31 Mart 2024 Pazar

‘Yanıltıcı bilgi’ davası: İliç’te 9 işçinin toprak altında kaldığı madeni işleten ABD’li şirketi şikâyet ettiler

‘Yanıltıcı bilgi’ davası

Kanadalı ve ABD’li yatırımcılar, SSR Mining şirketine “menkul kıymetler dolandırıcılığı” suçlaması yöneltti. Şirketin “yanıltıcı beyanları” nedeniyle zarara uğradıklarını söyledi. Erzincan İliç’te bulunan Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facianın ardından siyanürlü liç yığınının altında kalan 9 işçiye halen ulaşılamadı. Çöpler Madeni’ni işleten Anagold Madencilik ve onun üst şirketi SSR Mining de bu süreçte, madendeki güvenlik önlemlerinin mevzuata uygun olduğuna dair açıklamalarda bulundu. ABD’deki SSR Mining yatırımcılarının ise bu ve daha önceki beyanların yanıltıcı olduğu iddiasıyla şirkete, şirketin yönetim kurulu başkanı Rodney P. Antal’a ve dönemin mali işler müdürü Alison White’a “Menkul kıymetler dolandırıcılığı” suçlamasıyla toplu dava açtığı ortaya çıktı. Cumhuriyet konunun ayrıntılarına ulaştı. Buna göre ABD merkezli birçok hukuk firması 23 Şubat 2022 ile 27 Şubat 2024 arasında şirketten hisse satın alan kişilerin toplu davaya katılmak için kendileriyle iletişime geçmesi çağrısında bulundu. Konu hakkında ulaştığımız bir SSR Mining yetkilisi, “Devam eden hukuki süreçler hakkında yorum yapmıyoruz” ifadeleriyle açıkladı. 


ÖNLEMLER YETERSİZ 

İliç faciasından önce yaklaşık 1.9 milyar dolar piyasa değeri olan SSR Mining şirketinin piyasa değeri 30 Mart itibarıyla yaklaşık 900 milyon dolara geriledi. Yatırımcılar şirketin yanıltıcı beyanları yüzünden zarara uğradıklarını savunuyorlar. Colorado Bölge Mahkemesi’nde görülecek dava kapsamında SSR Mining’e güvenlik konusundaki önlemlerin yetersiz olduğu, güvenli olmayan madencilik uygulamalarına girişildiği ve güvenlik konusunda yanlış bilgi verdiği ve/veya bilgi sakladığı suçlamaları şu ifadelerle yöneltildi: “Savunma (SSR Mining) Çöpler madeninde güvenlik konusundaki kararlılığını ve alınan güvenlik önlemlerinin etkinliğini maddi olarak abartmış, madende güvenli olmayan ve felaketle sonuçlanmasına dair makul ihtimaller olan madencilik uygulamalarına girişmiştir. SSR Mining’in Çöpler madenindeki beklentileri ve operasyonları hakkında bulunduğu beyanlar maddi olarak yanlış ve yanıltıcı ve/veya makul bir temelden yoksundu.” 


ANAGOLD’UN TÜRKİYE MÜDÜRÜ ‘KUSURSUZ’

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında geçen günlerde hazırlanan bilirkişi raporu tekrar gündeme geldi. Raporda Anagold Madencilik Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin “kusursuz” olduğu belirtilirken Anagold Madencilik Anonim Şirketi, SSR Mining Yetkilisi Jain Ronald Guille ve olay gerçekleştiğinde ABD’de bulunan ve halen Türkiye’ye dönmeyen Operasyon Direktörü Kenan Özdemir “asli kusurlu” bulunmuştu.

Share:

30 Mart 2024 Cumartesi

Dev ABD'li yatırım bankası Goldman'dan TL ve enflasyon analizi: Yerel seçimler ‘Dolar/TL’yi nasıl etkiler?

Yerel seçimler ‘Dolar/TL’yi nasıl etkiler?

ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye'de seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devam edeceği öngörüsünde bulundu. Goldman Sachs, 31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınladı. Raporda, "Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL'nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz. Bütçe gelirlerinin uzun dönemli ortalamasına ulaşmasından dolayı seçimlerin ardından geçen yıla benzer vergi artışları beklemiyor ve harcama yönlü baskıların da azalacağını düşünüyoruz" ifadesi kullanıldı.


"TL'DEKİ DEĞER KAYBI OLASILIĞININ DÜŞÜK OLDUĞUNA SİNYAL"

Yıl sonu enflasyon tahminine de yer verilen raporda, "Enflasyonun mayısta zirveye çıkacağını ve oradan olumlu baz etkileriyle birlikte yıl sonuna kadar yüzde 33'e kadar keskin bir düşüşe başlayacağını tahmin ediyoruz" değerlendirmesinde bulunuldu. Raporda, döviz talebine ilişkin olarak, "Türk halkının seçimlerden sonra TL'nin aşırı değer kaybedeceğine yönelik düşüncelerinden kaynaklı artan döviz talebi var ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizinde geçen hafta 500 baz puan artışa gitmesinin böyle bir değer kaybı olasılığının düşük olduğuna dair güçlü bir sinyal gönderdiğini düşünüyoruz" ifadesine yer verildi.


"ENFLASYONUN YÜZDE 68,5'E YÜKSELECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUZ"

Ramazanın bu yıl mart ayına denk gelmesi nedeniyle artan gıda ve hizmet enflasyonuyla birlikte enflasyonun bu dönemde yüksek seyretmeye devam edeceği öngörüsüne yer verilen raporda, "Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5'e yükseleceğini tahmin ediyoruz" denildi. Raporda, aylık bazda döviz kurundaki zayıflık nedeniyle yükselen çekirdek mal enflasyonuna karşılık diğer Tüketici Fiyat Endeksi alt kalemlerinde yavaşlama beklendiğine işaret edilerek, mevcut enflasyon ortamında ücret artışları ve ramazan ayının enflasyon üzerindeki toplam etkisini hesaplamanın zorluğu nedeniyle tahminler üzerinde bir belirsizlik olduğu kaydedildi.

Share:

29 Mart 2024 Cuma

TÜİK açıkladı: Sosyal koruma harcamalarının milli gelire oranı geriledi

Sosyal koruma

2021 yılında yüzde 11,1 olan sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2022 yılında yüzde 8,6 oldu. Emeklilere ayrılan kaynaklarda ise düşüş dikkat çekti. Sosyal koruma harcaması 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 60,2 artış göstererek 1 trilyon 291 milyar 77 milyon TL oldu. Bu harcamanın yüzde 98,2'sini 1 trilyon 267 milyar 924 milyon TL ile sosyal koruma yardımları oluşturdu.


EMEKLİLERE AYRILAN KAYNAKTA DÜŞÜŞ

Sosyal koruma yardımlarında emeklilere ayrılan kaynaklar ise yüzde 4,9'dan yüzde 3,8'e düştü.


GSYH'YE ORANLA GERİLEDİ

Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2022 yılında yüzde 8,6 oldu. Bu oran 2021 yılında yüzde 11,1 olmuştu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise yüzde 8,4 olarak gerçekleşti. Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların yüzde 3,8 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, yüzde 2,6 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve yüzde 1,0 ile dul/yetim harcamaları takip etti.


ŞARTLI YARDIMLAR

Şartlı yardımlar içinde en büyük payı yüzde 47,5 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu yüzde 20,4 ile engelli/malul yardımları ve yüzde 13,9 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti. Nakdi yardımlarda en büyük payı yüzde 71,2 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu yüzde 18,6 ile dul/yetim yardımları ve yüzde 4,5 ile aile/çocuk yardımları takip etti. Sosyal koruma gelirlerinin yüzde 41,4'ünü devlet katkıları, yüzde 28,4'ünü işveren sosyal katkıları ve yüzde 23,1'ini koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu.

Share:

28 Mart 2024 Perşembe

Otomatik ödeme talimatı verenler dikkat! Bankalar 'fatura'yı müşteriye kesti... Peki ne yapmalı?

Bankalar 'fatura'yı müşteriye kesti

Bankalar kredi kartıyla yapılan otomatik fatura ödemelerinden yüksek faiz talep etmeye başladı. Uzmanlara göre bu iki uygulama da yasal değil. Peki ne yapmalı? Bankalar tüketicilere otomatik fatura talimatı vermeleri için çok sayıda avantaj sunuyor. Genelde talimat veren müşterilere alışverişte kullanabilecekleri puanlar tanımlanıyor. Bankalar bu ödemelerden şimdiye kadar ya faiz almıyor ya da çok düşük faiz talep ediyordu. Ancak bu ay ekstrelerine bakan yurttaşlar yüksek tutarlarda "otomatik fatura ödeme faizi" ile karşılaştı. Bu konuda çok sayıda yurttaş tüketici derneklerine şikayette bulunuyor.


"FAİZ ÜCRETİ ALINMAYA BAŞLADI"

NTV'den Uğurcan Gökçen'in haberine göre, Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü, yaptığı açıklamada, "Yıllarca bankalar mevduatları çekebilmek için tüketicilerden otomatik ödeme talimatları almaya çalıştılar. Fakat son zamanlarda tüketicilerin kredi kartıyla yaptıkları otomatik ödemelerden faiz ücreti almaya başladılar" dedi. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez ise "Bankalar binbir rica ile aldıkları otomatik ödemelerden artık bugün faiz alıyor. Bunun nakit ödeme olduğunu söylüyorlar" ifadelerini kullandı.


"FAİZ ORANI KREDİ KARTINDAKİNDEN YÜKSEK"

Otomatik fatura ödeme faiz oranı ise kredi kartı faizinden yüksek. Şu an kredi kartı faizleri yüzde 3,74 oranında. Çünkü Merkez Bankası kredi kartı faizlerini yüzde 35 politika faizine sabitledi. Otomatik fatura talimatı faiz oranı yüzde 5 seviyesinde. Bankaların kredi kartı bilgilendirme metinlerinde otomatik fatura talimatı faizi istenilebileceğine dönük açıklamalar var. Yani kredi kartı alınırken yapılan sözleşmede tüketiciye bilgilendirme yapılıyor.


TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE BAŞVURULMALI

Uzmanlar yine de bunun yasalara aykırı olduğu görüşünde. İbrahim Güllü, "Bu yasal bir uygulama değil, çünkü kredi kartıyla yapılan bu ödemeler alışveriş kapsamında. Yani nakit çekim değil" değerlendirmesini yaptı. Güllü'ye göre, bu uygulama Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 17. maddesine aykırılık teşkil ediyor. Tüketici dernekleri ödenen ücretlerin geri alınması için tüketici hakem heyetine başvurulmasını öneriyor. Başvuruların e-devlet üzerinden de yapılabileceğini belirtiyorlar.

Share:

27 Mart 2024 Çarşamba

Türkiye'de artan kaynak ihtiyacını karşılamak için zenginden ek vergi gündem yarattı

Türkiye

Ekonomistler dolaylı vergileri ve kayıt dışını azaltacak reform önerirken “Servet Vergisi gelir adaletsizliğini törpüleyebilir” görüşü de öne çıkıyor. İş dünyası ise “Yabancı çekin” dedi. Ekonomik krizden çıkış için kaynak arayan iktidar çifte Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) gibi uygulamaları hayata geçirirken artan gelir eşitsizliğine çare olarak “Servet Vergisi” önerildi. Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu’nun varlığı 6 milyon TL’nin üstünde olan herkesten yüzde 1 vergi alınması ve bunun deprem bölgesi için kullanılması teklifi ekonomi camiasını da iş dünyasını da böldü. Türkiye İş Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre işgücünün milli gelirden aldığı pay yüzde 29.7’ye gerilerken sermayenin aldığı pay yüzde 50.5’e çıktı. Gelir eşitsizliği artarken iktidar ise ekonomide yaşanan krizi sıkı para politikalarıyla aşmaya çalışıyor. Bunun için de yeni vergiler gündemde.


Kayıt dışı ekonomi ise yüzde 30’ların üzerinde. Bu ortamda yeni tartışma konusu servetten vergi alınması oldu. Öneri ekonomistler arasında farklı yorumlara neden oldu. Türkiye’nin yeni bir vergiye ihtiyacı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Esfender Korkmaz, “Gelir kazanılırken vergisi ödeniyor. Bir de bu geliri tasarrufa dönüştürdüğü için vergi almak çifte vergi demektir. Kaldı ki yeni bir vergiye ihtiyacımız yok. Türkiye’nin ihtiyacı bütçe harcamlarında disiplini sağlamaktır.


Bütçedeki saray gideri, gösteriş harcamaları ve israfın giderilmesi gerekiyor. Bütçenin yüzde 10’u popülist politikalarla ‘hanehalkına destek’ adı altında harcanıyor” diye konuştu. Servet Vergisi uygulamasının tasarrufları azaltabileceğini de söyleyen Korkmaz, “İnsanlar tasarruftan ve vergi bilincinden uzaklaşır. Ülke tasarrufları erir. Bunlar ortodoks politikalar değil, tamamıyla bütçeye mali disiplini getirememenin sonucu, yakaladığından vergi almaktır” dedi.


ADALETSİZLİĞİ TÖRPÜLER

Ekonomist Mahfi Eğilmez de kendi internet sitesinde kaleme aldığı yazıda “ Servet Vergisiyle uğraşmak yerine kayıt dışındakileri vergilemeyle ve kamu kesimindeki büyük israfı durdurmakla uğraşsak bütçe açığını hızla düşürürüz” dedi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise Servet Vergisi uygulamasını savunanlardan. Türkiye’de ciddi bir gelir ve servet dağılımı bozukluğu olduğunu hatırlatan Kozanoğlu, “Böyle bir toplumda Servet Vergisi bu adaletsizlikleri törpülemek için ciddi bir katkı sağlayabilir. Bu verginin uygulaması kolay değil. 


Bir kişinin döviz, TL, emlak, borsa yatırımı, mücevher gibi bütün varlıklarını içermesi gereken bir uygulamadır. Envanterini çıkarmak çok kolay değildir. Ama zaten tartışmayı gündeme getiren iş insanının açıklamasında da yüzde 1 vergiden bahsediliyor. Bu kimsenin itiraz edemeyeceği kadar düşük bir bedel” dedi. Servet Vergisi’nin geçmişte uygulanan Varlık Vergisi’ne dönüşmemesi için uyarılarda bulunan Kozanoğlu, “İnsanları mallarını elden çıkarmaya itecek şekilde yüksek oranda olması verimsizliğe yol açar. Onun için mesela 10 milyon dolarlık bir fabrikanın yüzde 30’u hemen alınmak yerine 10 yıl boyunca yüzde 3’ü alınabilir” ifadelerini kullandı. 


YABANCIYA YÖNELİN

Sanayiciye yüklenecek ilave yüklerin yatırımları etkileyeceğini söyleyen Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ise “İlave yükler yatırımları ve girişim şevkini azaltır. Zaten biz hükümetimizin deprem bölgesindeki sıkıntılarını ve maliyetlerini biliyoruz. Bu dönemde birkaç ilave yük geldi de” dedi. Türkiye’nin yabancı yatırımcıya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Zeytinoğlu, “Bunun için de 2000’li yılların başındaki reformları yeniden yapmamız gerek” diye konuştu.

Share:

Etiketler