27 Mart 2024 Çarşamba

Türkiye'de artan kaynak ihtiyacını karşılamak için zenginden ek vergi gündem yarattı

Türkiye

Ekonomistler dolaylı vergileri ve kayıt dışını azaltacak reform önerirken “Servet Vergisi gelir adaletsizliğini törpüleyebilir” görüşü de öne çıkıyor. İş dünyası ise “Yabancı çekin” dedi. Ekonomik krizden çıkış için kaynak arayan iktidar çifte Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) gibi uygulamaları hayata geçirirken artan gelir eşitsizliğine çare olarak “Servet Vergisi” önerildi. Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu’nun varlığı 6 milyon TL’nin üstünde olan herkesten yüzde 1 vergi alınması ve bunun deprem bölgesi için kullanılması teklifi ekonomi camiasını da iş dünyasını da böldü. Türkiye İş Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre işgücünün milli gelirden aldığı pay yüzde 29.7’ye gerilerken sermayenin aldığı pay yüzde 50.5’e çıktı. Gelir eşitsizliği artarken iktidar ise ekonomide yaşanan krizi sıkı para politikalarıyla aşmaya çalışıyor. Bunun için de yeni vergiler gündemde.


Kayıt dışı ekonomi ise yüzde 30’ların üzerinde. Bu ortamda yeni tartışma konusu servetten vergi alınması oldu. Öneri ekonomistler arasında farklı yorumlara neden oldu. Türkiye’nin yeni bir vergiye ihtiyacı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Esfender Korkmaz, “Gelir kazanılırken vergisi ödeniyor. Bir de bu geliri tasarrufa dönüştürdüğü için vergi almak çifte vergi demektir. Kaldı ki yeni bir vergiye ihtiyacımız yok. Türkiye’nin ihtiyacı bütçe harcamlarında disiplini sağlamaktır.


Bütçedeki saray gideri, gösteriş harcamaları ve israfın giderilmesi gerekiyor. Bütçenin yüzde 10’u popülist politikalarla ‘hanehalkına destek’ adı altında harcanıyor” diye konuştu. Servet Vergisi uygulamasının tasarrufları azaltabileceğini de söyleyen Korkmaz, “İnsanlar tasarruftan ve vergi bilincinden uzaklaşır. Ülke tasarrufları erir. Bunlar ortodoks politikalar değil, tamamıyla bütçeye mali disiplini getirememenin sonucu, yakaladığından vergi almaktır” dedi.


ADALETSİZLİĞİ TÖRPÜLER

Ekonomist Mahfi Eğilmez de kendi internet sitesinde kaleme aldığı yazıda “ Servet Vergisiyle uğraşmak yerine kayıt dışındakileri vergilemeyle ve kamu kesimindeki büyük israfı durdurmakla uğraşsak bütçe açığını hızla düşürürüz” dedi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise Servet Vergisi uygulamasını savunanlardan. Türkiye’de ciddi bir gelir ve servet dağılımı bozukluğu olduğunu hatırlatan Kozanoğlu, “Böyle bir toplumda Servet Vergisi bu adaletsizlikleri törpülemek için ciddi bir katkı sağlayabilir. Bu verginin uygulaması kolay değil. 


Bir kişinin döviz, TL, emlak, borsa yatırımı, mücevher gibi bütün varlıklarını içermesi gereken bir uygulamadır. Envanterini çıkarmak çok kolay değildir. Ama zaten tartışmayı gündeme getiren iş insanının açıklamasında da yüzde 1 vergiden bahsediliyor. Bu kimsenin itiraz edemeyeceği kadar düşük bir bedel” dedi. Servet Vergisi’nin geçmişte uygulanan Varlık Vergisi’ne dönüşmemesi için uyarılarda bulunan Kozanoğlu, “İnsanları mallarını elden çıkarmaya itecek şekilde yüksek oranda olması verimsizliğe yol açar. Onun için mesela 10 milyon dolarlık bir fabrikanın yüzde 30’u hemen alınmak yerine 10 yıl boyunca yüzde 3’ü alınabilir” ifadelerini kullandı. 


YABANCIYA YÖNELİN

Sanayiciye yüklenecek ilave yüklerin yatırımları etkileyeceğini söyleyen Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ise “İlave yükler yatırımları ve girişim şevkini azaltır. Zaten biz hükümetimizin deprem bölgesindeki sıkıntılarını ve maliyetlerini biliyoruz. Bu dönemde birkaç ilave yük geldi de” dedi. Türkiye’nin yabancı yatırımcıya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Zeytinoğlu, “Bunun için de 2000’li yılların başındaki reformları yeniden yapmamız gerek” diye konuştu.

Share:

26 Mart 2024 Salı

Kriz büyüyor... Fiyatı 9 bin doları aştı! Bakırı geride bıraktı

Kriz büyüyor

Son günlerin en sıcak emtia piyasası kakaoda yükseliş ivmesi sürüyor. Kakao fiyatları 9 bin doları aşarak bakırdan daha pahalı hale geldi. Küresel piyasalarda emtia piyasasına ilişkin olumlu beklentiler gelirken, son dönemde bir ürün kendinden çokça bahsettiriyor: Kakao. Son dönemdeki yükseliş ivmesiyle dikkat çeken ve 46 yılın en yüksek seviyesine çıkan kakao fiyatları ton başına 9 bin doları da aştı. Böylelikle kakao tonu 9 bin dolar civarında olan bakırı geride bıraktı. Mart ayında kakao fiyatlarında yüzde 50'ye varan artış görülmüştü. Piyasa uzmanları son rallinin fiyatları 10 bin dolara çıkarma olasılığına dikkat çekti.


FİYATLAR DAHA DA YÜKSELEBİLİR

Bloomberg Intelligence Analisti Diana Gomes, 2025 yılı Paskalya döneminde çikolata fiyatlarının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Fiyatlardaki yükseliş, çiftçilerin çekirdekleri yerel tüccarlara sattıkları, onların da bunları işleme tesislerine ya da küresel tüccarlara sattıkları küresel tedarik zincirini bozdu. Bu küresel tüccarlar ise kakao çekirdeklerini ya da yağ, toz ve kakao likörü gibi kakao ürünlerini Nestle, Hershey ve Mondelez gibi küresel çikolata devlerine satıyorlardı.


KITLIK DÖNEMI YAŞANIYOR

Normalde büyük ölçüde düzenlemelere tabi olan kakao piyasasında, tüccarlar ve kakao işleme tesisleri yerel tüccarlardan önceden belirlenmiş fiyatlarla bir yıl öncesine kadar kakao çekirdeği satın alıyordu. Yerel düzenleyiciler daha sonra çiftçilerin kakao çekirdeği için talep edebilecekleri tarla üretim fiyatını daha düşük hâle getiriyordu. Fakat bu yıl olduğu gibi kıtlık dönemlerinde yerel tüccarlar kakao çekirdeklerini güvence altına almak için çiftçilere genellikle tarla fiyatı üzerinden prim ödüyorlar. Tüccarlar daha sonra kakao çekirdeklerini önceden anlaşılan fiyatlardan teslim etmek yerine spot piyasada daha yüksek fiyatlardan satıyorlar.


ÇİKOLATA ŞİRKETLERİ DE SIKINTIDA

Küresel tüccarlar çikolata şirketlerine olan yükümlülüklerini yerine getirmek için bu kakao çekirdeklerini herhangi bir fiyattan satın almak için acele ederlerken, yerel işleme tesisleri ise genellikle kakao çekirdeği sıkıntısı çekiyorlar. Fildişi Sahili ve Gana, normalde yerel fabrikalara ucuz kredi vererek ya da küresel tüccarların satın alabilecekleri kakao çekirdeği miktarını sınırlayarak onları korumaya çalışıyordu.

Share:

25 Mart 2024 Pazartesi

Antalya'da lüks yat üretimi rekor kırıyor

Antalya

Antalya Serbest Bölgesi, 2000 yılından 2024'e kadar 705 lüks yat üreterek 1,69 milyar dolar gelir elde ederken, 2023'te 93 lüks yat satışı yaparak rekor kırdı. 2024 yılında ise yeni rekora ulaşılacağı düşünülüyor. Lüks ve ultralüks yat üretiminde dünyaca ünlü merkezlerden biri olan Antalya Serbest Bölge'de, 2000 yılından 2024 yılı şubat sonuna kadar toplam uzunluğu 12 bin 863 metre olan 705 lüks yat üretilerek, 1 milyar 692 milyon dolar gelir sağlandı. 2023 yılında 93 lüks yat satışıyla rekor kıran Serbest Bölge, 2024 yılında yeni rekora hazırlanıyor.


Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, 2023 yılını 1,1 milyar dolar ticaret hacmiyle kapadıklarını belirterek, bu hacmin yüzde 96'sının sanayi gruplarından oluştuğunu, yüzde 50'sinin Avrupa Birliği ülkeleriyle gerçekleştiğini söyledi. Bölgedeki 88 firmanın 30'unun yabancı sermaye, 50'sinin ise yat sektöründe olduğunu açıklayan Gürses, elektronik ve medikal sektörlerinin öne çıktığını kaydetti. Gürses, bölgede ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 136 olduğunu söyledi.


"SATIŞ DEĞERLERİ TOPLAMI 143 MİLYON DOLAR"

2023 yılında Antalya Serbest Bölgesi tarihinde yat sektörünün hem adet hem uzunluk hem de gelir olarak rekor kırdığını belirten Gürses, "2023'te 1424 metre toplam uzunluğa sahip 93 yat, sahiplerine teslim edildi. Satış değerleri toplamı 143 milyon dolar. ABD, Rusya, İsrail, Vietnam, Hollanda, Ekvator gibi birçok ülkeye yat satışı yapıldı. 2023 yılında yat bakım onarıma ise 25 yat geldi, 10'u teslim edildi. 2023 yılı genel olarak iyi geçti ve 2024'e hızlı başladık" dedi.


RIHTIMDA YAT BAĞLAYACAK YER KALMADI

Mart ayından itibaren daha büyük boyda yatların denize inmeye başladığını anlatan Gürses şöyle konuştu:

"Şu anda rıhtımda yat bağlayacak yer bulmakta çok zorlanıyoruz. Bizim 2023 yılı Ekim ayından itibaren de bakım onarım anlamında bölgemize yoğun talep var. Şu an açık alanda yatlara yer vermekte büyük zorluk çekiyoruz. Güzel bir gelişme, neticede ülkemize ciddi katma değer yaratan bir sektör. Bu sayede özellikle yüksek gelirli tekne sahiplerine ülkemizde konaklama imkanı da yaratmış oluyoruz. Antalya'nın turizm faaliyetleriyle de paralel giden bir uğraş olarak nitelendirebiliriz."


Antalya Serbest Bölge'de 2000 senesinden 2024 yılı şubat sonu itibarıyla toplam lüks yat üretiminin 12 bin 863 metre toplam uzunluk ve 705 adede yükseldiğini açıklayan Gürses, satış değeri toplamının da 1 milyar 692 milyon dolar olduğu kaydetti. Gürses, bakım onarımda ise toplamda 194 lüks yattan 161'inin tamamlanıp, sahiplerine teslim edildiğini ve 108 milyon dolar gelir sağlandığını söyledi.


"YER ALMAK İÇİN SÜREKLİ İSTİŞARE HALİNDEYİZ"

Bu sene yat boylarının büyümesiyle 2023'ü geçmeyi hedeflediklerini söyleyen Gürses şunları kaydetti:

"60-70 teknenin denize indirilip, sahiplerine teslim edileceğini öngörüyoruz. Dünyada özellikle pandemi döneminden sonra orta boy, katamaran ve hibrit teknelere talep artışı vardı. Antalya Serbest Bölgesi, yat üretici firmalarımızla bu talepleri iyi bir şekilde karşılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan tekne de üretiliyor.


Şu an limanda teslim edilmeyi bekleyen tekneler var. 2 tane 53 metre, 1'er tane 45, 36, 34 metre, 2 tane 27 metre ve 7 tane 12 metre toplam 14 tekne var. Rıhtımda bağlama yerimiz kalmadı. Mümkün mertebe bu deneme seyir süreçlerini hızla tamamlayıp, yeni teknelere yer açmak için firmalarımızla sürekli istişare halindeyiz. Bu yıl da dolu bir sezon geçireceğimizi tahmin ediyoruz."

Share:

24 Mart 2024 Pazar

Yaşanan ekonomik krizde böbrek ve karaciğerden sonra sıra doğmamış çocuklara geldi

Yaşanan ekonomik krizde

Sosyal medyada biri 40 günlük diğeri 30 gün sonra dünyaya gelecek iki bebeğe 100 bin TL değer biçildi. Gerekçe: Ailelerin borçları ve geçim sıkıntısı... Para sıkıntısı yaşayanların organlarını satışa çıkardığı günümüzde, artık çaresizlik doğmamış bebekleri de yasadışı yollarla satmaya zorladı. Daha önce de “evlatlık bebek” siteleri üzerinden gayrimeşru ilişki sonrası yapılan bebek satışı yine maddi sıkıntı çeken ailelerin tercihi oldu. Cumhuriyet, bebeğini para karşılığı satan ailelerle görüştü. Kırıkkale’de bir anne 55 günlük kız bebeğini 100 bin TL karşılığında “otomobil” satar gibi internet sitesinde ilana koyarak pazarlık yaptı. 


Kimliği, doğum raporu olmayan ve evlilik dışı dünyaya gelen bebek için açıklama notuna “Borçlarım var. Hamilelik ve doğum sırasında çok para harcadım. Sıkıntıları ve bebeği aileme anlatamadım. Tek şartım 100 bin TL. Bebeği istediğiniz yere getirim” diyerek satma nedenini maddi sıkıntılar olarak gösterdi. Aile, bebeğin fotoğrafını da paylaştı. Bir anne ise 40 günlük bebeği olduğunu ücret karşılığında güvendiği kişiye bebeğini vereceğini yazdı. Ücreti yüz yüze yapılan görüşme ve güven sonrası belirteceğini de not düştü.


İLANDA ULTRASON FOTOĞRAFI

Antalya’da 23 yaşındaki bir anne doğumuna 30 gün kalan kız bebeğini 110 bin TL’ye internet üzerinden satışa koydu. İlanda bebeğin doktor kontrolleri ve ultrason fotoğraflarını da paylaşan kadın, “Acilen bebeğimi vermek istiyorum” ifadesini kullandı. Hamile kadın, doğum masraflarını da alıcının ödemesi gerektiğini özellikle belirtti. Bebek ilanları altına bazı aileler de para karşılığı bebek satmanın vicdansızlık olduğunu, bedelsiz bebeği sahiplenmeye hazır olduklarını yazarak telefon numaralarını bıraktı.


HASTANEDE İŞİ ÇÖZMÜŞLER 

İnternet üzerinden bebek alanlarla da görüşerek ne kadar ödediklerini öğrendik. İzmir’de bir aile üniversite öğrencisinden 45 bin TL vererek bebeği aldığını söylerken başka bir aile ise hastane masraflarını ödeyerek bebeği kendileri doğum yapmış gibi hastaneye kimliğini vererek üzerine geçirdiklerini anlattı. Başka bir aile de iki yıl önce Güneydoğu’ya giderek iki aylık bebeği aldıklarını itiraf etti.

Share:

23 Mart 2024 Cumartesi

‘En az 3 bin ziraat mühendisi gerekli’

ziraat mühendisi

Tarım ve Orman Bakanlığı 982 ziraat mühendisi alımı yaparken fakültelerden her yıl 5 bin yeni mezun verildiğini hatırlatan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak son derece yetersiz” dedi. Ziraat mühendislerinin atanamama sorunları devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2023’ün Aralık ayında 982 ziraat mühendisi alımı yapılacağını belirtmişti. Buna karşın fakültelerden her sene ortalama 5 bin yeni ziraat mühendisi mezun oluyor. Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Eski Tarım ve Orman Bakanları Bekir Pakdemirli ve Vahit Kirişçi dönemlerinde toplu ziraat mühendisi ataması yapılmadığını belirterek “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak fakültelerden ortalama 5 bin meslektaşımız mezun olurken yapılan bu atamalar son derece yetersiz” dedi. 


‘HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI KADRO VERMİYOR’

“Atamaların önündeki en büyük kısıtlamanın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kadro vermemesi olduğu söyleniyor” diyen Suiçmez, “Bizim Bakanlıktan talebimiz yeterli sayıda mühendis atanmasıyla tarım teşkilatını güçlendirmek, çiftçinin tarlasına, ahırına, ağılına bilimi götürmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı zorlamaları. Ülkemizde mezun olan mühendis sayısını da göz önüne alarak en az 3 bin ile başlamak üzere yeniden mühendis atamasının yapılması” ifadelerini kullandı. Atanan mühendislerin de sözleşmeli personel olarak atandığını söyleyen Suiçmez, mühendislerin kadrolu bir şekilde atanması gerektiğini de belirtti. 


‘ÇİFTÇİYLE MÜHENDİS ARAZİDE BULUŞMALI’

“Çiftçiyle mühendisin masa başında değil, arazide buluşması gerektiğini” söyleyen Suiçmez, “Zirai ilaçlar yanlış kullanılınca zehir oluyor. Yurtdışına giden ürünlerde ilaç kalıntısı sorunu yaşanıyor. Bunların da en başından beri üretim aşamasından pazara sunulma aşamasına kadar üreticiyle mühendisin yan yana olması, bakanlığın alanda olması gerekiyor” diyerek yeterli mühendis atanmamasının sonucunda yaşanan sorunları özetledi. 


KONU MECLİS'E DE TAŞINDI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ziraat mühendislerinin atanamama sorununu TBMM gündemine taşıdı. Konuya ilişkin soru önergesi veren Gürer, ziraat fakültelerinin her yıl 5 bin -6 bin arasında yeni mezun verdiğini ve mezun ziraat mühendislerinin iş bulma süreçlerindeki zorluklara vurgu yaptı. Çalışma koşullarının ağırlığına, asgari ücretin çok altında maaş teklifleri aldıklarına ve işverenler tarafından en az 3-5 yıl arası tecrübe şartı arandığına işaret eden Gürer şu soruları sordu: “Bakanlık tarafından düzenli bir atama takviminin oluşturulması düşünülmekte midir?, KPSS’den alınan puan ile tek tercih yapılması ve kadro yakmaların önüne geçilmesi için çalışıma var mıdır?, Bakanlığınızın özel sektörün uygulamalarında gerekli şartları iyileştirmeleri konusunda müdahalesi düşünülmekte midir?, Yeni mezun ziraat mühendislerine tecrübe kazandırılması için bir çalışma var mıdır?, 2024 yılında kaç ziraat mühendisi ataması yapılacaktır?”

Share:

Etiketler