerekli şartları iyileştirmeleri konusunda müdahalesi düşünülmekte midir?, Yeni mezun ziraat mühendislerine tecrübe kazandırılması için bir çalışma var mıdır?, 2024 yılında kaç ziraat mühendisi ataması yapılacaktır?”

Share:

22 Mart 2024 Cuma

Susamda ithalat patlaması

Susam

Türkiye’deki yanlış tarım politikaları susamı da vurdu. Ekim alanlarının daralması ile üretim düşerken ithalat kapısı sonuna kadar açıldı. Türkiye yerli, kaliteli susamını AB’ye satarken Çad’dan, Sudan’dan ithal edilen susam ise iç piyasada tüketiliyor.Türkiye’de susam üretimi yıldan yıla geriledi. 1990’lı yıllarda 940 bin dekar alanda 43 bin ton susam üretilirken, geçen yıl üretim 16 bin tonlara geriledi. Susam tüketimi artarken, yerli üretim azaldı. İktidarın politikaları sonucunda ekim alanları yüzde 57 daralırken, üretim de yüzde 32 düştü. İktidar, diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi üretim azalınca hemen ithalata yöneldi. Geçen yıl 215 bin ton susam ithalatı ile rekor kırıldı. Türkiye geçen yıl 38 ülkeden susam ithal etti. İthalat yapılan ülkeler ise şöyle: Çad, Sudan, Brezilya, Nijer ve Pakistan. En fazla ithalat yüzde 28 ile Çad’dan. Diğer yandan talebi karşılamak için ithalat artarken, yerli kaliteli susam da ihraç ediliyor. 


ÜRETİLENİN 13 KATI İTHALAT

CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, Türkiye’nin 2023 yılında 16 bin ton susam ürettiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Geçen yıl ürettiğimiz susamın 13 katını ise ithal ettik. Ne yazık ki Türkiye mercimekte olduğu gibi kaliteli susamını Avrupa Birliği ülkelerine satarken, Çad, Sudan, Brezilya, Nijer ve Pakistan’dan daha düşük proteinli ve yağlı susamı ithal ederek vatandaşına yediriyor. Bugün tahinde, ramazan pidesinde, simitte, pastacılık ürünlerinde kullanılan susam ithal. 2023 yılında 215 bin ton susam ithalatına 404 milyon dolar ödedik. Bu ithalat yüzyıllık Cumhuriyet tarihinin en yüksek ithalatıdır.” Ün, AKP döneminde 2.7 milyon ton susam ithalatına 3.8 milyar dolar ödendiğine dikkat çekti. 


'SİMİT NASIL YERLİ KALIR?'

“Bizim kaliteli susamımızı sadece zengin ülkeler değil hemen yanı başımızdaki komşumuz Irak bile ithal ediyor” diyen Ün, şöyle devam etti:

“Onlar vatandaşlarına besin değeri yüksek susamlar yedirirken biz ise dünyanın dört bir yanından daha düşük kalitede susam topluyoruz. AKP’nin ülkeyi düşürdüğü durum maalesef budur. Vatandaşına ikinci sınıf ürünü layık görürken en iyi ürünler yabancılara gidiyor. Kendi ürettiğimizi bile ağız tadıyla yiyemiyoruz. Üstelik her geçen yıl üretimimiz düşüyor. Simitte susam ithal, buğday ithal olursa simit nasıl yerli kalır ? AKP simidi de kendine benzetti.”

Ün, Türkiye’nin 32 ilinde susam üretildiğine dikkat çekerek, “Seçim bölgem Edirne bir zamanlar 57 ton susam üretirken şimdi 11 ton üretiyor. Çiftimize destek verilirse biz bunu üretiriz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Avrupa’ya sınır olan ilimizde çiftçilerimize destek versinler biz Edirne çiftçisi olarak Türkiye’nin susam ithalatını azaltır hatta ihracata geçeriz” dedi. 

Share:

Etiketler