saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2024 Cumartesi

TÜİK: 2024'te tahıl üretiminde düşüş bekleniyor

TÜİK

TÜİK, üretim miktarının 2024'te tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 2 azalacağı; sebzelerde yüzde 5,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 3,4 oranında artacağı tahmin edildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024'e ilişkin Bitkisel Üretim 1.Tahminini açıkladı. TÜİK verilerine göre, bitkisel üretimin bir önceki yıla göre tarla ürünlerinde azalacağı, meyve ve sebze grubunda ise artacağı tahmin edildi. Üretim miktarlarının, 2024 yılı ilk tahmininde bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 2,0 azalacağı; sebzelerde yüzde 5,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 3,4 oranında artacağı tahmin edildi. Buna göre, yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 76,1 milyon ton, sebzelerde 33,6 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 28,3 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü.


TAHIL ÜRETİMİNDE AZALIŞ TAHMİNİ

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,4 oranında azalarak yaklaşık 39,9 milyon ton olacağı tahmin edildi. Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin yüzde 4,5 oranında azalarak 21 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 8,7 oranında azalarak 8,4 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 11,5 oranında azalarak 270 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 2,4 oranında azalarak 400 bin ton, mısır üretiminin ise yüzde 5,6 azalarak yaklaşık 8,5 milyon ton olacağı öngörüldü.


Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 610 bin ton, 270 bin ton ve 410 bin ton olacağı tahmin edildi. Yumru bitkilerden patatesin ise bir önceki yıla göre yüzde 14,0 oranında artarak 6,5 milyon ton üretileceği tahmin edildi. Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 21,5 oranında artarak 167 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 8,7 oranında artışla yaklaşık 2,4 milyon ton olacağı öngörüldü. Şeker pancarı üretiminin yüzde 2,1 oranında azalarak 23 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.


SEBZE ÜRETİMİNDE ARTIŞ ÖNGÖRÜSÜ

Sebze ürünleri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak yaklaşık 33,6 milyon ton olacağı tahmin edildi. Sebzeler grubu ürünlerinden domateste yüzde 9,0, kuru soğanda yüzde 7,7, salçalık-kapya biberde yüzde 16,4 oranında üretim artışı; hıyarda yüzde 4,8, sivri biberde yüzde 3,3, kırmızı lahanada yüzde 7,6 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi.


MEYVE ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENTİSİ

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,4 oranında artarak yaklaşık 28,3 milyon ton olacağı tahmin edildi. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 2,2, çilekte yüzde 5,9 üretim azalışı beklenirken, şeftali ve nektarin toplamında yüzde 15,6, kirazda yüzde 4,6, narda yüzde 8,3, üzümde yüzde 8,8 oranında üretim artışı olacağı öngörüldü.Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 18,7, portakalda yüzde 13,5, limonda yüzde 16,2 oranında üretim azalışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 5,4, cevizde yüzde 16,1, Antep fıstığında yüzde 67,0 oranında üretim artışı olacağı tahmin edildi. Muz üretiminde yüzde 4,9 oranında azalış, zeytin üretiminde yüzde 90,8 artış olacağı öngörüldü.

Share:

23 Mayıs 2024 Perşembe

Abu Dhabi Çevre, 1 Haziran 2024 itibarıyla tek kullanımlık Strafor ürünlerini yasakladı

Abu Dhabi Çevre

Çevre Ajansı Abu Dabi, otoritenin 2020'de duyurduğu Abu Dabi'deki tek kullanımlık plastik politikasının bir parçası olarak, 1 Haziran 2024'ten itibaren Emirlik'te bir grup Strafor ürününe yasağın uygulandığını duyurdu. Strafor, genleştirilmiş polistiren adı verilen çok amaçlı bir plastik türüdür. Yasaklı ürünler listesi, genişletilmiş polistiren "Strafor"dan yapılmış bardaklar, kapaklar ve tabaklar, fast food veya hemen tüketime hazır yiyecekleri paketlemek için kullanılan gıda kaplarını içerir. veya genellikle tüketilen hazır ürünü içeren paketler, pişirme, ısıtma gibi herhangi bir ek işlem yapılmadan tencereden alınır. Tek kullanım için tasarlanmamış genleştirilmiş polistiren ürünleri yasağın kapsamı dışındadır. Buna büyük saklama kutuları ve et, balık, sebze, meyve, hazır süt ürünleri ve perakende satışa yönelik diğer gıda maddelerini depolamak için kullanılan kaplar dahildir. Tıbbi kullanım için tasarlanan ürünler de yasağın kapsamı dışındadır.


Tek kullanımlık plastik

Abu Dabi Çevre Ajansı Genel Sekreteri Ekselansları Dr. Sheikha Salem Al Dhaheri, bunun Abu Dabi Emirliği'nde 2020 yılında başlatılan tek kullanımlık plastik malzeme politikasının uygulanmasının bir devamı olduğunu söyledi ve 2022 yılında tek kullanımlık plastik poşet yasağının başarıyla uygulanması ve şişelerin geri kazanılmasına yönelik öncü girişimin başlatılmasının ardından, 2023 yılında bazı Strafor ürünleri 1 Haziran 2024'ten itibaren Abu Dabi Emirliği'nde yasaklanacak. Çevredeki atıkların azaltılmasına katkıda bulunan ve besin zincirine girerek insan sağlığına zarar verebilecek ve biyolojik çeşitliliği etkileyebilecek mikroplastik parçacıklara ayrışan Straforu sınırlandırır. Herhangi bir ürünü yasaklarken, mevcut ve sürdürülebilir alternatifler sunulurken tüketicinin onsuz da yapabilmesinin her zaman göz önünde bulundurulduğunu, devlet kurumları ve özel sektöre, mümkün olan ürünlere geçişlerini kolaylaştırmak için destek verildiğini anlattı. yeniden kullanmak.


Abu Dabi Emirliği'nde

Abu Dabi Emirliği'nde tek kullanımlık plastik malzeme politikasının uygulanmasıyla Nisan 2024 sonuna kadar 310 milyon tek kullanımlık plastik poşet tüketiminin önlenmesinde başarı elde edildiğini ve poşet sayısındaki azalmanın yüzdesel olarak arttığını sözlerine ekledi. Perakendecilerdeki kasalara dağıtılan atık oranı yüzde 95'e ulaştı ve böylece Abu Dabi, 2023'te toplanan 2.000 ton tek kullanımlık plastik poşet ve 67 milyon şişeye eşdeğer 1.000 tondan fazla şişeden daha fazla israfın önüne geçti. Abu Dabi Ekonomik Kalkınma Dairesi Müsteşarı Ekselansları Rashid Abdul Karim Al Balushi, proaktif bir yaklaşımın parçası olarak bakanlığın satış mağazalarını ve yerel sanayi kuruluşlarını yasak kararı konusunda eğitmede önemli bir rol oynadığını vurguladı. politikanın uygulanmasını desteklemek ve özel sektörü çevresel alternatiflere geçmeye hazırlamak. Abu Dabi Ekonomik Kalkınma Departmanı, genelge 50.000'den fazlasını hedef aldığından yasağı ilgili tüm endüstriyel ve ticari kuruluşlara ve satış noktalarına dağıttı.


Strafordan üretilen hedefe yönelik ürünler

Plastik ürün üretimi alanında faaliyet gösteren ticari bir kuruluş ve 80 kuruluş, Abu Dabi Çevre Ajansı ile koordinasyon ve işbirliği içinde, ticari ve endüstriyel kuruluşlara yönelik, yasak kararının ayrıntılarını tanıtmak ve mevzuatı gözden geçirmek için bir bilinçlendirme programı başlattı. Strafordan üretilen hedefe yönelik ürünler. Bir sonraki aşamada bakanlık, yasak kararının Emirlik'te 1 Haziran 2024'ten itibaren belirtilen zaman çizelgesine göre tam olarak uygulanmasını sağlamak için satış mağazaları ve yerel endüstriyel tesislerde saha denetim kampanyaları düzenleyecek.

Share:

12 Mayıs 2024 Pazar

İPA: İstanbullu çalışan annelerin yaşam memnuniyeti 4,4, çalışmayan annelerin 4.6

İPA

İstanbul Planlama Ajansı'nın araştırmasına göre; İstanbullu annelerin yüzde 66,9'u çalışmıyor, yüzde 33,1'i ise çalışıyor. 10 üzerinden yapılan değerlendirmelere göre, çalışan annelerin yaşam memnuniyeti 4,4, çalışmayanların ise 4,6. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı (İBB) İstanbul Planlama Ajansı (İPA) “İstanbul'da Anne Olmak” başlığı altında yaptığı araştırmayla ilgili verileri yayınladı. Verilere göre, İstanbullu annelerin yüzde 66,9'u çalışmayor, yüzde 33,1'i ise çalışıyor. 10 üzerinden yapılan değerlendirmelere göre, çalışan annelerin yaşam memnuniyeti 4,4, çalışmayanların ise 4,6.


İBB’ye bağlı İPA sosyal medya hesabından “Anneler Günü” öncesi yapmış olduğu araştırmayla ilgili verilerini paylaştı. “İstanbul’da Anne olmak” başlığı altında yapılan paylaşımda şu satırlara yer verildi:

“İstanbullu annelerin yüzde 66,9'u çalışmayor, yüzde 33,1'i ise çalışıyor. Çalışan annelerin yaşam memnuniyeti 4,4 iken, çalışmayan annelerin 4,6'dır. İstanbullu annelerin yüzde 65,2'sinin çalışmama sebebi ev işleri ve bakım emeğiyken, diğer sebepler arasında iş bulamama (yüzde 5,6) ve aile izni olmaması (yüzde 1) bulunuyor. 


“ANNELERİN SON 3 AYDA GÜNDEMİ EKONOMİK SORUNLAR”

Son 3 ayda İstanbullu annelerin gündemi yüzde 52,2 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 17,8 ile 31 Mart yerel seçimleri oldu. Ekonomik sıkıntılar altında, İstanbullu annelerin yalnızca yüzde 39'u her iki günde bir etli yemek yiyebiliyor. Annelerin, yüzde 33,6'sı yeni kıyafet alabileceğini, yüzde 30,7'si yılda bir haftalık tatil yapabileceğini düşünüyor.


''YEREL YÖNETİMLER ANNELERE DESTEĞİ ARTTIRMALI''

İPA, yaptığı araştırmada yerel yönetimlerin annelere yönelik destek programlarının ve  ailelerin refahının arttırması gerektiğini de belirtti. Yapılan paylaşımda bu konuda da şu bilgilere yer verildi:

 “Yerel yönetimler, annelere yönelik tasarladıkları sosyal destek programları aracılığıyla ailelerin günlük yaşamını kolaylaştırmayı ve refahını artırmayı hedeflemelidir. İşte İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İstanbullu annelerin yaşamını kolaylaştırmak amacıyla sunduğu hizmetler; İBB'nin 'Yenidoğan Destek Paketi'nden 28 bin 788 anne, 'Yuvamız İstanbul Hizmeti'nden 10 binden fazla anne ve 'İstanbul Bebek Projesi'nden 5 bin 713 anne faydalandı. Toplam 69 bin 607 'Anne-Bebek Destek Paketi' ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı. 'Anne Kart' uygulamasıyla 0-4 yaş çocuk anneleri, İstanbul'da ücretsiz toplu taşıma hakkı kazandı ve kullanımı giderek artıyor"

Share:

9 Mayıs 2024 Perşembe

Okul müdürü cinayetinde yeni gelişme: Öğrenci tutuklandı

Öğrenci tutuklandı

Alibeyköy'de özel bir lisede müdür olan İbrahim Oktugan'a (74) silahla ateş ederek öldüren 17 yaşındaki Y.K, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı. Alibeyköy Mahallesi Beste Sokak'taki özel bir lisede önceki gün meydana gelen olayda, okul müdürü İbrahim Oktugan'a (74) silahla ateş ederek öldürdüğü iddia edilen Suça Sürüklenen Çocuk (SÇÇ) Y.K., bugün emniyet işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesine sevk edildi. Savcılıktaki ifadesi alınan Y.K., 'kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak kasten öldürme' suçundan tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Hakimliğe çıkarılan SSÇ Y.K., tutuklandı.


"OLAYDAN SONRA BÖREK ALIP EVE GİTTİM"

SSÇ Y.K., savcılık ifadesinde okul müdürü Oktugan ile geçmişe dayalı husumetlerinin bulunduğunu, olay günü evden çıkarken annesine börek almaya gideceğini söylediğini, amacının İbrahim Oktugan'ı öldürmek değil dövmek olduğunu, odasına girdiğinde Oktugan'ı bacağından vurmak istediğini, Oktugan'ın silahı almak için hamle yaptığını, o sırada koluna ateş etitğini, iki kez de karnıda sıktığını söyledi. Olaydan sonra börek alarak eve gittiğini anlatan Y.K., sonrasında ise tabanca ve telefonunu Alibeyköy Barajı'na attığını ve pişman olduğunu söyledi.


ANNESİ IRAK'TA ÖĞRETMENMİŞ

Oğlu, tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edilkten sonra Cumhuriyet'e konuşan anne N.K., eşinin Türkmen olduğunu, 17 yıl önce Türkiye'ye geldiklerini, burada kozmetik ve emlak işi yaptıklarını, kendisinin Türk vatandaşı olduğunu, Irak'ta yaşadıklarında kendisinin de öğretmen olduğunu, oğlunun olaydan 3 ay önce trafik kazası geçirdiğini, kazadan sonra travma geçirdiğini, evden çıkmadığını ve psikolojik sorunlar yaşamaya başladığını anlattı. N.K., oğlunun arkadaşları tarafından kullanıldığını öne sürerek, oğlunun böyşe bir şeyi yapacak biri olmadığını, eğitim için Amerika'ya gitmek istediğini ve bunun için dil kursuna yazıldığını söyledi.


"ÇEVRESİNDEKİLERİN YÖNLENDİRMESİ"

Ailenin avukatı Duygu Gökçe ise Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, "Yaşanan olayın nedeni müdür beyin müvekkilime ve annesine Arapça konuşuyorlar diye ağır küfürler etmesidir. Müvekkilim yaşanan olaydan dolayı çok pişman. Zaten Şubat ayında geçirdiği bir trafik kazasından dolayı ağır psikolojik tedavi görüyordu. Bu nedenle manipülasyona da çok açık. Çevresindekilerin yönlendirmesiyle böyle bir olaya kalkıştı. Kendisine ve annesine karşı edilmiş bir takım hakaretler karşısında zaten psikolojik rahatsızlığın  da vermiş olduğu sağlıklı düşünememe sonucunda işlemiştir" ifadelerini kullandı.

Share:

30 Nisan 2024 Salı

Tereyağında taklit ve tağşişe karşı yeni kriterler geliyor

Tereyağı

Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicileri korumak, ürünlerdeki taklit ve tağşişi önlemek amacıyla "Türk Gıda Kodeksi Tereyağı ve Sadeyağ Tebliğ Taslağı"nı hazırlayarak görüşe sundu. Düzenlemeyle tereyağı ve sade yağın tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, muhafazası, ambalajlanması, depolanması, taşınması ve pazarlanması için gerekli özelliklerin belirlenmesi amaçlandı. Bu kapsamda, tuz ilave edilmeyen tereyağının süt yağı oranının ağırlıkça en az yüzde 82 olması kriteri getiriliyor.Çeşni maddesi bulunmayan tereyağında aroma vericilerin kullanılamayacağı tebliğe eklendi. Düzenleme kapsamındaki ürünlerde, manda sütü aroması ile yoğurt aroması gibi süt ve süt ürünleri aroma vericileri de kullanılamayacak.


AMBALAJ VE ETİKETLERDE YENİ KURALLAR

Ürünlerdeki etiketleme, ambalajlama ve işaretleme maddeleri de tebliğ taslağıyla yeniden düzenleniyor. Buna göre, ürünlerin etiketinde gıda adının temel görüş alanında yer alması gerekecek.Ürünlerin içerdiği süt yağı miktarları, gıda adının yanında ve en az gıdanın adıyla aynı punto büyüklüğünde temel görüş alanında belirtilecek. Çeşnili tereyağında kullanılan çeşni maddesi de gıdanın adıyla birlikte kullanılacak.Ürünler taşınıp depolanırken ve son tüketiciye arz edilirken sıcaklığın en yüksek 6 santigrat olması gerekecek.


31 ARALIK'A KADAR GEÇİŞ SÜRECİ

Tebliğe aykırı davrananlar hakkında Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun ilgili maddeleri kapsamında idari yaptırım uygulanacak. Gıda işletmecileri, 31 Aralık 2024'e kadar tebliğin hükümlerine uyum sağlama yükümlülüğünde olacak. Bu tarihten önce etiketlenen veya piyasaya arz edilen gıdalar ise raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilecek. Düzenlemeyle tüketicileri korumak, ürünlerdeki taklit ve tağşişi önlemek amaçlanıyor. 

Share:

28 Nisan 2024 Pazar

Güneş kreminde ambalaja dikkat!

Güneş kremi

TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Ahmet Pura, sahte ve taklit kozmetik ile güneş kremlerinin iç ambalaj etiketlerinde düzensiz basımlara sıkça rastlandığını belirterek, ürünlerin etiketlerinin basılma düzenine ve simetrisine dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi. TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Ahmet Pura, Türkiye'de yıllık ortalama 5 milyon kutu dermokozmetik güneş koruyucu ürünün eczanelerde, 7,5 milyon kutu güneş koruyucu ürünlerin de e-ticaret yoluyla satıldığını söyledi. Pura, zincir marketler, çevrimiçi perakendeler ve güzellik mağazalar üzerinden satış sayısının da yıllık ortalama 5 milyon kutu olduğunu dile getirdi. Sahte ve taklit güneş koruyucu kremlerinin orijinallerinden nasıl ayırt edileceği konusunda da bilgi veren Pura, kozmetik ürünlerinin eczanelerden, güvenilir yetkili satıcılardan ve satış noktalarından alınmasının önemine işaret etti.


ÜRÜN TAKİP SİSTEMİ KAYDINA BAKILMALI

Ürünün, "Ürün Takip Sistemi"nde kaydının bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini anlatan Pura, sahte ve taklit ürünlerde sıkça görülen, ambalajın şişmesi durumuna dikkat edilmesi tavsiyesinde bulundu.


"ETİKETİN BASILMA DÜZENİ VE SİMETRİSİNE DİKKAT EDİLMELİ"

Güneş koruyucu kremlerin iç ve dış olmak üzere farklı ambalajlara sahip olabildiğini ifade eden Pura, şunları kaydetti:

"Sahte ve taklit ürünlerin iç ambalaj etiketlerinde sıklıkla rastlanan düzensiz basımlar nedeniyle etiketlerin basılma düzenine ve simetrisine dikkat edilmelidir. Orijinal ürün etiket ve ambalajlarında firmaya özel fontlar kullanılmakta olup satın alınan ürünlerde bu yazı stil ve fontlarının yer alıp almadığı kontrol edilmelidir."

Ürünün üretim ve son kullanma tarihinin kontrol edilmesinin önemine işaret eden Pura, ürünün son kullanma tarihinin 3 yılı aşmadığından emin olunması gerektiğini söyledi.


BİLYE SESİNE DİKKAT!

Pura, ürünlerin renklerinin de orijinal olup olmadığını anlamak için bir yöntem olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Renksiz olarak üretimi yapılan orijinal ürünlerin sahte ve taklitlerinde sıklıkla ürün rengi değiştirilmiş olarak piyasada bulunmakta olup satın alınan ürünlerin renk kontrolleri gerçekleştirilmelidir.

Orijinal ürünleri sahte ve taklit ürünlerden ayırt edilebilmesi için ürün içinde bilyesi bulunmakta olup satın alınmak istenilen ürün iyice çalkalanarak bilye sesi duyulduğuna dikkat edilmelidir."


GÜNEŞ KREMİ ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Yaz mevsimine girerken güneş koruyucuların öneminin arttığını belirten Pura, sektörde de güneş koruyucu kremlere taleplerin yükseldiğini bildirdi. Pura, güneş ışınlarının "UVA" ve "UVB" ışınlarından oluştuğunu ifade ederek, güneş koruyucu krem seçilirken söz konusu iki ışından da koruyan nitelikte olması gerektiğini söyledi. Ürünün geniş spektrumlu olması ve kızılötesi ışınlara karşı da koruma sağlaması gerektiğini aktaran Pura, "Bu özellikleri barındırmayan ürünlerde güneşten tam bir koruma beklenemez ve ilgili ürünler cilt yaşlanmasına karşı etki, lekelenmeyi önleme, en önemlisi güneş yanığı ve ilerleyen dönemlerde cilt kanseri riskine karşı koruma işlevlerini yerine getiremezler" dedi.


HANGİ CİLT İÇİN NASIL GÜNEŞ KREMİ SEÇİLMELİ?

Pura, güneş kremlerinin fiziksel ve kimyasal koruyucu olarak iki çeşidi olduğunu belirterek, fiziksel koruyucu olanların ciltten temizlenmesinin kimyasallardan daha kolay olduğunu anlattı. Güneş kremi seçiminde kişilerin cilt tiplerine göre de dikkat etmesi gerektiğini belirten Pura, "Yağlı cildi olanlar akışkan sıvı formlarda ya da jel formundaki güneş koruyucuları, kuru cildi olanlar ise krem formundaki güneş koruyucuları tercih etmelidir. Aksi takdirde, yağlı cildi olanlarda sivilce artışı, kuru cildi olanlarda ise kuruluk artışı gelişebilir. Cilt lekeleri olanlar güneş koruyucu krem seçerken kapatıcı formu olan kremleri tercih edebilir. Bu sayede hem güneş koruyucu kremin koruyucu etkisinden faydalanabilirken, hem de ciltteki lekelerin görünmesinin önüne geçebilirler." değerlendirmesinde bulundu.

Share:

3 Nisan 2024 Çarşamba

Katliam gibi yangın: 29 ölü

yangın

İstanbul Gayrettepe’de dün öğle saatlerinde 16 katlı bir binanın giriş katında bulunan Masquerade Club isimli gece kulübünde yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. İlk belirlemelere göre yangında 29 kişi yaşamını yitirdi. Yangına ilişkin işyeri sahipleri ve sorumlu müdürle birlikte toplam sekiz şüpheli gözaltına alındı.Yangın, Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi, Gönenoğlu Sokak’ta saat 12.47’de çıktı. Yaklaşık 50 işçinin tadilat yaptığı sırada binada bir patlama olduğu iddia edildi. Gece kulübünden yükselen alevler, binanın dördüncü katına kadar uzandı. Cumhuriyet olayın ilk saatlerinde yangının çıktığı bölgedeydi. Görgü tanıklarının ifadesine göre gece kulübünün ramazan ayı nedeniyle kapalı olduğu ve bir süredir içeride tadilat çalışması yapıldığı öğrenildi. Patlama ve yangının ardından alevler ve dumandan binanın üst katında oturan yurttaşlar da olumsuz etkilendi.


BEKLEYİŞ SÜRÜYOR

Yaşamını yitirenlerin cenazeleri çevredeki hastanelerin morguna kaldırıldı. Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’nin morgu önünde yaşamını yitirenlerin yakınları teşhis için beklerken Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ekipleri bina önünde güvenlik önlemi aldı. Bazı aile yakınları da sinir krizi geçirdi. Yaralıların kaldırıldıkları hastanelerde tedavileri sürüyor.


SEKİZ KİŞİYE GÖZALTI

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Gayrettepe’deki yangına ilişkin açıklama yaptı. Yerlikaya, “Yangınla ilgili olarak idari soruşturma başlatılmış, iki mülkiye müfettişimiz görevlendirilmiştir” dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yangınla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını ve üç cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini açıkladı. Soruşturma kapsamında sekiz kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınanlar arasında işletmenin kasten yaralamadan suç kaydı olan sorumlu müdürü İ.Ş. (65), işyeri ortağı M.M.C. (44), kasten yaralamadan suç kaydı olan işyeri ortağı Ş.Ş. (50), cinsel tacizden suç kaydı olan muhasebeci S.A. (39), kasten yaralamadan suç kaydı olan işletme müdürü A.A.P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu K.E’nin (47) olduğu öğrenildi.


BİRÇOK KEZ OLAY OLDU

Cumhuriyet’e konuşan mahalle sakinlerinden Aydan Koçar yaşananları şöyle anlattı: “Biz bu kadar büyük bir yangın olduğunu düşünmemiştik. Yangın nedeniyle çok sayıda işçi yaşamını yitirdi. İnsanlar üst katlarda mahsur kaldı. Bu gece kulübünün burada olmaması gerekiyor. Mahalle arasında böyle bir yerin olması uygun değil. Sabah saat 04.00’e kadar da rahatsızlık veriyorlar.” Bir diğer mahalle sakini Nihal Özcan ise ilk saatlerde alevlerin korkutan bir boyuta ulaştığını söyledi. Söz konusu gece klübü nedeniyle mahallede sık sık kavga ve silah sesleri duyduklarını söyleyen Özcan, bu kulübün burada devam etmemesi gerektiğini belirtti. 

Share:

20 Mart 2024 Çarşamba

TZOB'dan 'gıdada taklit ve tağşiş' uyarısı

TZOB

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş konusunda uyarıda bulunarak, gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşişin üreticiler için ekonomik kayıplara sebep olduğunu, ihracatı da olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş konusunda uyarıda bulunarak, "Ramazan ayının içinde olduğumuz bugünlerde taklit ve tağşişli gıda ürünlerine karşı denetimler sıklaşmalı ve kesilen cezalar caydırıcı olmalıdır" ifadesini kullandı.


Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, gıda fiyatlarının artmasıyla tüketicilerin daha ucuz ürünlere yöneldiğine, bu durumu fırsat bilen bazı satıcıların gıda ürünlerinde hile ve sahtekarlığa başvurduğuna işaret etti. Bazı gıda ürünlerinin gerek merdiven altında gerekse taklit-tağşişle üretildiğine ve "uygun fiyat" adı altında satışa sunulduğuna dikkati çeken Bayraktar, gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşişin üreticiler için ekonomik kayıplara sebep olduğunu, ihracatı da olumsuz etkilediğini belirtti.


EN ÇOK TAĞŞIŞ YAPILAN ÜRÜNLER, ZEYTİNYAĞI, BAL, PEYNİR

Sofralarda en çok tüketilen ürünlerden zeytinyağı, tereyağı, bal ve peynirin, taklit ve tağşiş yapılan ürünlerin başında geldiğine işaret eden Bayraktar, "Protein kaynağı olan peynirde, süt yağı haricinde başka yağların kullanımı, koyun ve keçi peynirlerine inek sütü karıştırılması, ürün yapısını sertleştirmek için nişasta kullanımı, küf ve maya oluşumunu engellemek amacıyla yasaklı madde kullanımı gibi yollara başvuruluyor. Tereyağında süt kremasına bazı bitkisel ve hayvansal yağların yanı sıra tereyağlarının gerçeğe yakın görünmesi için sarı renkli gıda boyası ilavesi yapılıyor. Zeytinyağında ise içeriğinin ne olduğu belli olmayan yağların katılması gibi birçok farklı taklit ve tağşiş yöntemi kullanılıyor. Balda, üretim aşamasından sonra şurupların katılması, farklı özellikteki kalitesiz balların karıştırılması, düşük rutubet içeriğine sahip ballara su katılması gibi tağşişler oldukça yaygındır." bilgisini verdi.


İNTERNET ÜZERINDEN SATILAN GIDA ÜRÜNLERE DİKKAT

Bayraktar, gıdada taklit ve tağşişi engellemenin her kesimin görevi olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Mübarek ramazan ayının içinde olduğumuz bugünlerde taklit ve tağşişli gıda ürünlerine karşı denetimler sıklaşmalı ve kesilen cezalar caydırıcı olmalıdır. Sahtekarlık yapan firmaların kamuoyuna ifşa edilmesi, gerekirse kapatılması ve her türlü faaliyetten men edilmesi gerekiyor. Tüketicilerin de bu konuda daha dikkatli olması önem taşıyor. Tüketicilerimiz, alışverişlerini yaparken güvenilir markaları tercih ederek fiyatı çok düşük olan ürünlerden kaçınmalı, şüpheli gördükleri ürünleri yetkili makamlara bildirmeli. Yine internet üzerinden satışı yapılan gıda ürünlerine de ayrıca dikkat edilmesi gerekiyor. İnternet üzerinden satılan ürünlerin nerede üretildiği ve hangi koşullarda stoklandığı bilinmiyor."

Share:

15 Mart 2024 Cuma

TÜİK: Süt, yumurta ve tavuk eti üretimi arttı

TÜİK

TÜİK verilerine göre, ocakta toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Yıllık bazda ayrıca tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9, tavuk eti üretimi yüzde 6 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Aralık ayına ilişkin Süt ve Süt Ürünleri Üretimi ile Kümes Hayvancılığı Üretimini açıkladı.


TÜİK verilerine göre, Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, inek peyniri üretimi yüzde 12,3 arttı, ayran üretimi yüzde 13,2 arttı, yoğurt üretimi yüzde 9,2 arttı, içme sütü üretimi yüzde 6,0 arttı, tereyağı üretimi yüzde 20,0 arttı.


SÜT ÜRETİMİ GEÇEN AYA GÖRE ARTTI

Bir önceki ay 874 bin 193 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı ocak ayında yüzde 4,7 oranında artarak 915 bin 522 ton oldu. Bir önceki ay 147 bin 346 ton olan içme sütü üretimi ocak ayında yüzde 4,4 oranında artarak 153 bin 796 ton olarak gerçekleşti.


YUMURTA VE TAVUK SAYISI ARTTI

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3 arttı, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9 arttı, tavuk eti üretimi yüzde 6,0 arttı, hindi eti üretimi yüzde 33,3 arttı. Bir önceki ay 200 bin 333 ton olan tavuk eti üretimi ocak ayında yüzde 1,4 oranında artarak 203 bin 64 ton oldu. Bir önceki ay 1 milyar 855 milyon 505 bin adet olan tavuk yumurtası üretimi ocak ayında yüzde 1,0 oranında azalarak 1 milyar 837 milyon 648 bin adet oldu.

Share:

14 Mart 2024 Perşembe

Besici: Süt üreticisi para kazanamazsa hayvan kesimleri artar

Süt üreticisi

Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Pamukören mahallesinde büyükbaş hayvan besicisi Servet Başkaya, "Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır" dedi. Aydın Kuyucaklı hayvan üreticileri, maliyetlerin artması ve et arzında yaşanan sıkıntıları dile getirdiler. Besici Servet Başkaya, "Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı" ifadelerini kullandı.


"1 LİTRE SÜTE 1 BUÇUK KİLO YEM ALINABİLMELİ"

Servet Başkaya, şunları söyledi:

"Buradaki ahırın yaklaşık yıllık bin ton silaj ihtiyacı var. 200 ton civarında saman, arpa hasılı kaba yem alıyoruz, 200 ton civarında da yonca kullanıyoruz. Onun dışında mısır, arpa ezmesi, pamuk çekirdeği, pamuk küspesi gibi ürünleri takviye olarak kullanıyoruz. Bunların aylık toplamı da yaklaşık 30 ton civarında. Bu yemlerin hepsini inekler değil, çiftlikteki buzağılar diğer hayvanlarımıza da yediriyoruz. Şu anda silajın fiyatı yaklaşık kilogramı 2,5 lira, yoncanın fiyatı 7 lira ile 7,5 lira arasında. Saman fiyatları bu sene 3 lira arasındaydı. Diğer ürünler ise bilindiği üzere ithal ürünler. Bugün yem sanayinde kullanılan ham maddelerin yüzde 60'ı yurt dışında dolar bazına gelmekte. Bununla birlikte yem fiyatları dolar arttıkça, elektrik fiyatları arttıkça yükseliyor. Şu anda bu saydığımız maliyetlerinin kilo fiyatı 11 lira civarında. Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı. Böyle olunca ürün maliyetleri sudan enerjiden dolayı yükseliyor. Üretimin artması için, su ve enerjinin ön planda tutulması gerekir. Üreticinin desteklenmesi gerekiyor.


"SÜT PARA KAZANDIRMADIĞI SÜRECE HAYVAN KESİMİ ARTAR"

Bölgemizde 'vahşi sulamadan vazgeçiniz' deniliyor. Sen sulama yatırımlarını yaptın da çiftçi vaz mı geçmedi vahşi sulamadan. Sizler kapalı sulama sistemlerini yapmıyorsunuz, diğer yatırımları yapmıyorsunuz ondan sonra vahşi sulamadan vazgeçin diyorsunuz. Vazgeçeriz bizim insanımız üretmeye hazır fakat ürettiği malın değerinde satılması gerekir. Ülkemizde son 20 yıldır değişik bakanlarımız geldi. Bu hayvancılıkta herkes bir yol haritası çizdi. Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır. Böyle olunca besilik materyal de azaldı. Böyle olunca dişi inekler azaldı. Hayvancılığın kurtulması için ilk yapılacak işlerden birisi süt üreten insanların para kazanması lazım. Para kazanması için de maliyetlerinin düşmesi lazım. Geçtiğimiz dönemlerde zaman zaman hayvancılık para kazandı fakat her dönemde 30-35 yıl içerisinde ha bugün iyi olacak ha yarın iyi olacak derken topal aksak bugünlere kadar geldik."

Share:

16 Şubat 2024 Cuma

TÜRDEF Başkanı Bostan geminin yaşına dikkat çekti: Yükleme esnasında hasar almış olabilir

TÜRDEF

Türkiye Denizcilik Federasyonu (TÜRDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Arif Bostan, Marmara açıklarında seyir halindeyken İmralı Adası’nın güneybatısında batan gemi ile ilgili değerlendirmede bulundu. Altı mürettebatı olan ve yeri tespit edilen geminin yaşına dikkat çeken Bostan, "Bu tür gemilerde yıpranma olabiliyor. Yaşından dolayı ve limanda yükleme sırasında hasar almış olabilir. Yükü olduğu için batışı da hızlı olmuştur" dedi. Sabah saatlerinde Marmara Denizi'nin İmralı Adası yakınlarında 6 kişilik mürettebatı bulunan "BATUHAN A" adlı kuru yük gemisi su alarak battı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya bölgeye çok sayıda kurtarma ekibinin yönlendirildiğini söylerken çalışmaların yoğun şekilde devam ettiği belirtildi. 


Geçtiğimiz yıllarda Zonguldak Karadeniz Ereğli'de Kamerun Bayraklı 'Pallada' gemisi karaya oturarak ikiye ayrıldı. Yine aynı bölgede Türk bayraklı Kafkametler adlı gemi, yağış ve fırtına sonrası batmıştı. İstanbul’a yola çıkan "Raptor" adlı yük gemisi de Midilli açıklarında batmış ve hafızalara kazınmıştı.Türkiye Denizcilik Federasyonu (TÜRDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Arif Bostan, www.tgrthaber.com.tr'ye bugün yaşanan gemi batması sonrası açıklamalarda bulundu. 


'YAŞLI BİR GEMİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ'

"BATUHAN A" adlı geminin yük alırken hasar almış olabileceği ihtimaline dikkat çeken Bostan, "Bugün su alarak batan 'Batuhan-A" gemimiz 69 metrelik, Türk bayraklı, sahile yakın seyreden ve biz denizcilerin 'küçük' olarak tabir ettiğimiz bir gemidir. Marmara Adası'nda kalktığı için geminin yükünün mermer olduğunu düşünüyoruz. Geminin üretim tarihini bilmemekle beraber yaşlı bir gemi olduğunu düşünüyoruz." dedi. 


'YÜKÜ FAZLA OLDUĞU İÇİN...'

Bu tür kazaların metal yorgunluğundan kaynaklı olduğunu belirten Bostan, "Direkt olarak denetimsizlikten kaynaklı bir sorun olduğu söyleyemem ama bu tür gemilerde metal yorgunluğu ve yıpranma olabiliyor. Yaşından dolayı ve limanda yükleme sırasında hasar almış olabilir. Fark edilmeyince su almış ve batmıştır. Yükü olduğu için batışı da hızlı olmuştur" tahmininde bulundu. 


BOĞAZLARDAKİ SÜRÜŞE DİKKAT ÇEKTİ

Boğazlarda lodosun ve ters akıntının tecrübesiz kaptanlara zorluk yaşattığını söyleyen Bostan, "Bu batışta boğazlardan kaynaklı bir durum olduğunu düşünmüyorum. Boğazlarımızdaki sıkıntı ise ters akıntı ve lodosun etkili olmasıdır. Bununla birlikte boğazları bilmeyen ve deneyimi olmayan kaptanların boğaz içinde daha da zorlu bir sürece giriyorlar. Küçük tonajlı bazı gemiler hiç geçemiyor hatta Gemi Trafik Hizmetleri izin vermiyor. Açık sularda sorun olmazken boğazlarda kısa süreli durmalar ve yol vermeler gerçekleşiyor. Sürekli dönüşler olduğunda ve akıntı meydana geldiğinde 'dümen dinlememe' olayı yaşanıyor. Dümen dinlememe olayını, akıntının etkisinde kalma, geminin akıntı gücünü yenememe olarak özetleyebiliriz" dedi. 


'5-6 KUVVETİNDE BİR HAVA VAR'

"İstanbul Liman Başkanlığı'na bağlı Gemi Sörvey Kurulu, denetimini yapıyor." diyen Bostan, "Meydana gelen kazaların denetimsizlikten kaynaklığını genel olarak söyleyemem. Son dönemlerde Türk bayraklı gemilere çok sıkı denetim yapılıyor. Geminin yaşı ve gemi yükleme esnasında meydana gelen, fark edilmeyen hasar sonrası kazalar yaşanıyor. Gemilerde yaş sınırı yok. Bir geminin kondisyonu yettiği sürece yüzebilir. Bugünkü kazada 5-6 kuvvetinde bir hava var" dedi. 

Share:

14 Şubat 2024 Çarşamba

TMMOB’den maden faciasına ilişkin endişelendiren iddia: ‘Göçük altında kalan madenciler, resmi rakamın 5 katı’

TMMOB’den maden faciasına ilişkin endişelendiren iddia

TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Başkanı İrfan Türkkolu, Erzincan İliç’te meydana gelen heyelan ile ilgili yetkilileri on yıldan beri uyardıklarını ifade ederek "Bize gelen açıklamalar resmi rakam ile uyuşmuyor, göçük altında kalan madencilerin resmi rakamın beş katı olduğu yönünde bir bilgi geldi bize” dedi. Erzincan İliç'teki Çöpler Altın Madeni'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından bölgede arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. 


T24’ten Ege Vural’ın aktardığı habere göre, daha önce siyanür sızıntısıyla da gündeme gelen madende yaşanan toprak kaymasının sebebinin siyanürlü toprak olduğu söylenirken, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Başkanı İrfan Türkkolu, "Heyelan olmadan önce dahi yetkilileri defalarca uyardık, açıldığı zamandan beri bölge sağlığını tehdit eden bir madendi" diye konuştu.


RESMİ RAKAMIN 5 KATI İDDİASI!

Yetkililer tarafından yapılan kayıp sayısı açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirten Türkkolu, “Açıkçası bize gelen açıklamalar resmi rakam ile uyuşmuyor, göçük altında kalan madencilerin resmi rakamın beş katı olduğu yönünde bir bilgi geldi bize” dedi.  Arama ve kurtarma çalışmalarına katılacak olan ekiplerin mutlaka eğitimli kişiler olması gerektiğinin altını çizen Türkkolu, başka faciaların önüne geçilebilmesi için hızlı ve profesyonel müdahalenin olması gerektiğini vurguladı.


“BÖLGE SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN BİR MADENDİ”

Madenin zararları ve kapatılması gerektiği konusunda yetkililerin defalarca kez uyarıldığını belirten Türkkolu, “Sadece şimdi değil, açıldığı zamandan bu yana bölge sağlığını tehdit eden bir madendi. Kaç kere kapatılması gerektiğini söylesek de yetkili kişiler maalesef madenin kapasitesini artırarak bize cevap verdiler” dedi.


“YAĞMUR YAĞARSA…”

Yaşanan olayın ardından en büyük temennilerinin gaz zehirlenmesi meydana gelmemesi adına yağmur yağmamasının olduğunu söyleyen Türkkolu, bir an önce bölge halkının sağlığı için gerekli adımların atılması konusunda yetkililere seslendi. Toprak kayması gerçekleşen alanda bulunan siyanürün otuz kilometrelik bir çevreyi etkileyeceği de belirtilirken gerekli ekipmanı ve eğitimi olmayan kişilerin de arama ve kurtarma çalışmalarında rol almaması gerektiği vurgulandı.

Share:

6 Şubat 2024 Salı

Enkaz altındaki kızının elini bırakmayan baba konuştu: 'Ellerini öptüm ama hiçbir çare bulamadık...'

hiçbir çare bulamadık

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremde enkaz altında kalan kızı Irmak Leyla Hançer’in (16) elini tutarken çekilen fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, felaketin yıl dönümünde kızının mezarını ziyaret etti. 1 yıldır yüreğinde ateş yandığını belirten Hançer, “Ellerine sarıldım, ellerini öptüm ama hiçbir çare bulamadık. Anında gitmiş anında” dedi.


6 Şubat’ta meydana gelen ilk depreme çalıştığı fırında yakalanan Mesut Hançer, hemen Ebrar Siteleri’ne koştu. Gittiğinde gördüğü manzara karşısında şoke olan Hançer, birbirine girmiş binaların enkazında kızı Irmak Leyla Hançer’in cenazesini buldu. Baba Hançer, bir geceliğine babaannesinde kalmaya giden ve depreme yatağında yakalanan kızı Irmak Leyla’nın elini tutarak cenazesinin çıkarılmasını bekledi. Mesut Hançer’in kızının elini tutarken çekilen fotoğrafı ise depremin simgelerinden oldu.


MEZARINI ZİYARET ETTİ

Depremden sonra eşi ve 3 çocuğuyla birlikte Ankara’da yeni bir hayat kuran Mesut Hançer, acının yıl dönümünde ailesiyle birlikte Kahramanmaraş’a geldi. Hançer, şehre girer girmez ilk olarak Kapıçam Şehir Mezarlığı’na giderek kızı Irmak Leyla’nın kabrini ziyaret etti. Kızının mezarının başına çiçek bırakan Hançer, duygusal anlar yaşadı.


‘2-3 SAAT ÇOCUĞUMUN ELİNİ TUTARAK BEKLEDİM’

Depremde kızıyla birlikte 7 yakınını kaybettiğini, Ankara’da TV 100’de çalıştığını belirten Mesut Hançer, evlat acısının çok farklı olduğunu söyledi. Hançer, “Gidişi oldu gelişi olmadı bir daha. Biz de kendiyle beraber öldük işte. Biz de kendiyle beraber öldük yani. Hepsinin acısı farklı ama evladınki başkaymış. Öbürlerini bastırıyormuş yani anne, baba, abi kardeş acısını daha kötü bastırıyormuş. Hiçbir zaman da çıkmadı, çıkmıyor da, hiçbir zaman da çıkmıyor acısı. 2-3 saat çocuğumun elini tutarak bekledim yani o şekilde. Ama bir daha da bırakamadık ki elini” diye konuştu.


‘ÇOK KÖTÜYMÜŞ EVLAT ACISI’

Her ne kadar Ankara’da yaşasa da sık sık Kahramanmaraş’a gelip kızının mezarını ziyaret ettiğini ifade eden Hançer, “Babaannesinde kalıyordu işte, gezmeye gittiydi oraya. 2 saatliğine gittiydi, işte gelmedi. Her şeyi yarım kaldı. Her şeyimiz bitti yani, her şeyimiz kayboldu, yok oldu. Fırından çıktık geldik bir ümitle ama ümitlerimizin hepsi yarım kaldı. Geldiğimizde hep enkaz yığınıyla karşılaştık. Belden aşağısı enkazın altındaydı. Ellerinden öptüm, yanaklarından öptüm. İşte ellerine sarıldım, ellerini öptüm ama hiçbir çare bulamadık. Anında gitmiş anında. Çok kötüymüş evlat acısı. Yani yüreğimizin başında ateş yanıyor daha da sönmedi, daha da sönmedi yani” dedi.

Share:

28 Ocak 2024 Pazar

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği raporu: Ülke yoksulluk ve şiddet sarmalında!

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği raporu

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği tarafından paylaşılan 2023 yılına ait Kadına Yönelik Şiddet Raporu'nda, yoksulluk ve kadına yönelik şiddetteki artışı ortaya koydu. İstanbul'un Pendik ilçesinde bulunan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği'nin raporunda, 1 Ocak-31 Aralık 2023 tarihleri arasında 4 bin 785 kadın, 8 kız çocuğu ve 5 erkek çocuğu olmak üzere toplam 4 bin 798 kişinin derneğe başvurduğu aktarıldı.  


OKUL MASRAFI ÇOK, ÇOCUKLAR AÇ!

Derneğe yapılan başvuruların; "şiddet nedeniyle destek alma", "iş arama", "ekonomik destek ve yardım", "bilgi alma" gibi pek çok farklı nedenle yapıldığı belirtildi. 1150 çocuğun okul ihtiyaçlarının karşılanması için başvurular gerçekleşirken, yine 3 bin 184 kadına da gıda ve kıyafet yardımı yapıldığı kaydedildi. Raporda; 10 kadının iş başvurusu için yardım istediği ve 90 kadının hukuki yardım istediği, 10 kadının da ya kendisi ya da çocuğu için psikolojik danışmanlık desteği istediği, bu kapsamda toplam 4 bin 334 kadının yardım talebiyle derneğe ulaştığı bilgisi paylaşıldı. 


Yardım başvurularının en çok okulların açıldığı Eylül ve Ekim aylarında yoğunlaştığı bilgisinin de yer aldığı rapora göre, yoksul ailelerde yaşayan çocuklarda yetersiz beslenmeden kaynaklı gelişim yetersizliği, sağlık sorunları ve okul terkleri daha çok görülüyor. Derneğe başvuran kadınların çoğu, çocukların okula aç gittiğini söyleyerek beslenme desteği talebinde bulundu.


DEPREMZEDELERLE DAYANIŞMA

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 10 ilin yıkıma uğradığı depremlerin ardından dernek aracılığıyla, mahalleli kadınların deprem bölgesi ile dayanışma içerisinde bulunduğu belirtildi. Deprem sonrasında Pendik’e gelen 240 ailenin ihtiyaçlarının da oluşturulan dayanışmalar ile karşılandığı ifade edildi.


FAİLLER EN TANIDIKLAR!

Kadınların uğradığı şiddetin faillerinin çoğunun da, kadınların en yakınlarının olduğuna dikkat çekildi. Rapora göre; kadınlara şiddet uygulayan 279 erkekten 180’i evli olduğu erkek, 20’si babası, 10’u boşandığı erkek ve geriye kalan 69’u ise nişanlı ve sevgili olduğu erkek, oğlu, evli olduğu erkeğin veya kendisinin aile üyelerinden oluşuyor. Şiddete maruz bırakılan kadınların ise 195’i ev kadını, 60’ı ücretli çalışan, 10’u işsiz, 60’ının istihdam durumu ise bilinmiyor. Şiddete maruz bırakılan 325 yetişkin kadının 190’ı evli, 12’si boşanmış, 123’ü ise bekar.


FİZİKSEL ŞİDDET İLK SIRADA

Derneğe en çok başvurunun fiziksel şiddet sebebiyle yapıldığı belirtiliyor. Ardından ekonomik şiddet, ve ardından psikolojik şiddet, cinsel ve dijital şiddet geliyor. 

Share:

4 Ocak 2024 Perşembe

ABD'den İran'daki saldırılara ilişkin açıklama

İran'daki saldırılar

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matt Miller, İran’da düzenlenen saldırının arkasında ABD’nin olduğu yönündeki iddiaları reddederek, “ABD hiçbir şekilde olaya karışmadı” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matt Miller, günlük basın toplantısında Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El Aruri’ye düzenlenen suikasta ve İran’da düzenlenen terör saldırılarına değindi.


Miller, İran’ın Kirman kentinde düzenlenen ve 103 kişi hayatını kaybettiği terör saldırısının ABD’nin olduğu yönündeki iddiaları reddederek, "ABD’nin hiçbir şekilde olaya karışmadığını ve aksini iddia eden herhangi bir iddianın saçma olduğunu" ifade etti. Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına taziyelerini sunan Miller, saldırıdan İsrail’in sorumlu olduğuna inanmak için de hiçbir neden olmadığını söyledi.


LÜBNAN’DAKİ SALDIRI

Dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Aruri’ye düzenlenen suikasta değinen Miller, söz konusu saldırı nedeniyle İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin tırmanmasına ilişkin endişelerin bugün 2000’lerin başında olduğundan daha fazla olmadığını söyledi. Aruri’ye yönelik suikast ile ilgili ABD’nin bilgilendirilmediğini belirten Miller, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu doğrulamadan, "Onların eylemleri hakkında konuşmayı İsrail hükümetine bırakıyorum" dedi.


ABD, İSRAİL’İ SORUMLU TUTMUŞTU

Adı açıklanmayan bir ABD’li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Aruri’nin İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğünü belirtmişti.

Share:

1 Ocak 2024 Pazartesi

Son dakika... AFAD duyurdu: Hakkari peş peşe üç depremle sallandı

AFAD

AFAD, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde saat 19.37'de 4,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. İlk depremin ardından kent büyüklükleri 3,5 ve 4,5 olan iki depremle daha sallandı. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde art arda üç deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 19.37'de merkez üssü, Hakkari'nin Yüksekova ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yaklaşık 7 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlenen depremle ilgili henüz olumsuz bir durum bildirilmedi.


İKİ DEPREM DAHA MEYDANA GELDİ

İlk depremin ardından saat 19:52'de 3,5 ve saat 20.06'da 4,5 büyüklüğünde olmak üzere iki deprem daha kaydedildi.


AFAD: SAHA TARAMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

AFAD'dan yapılan açıklamada, "Hakkari ilimizin Yüksekova ilçesinde saat 20.06’da meydana gelen 4.5 büyüklüğündeki #deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız" denildi.


HAKKARİ VALİLİĞİ: OLUMSUZLUK BİLDİRİLMEMİŞTİR

Hakkari Valiliği'nden yapılan açıklamada ise, "Meydana gelen depremle ilgili olarak şu ana kadar 112 başta olmak üzere ilgili birimlere ulaşan bir olumsuzluk bildirilmemiştir. Başta kolluk birimleri olmak üzere diğer idari birimler hem muhtarlarımızla görüşerek hem de alanda çalışma yaparak olumsuzluk olup olmadığı hususunu takip etmektedirler" denildi.


HALK SOKAKLARA DÖKÜLDÜ

Hakkari’de art arda üç depremin ardından halk sokaklara döküldü. Şimdiye kadar herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı kentte vatandaşlar korkudan sokağa döküldü. Araç sahipleri akaryakıt istasyonlarına koşarken, bazı vatandaşlar ise dışarıda yaktıkları ateş başında bekleyişlerini sürdürdü.

Share:

21 Aralık 2023 Perşembe

Meteoroloji 'turuncu' kodla uyardı: Bu kez kuvvetli geliyor!

Meteoroloji

Meteoroloji'den, yarın sabah saatlerinden itibaren İzmir, Manisa, Aydın ve Muğla ile Çanakkale'nin güney kıyıları ve Edremit Körfezi'nde kuvvetli Muğla'da ise çok kuvvetli sağanak uyarısı yapılırken, olası olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi. Meteoroloji 2'nci Bölge Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, yağışın yarın sabah saatlerinden itibaren İzmir genelinde etkisini göstereceği belirtildi.


Açıklamada, "Yapılan son değerlendirmelere göre; bugün kıyı kesimlerde başlaması beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, yarın (21 Aralık 2023 Perşembe) ilk saatlerden akşam saatlerine kadar kuvvetli (21-50 kg/m2) olması beklendiğinden ani sel, su baskını, taşkın, yıldırım, dolu yağışı riski, ulaşımda aksamalar, ani kuvvetli rüzgar ve kısa süreli fırtına gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir" denildi.


'EGE KIYILARINDA ETKİLİ OLACAK'

Meteoroloji 4'üncü Bölge Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada ise "21.12.2023 Perşembe günü Ege kıyılarında etkili olacak sağanak yer yer gök gürültülü sağanak yağışların İzmir, Manisa, Aydın ve Muğla il geneli ile Çanakkale'nin güney kıyıları ve Edremit Körfezi'nde kuvvetli (21-50 kg/m2); Muğla'nın Bodrum, Datça, Marmaris, Ula, Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman ilçelerinde çok kuvvetli (51-75 kg/m2) olması bekleniyor. Ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, ulaşımda aksamalar, ani rüzgar ve kısa süreli fırtına gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır" ifadelerine yer verildi.


BODRUM İÇİN 'FIRTINA' UYARISI

Meteoroloji 4'üncü Bölge Müdürlüğü tarafından Muğla'nın Bodrum ilçesinde akşam saatlerinden itibaren güneydoğu yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 kilometre/saat) fırtına şeklinde esmesi beklendiği bildirildi. Ayrıca bölge için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından da turuncu kod uyarısı yapıldı.

Share:

19 Aralık 2023 Salı

Tiryakilere kötü haber... Sigaraya zam yolda!

Sigara

Altı aylık ÜFE'nin aralık ayında en az yüzde 16'yı bulması bekleniyor. KDV oranının yüzde 2 artırılarak yüzde 20 yapılmasının ardından 5 lira zamlanan sigaralar yılbaşından itibaren gelecek otomatik artışla birlikte en az 52 liraya satılmak zorunda. Sigara ve alkolde ÖTV tutarı yasa gereği her altı ayda bir Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) kadar artırılıyor. Temmuzdan bu yana yüzde 14 artan ÜFE'nin yılın son altı ayını en az yüzde 16 artışla tamamlaması bekleniyor. KDV oranının yüzde 2 artırılarak yüzde 20 yapılmasının ardından 5 lira zamlanan sigaralar yılbaşından itibaren gelecek otomatik artışla birlikte en az 52 liraya satılmak zorunda.


3 AYRI VERGİ BULUNUYOR

Habertürk'ten Rahim AK'ın aktardığına göre, sigaradan 3 ayrı vergi var. Öncelikle dal başına şu anda 1,1114 lira (Paket başına 22,22 lira) olan asgari maktu vergi var. Bir de paket başına 1,1043 lira alınan maktu vergi var. Ayrıca yüzde 63'lik de nispi vergi tutarı bulunuyor. Temmuz ayından bu yana 6 aylık ÜFE'nin aralık ayında en az yüzde 16'yı bulması bekleniyor. Böylece paket başına asgari maktu 25,78 liraya maktu vergi ise 1,28 liraya yükselecek. Yani bir paket sigaradan alınan ÖTV en az 27 lira 6 kuruş olacak. Ancak sigaranın vergisinde bir şart daha var bu rakamın satış fiyatının yüzde 63'ünden daha az olmaması gerekiyor. Böylece sigaradan alınacak ÖTV 42,96 lira olacak. Bir de yüzde 20'ye yükselen KDV'yi dikkate almalıyız. Bu durumda ise 1 paket sigaranın en az 51,5 liraya satılması gerekiyor. Piyasada şu anda en ucuz sigara 45 liraya satılıyor. Tabi sigara maliyetlerini bu hesaba eklediğimizde fiyatın 60-65 lirayı aşması normal gibi duruyor. Bu artış ise özellikle düşük gelir grubunu kaçak alkol ve sigara tüketmeye itiyor.


70 MİLYAR LİRALIK VERGİ KAYBI

Geçtiğimiz haziran ayında tütün şirketleri ortak bir açıklama yaparak Türkiye’deki sigara pazarının yüzde 28’inin kaçak olduğunu açıklamıştı. Bu kaçak oranına göre devletin vergi kaybının ise 70 milyar liraya ulaştığı tahmin ediliyor. Yine sigara üreticilerine göre, sigara fiyatlarındaki vergi ve maliyet kaynaklı yaşanan artışların bu kayıp kaçağı artırıcı bir etkiye sahip. Sigaradaki vergi yükü yüzde 82.5 seviyesinde. Vergideki tüm değişiklikler, hem kayıp-kaçağa hem de tüketiciye doğrudan yansıyan bir etkiye sahip. İşin bir de enflasyon tarafı var. Tütün ürünlerinin enflasyona etkisinin yüzde 3.5 seviyesinde olduğu hesaplanıyor.


GELİR DÜZEYİ DÜŞÜK KESİMİ ÇOK ETKİLİYOR

Sigarada vergi oranının yüzde 82.5 olmasının yanı sıra vergi sistemi nedeniyle üreticiler 1 liralık bir maliyet artışını 7.5 liralık fiyat artışı ile telafi etmek zorunda. Diğer önemli sorun ise yukarıda bahsettiğimiz ÖTV artışları ile vergi rakamının sürekli artması. Sahte ve kaçak tütüne yönelenler genelde orta ve alt segment kullanıcılar. Dolayısıyla fiyat maktu ve asgari maktu ile arttığı zaman bu kesim etkileniyor. Yani maktu ve asgari maktudaki artışın düşük fiyatlı ürünler üzerindeki etkisi, pahalı sigaralara göre daha fazla. Fiyat artışları ile nispeten fiyatı ucuz sigaralar çok fazla pahalı olacağı için, bu artış aslında alım gücü düşük kesimin cebine dokunuyor. Vergi artışları nedeniyle artırılmak zorunda olan sigara fiyatlarının enflasyona etkisi de ayrı sorun.

Share:

18 Aralık 2023 Pazartesi

Son dakika... Marmara Denizi'nde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi!

Marmara Denizi

Son dakika... AFAD'ın açıkladığı verilere göre, Marmara Denizi'nde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem başta İstanbul, Bursa ve Yalova olmak üzere birçok ilde hissedildi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun" açıklamasını yaptı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da İstanbul ve Yalova Afet Koordinasyon merkezlerinden olumsuz bir çağrı gelmediği bilgisini paylaştı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Marmara Denizi'nde 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Yalova Çınarcık olan depremin derinliği 11.8 km olarak ölçüldü. Saat 23.53'te meydana gelen deprem, başta İstanbul ve Bursa olmak üzere birçok ilden de hissedildi.


"ALLAH ÜLKEMİZİ AFETLERDEN KORUSUN"

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bu gece X hesabından Marmara Denizi’nde meydana gelen depreme ilişkin açıklama yaptı.

Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Marmara Denizi Yalova Çınarcık açıklarında 4.1 büyüklüğünde meydana gelen ve İstanbul başta olmak üzere çevre illerden de hissedilen depremde, AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri saha tarama çalışmalarına başlamıştır. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”


"GEÇMİŞ OLSUN"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da X hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Yalova Çınarcık’ta 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İstanbul ve Yalova Sağlık Afet Koordinasyon Merkezleri ile görüşerek depremin hissedildiği, ancak olumsuz çağrı gelmediği bilgisi aldık. Ekiplerimiz sahada görev başındadır. Halkımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.”


İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklama ise şöyle:

“17.12.2023 saat 23.53’te Marmara Denizi Yalova Çınarcık açıklarında meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremde ilimizde şu ana kadar herhangi bir hasar ihbarı yapılmamıştır. AFAD ve ilgili birimlerimizin saha çalışması devam etmektedir. Allah ülkemizi ve milletimizi tüm afetlerden korusun.”


"POTANSİYEL TEHLİKE VAR"

Öte yandan depremin ardından katıldığı canlı yayında açıklamalarda bulunan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, "Bu tür depremler bir şeyin tetikleyicisi olmayabilir. Biz bu depremleri o bölgenin canlılığı olduğu açısından kabul ederiz. Depremin bize mesajı bu bölgenin potansiyel bir tehlikesi var. 4 büyüklüğünü geçen her depremde insanlarımız küçükte olsa hissediyorlar" ifadelerini kullandı.

Share:

3 Aralık 2023 Pazar

Taraf Konferanslarında ilk kez... COP28 programında bir sağlık günü

COP28

İklim değişikliği artık uzun vadeli bir tehdit değil, insan sağlığını birçok düzeyde etkileyen günümüzün bir tehdididir. Dünyanın tanık olduğu aşırı iklim olayları, hızla ısınan bir dünyada bizi nelerin beklediğine dair dehşet verici bir görüntü sunuyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminleri, 65 yaş üstü kişilerde yüksek sıcaklıklara bağlı ölümlerin sayısının 70%'e kadar arttığını gösteriyor. Son yirmi yılda.


İklim değişikliğinin dünya çapında sağlık sistemleri için benzeri görülmemiş bir zorluk oluşturduğu göz önüne alındığında, şu anda Birleşik Arap Emirlikleri'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP28) Taraflar Konferansı, ilk gününü bir dizi tematik toplantıya adadı. sağlık/rahatlama, iyileşme ve barış konularına yönelik günler. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Wellcome Trust ve diğer ortaklar tarafından düzenlenen Sağlık Günü, yalnızca iklim değişikliğinin genel insan sağlığı ve ekosistemler üzerindeki etkisini vurgulayan sembolik bir jest değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini odağa getirmek için de kullanılıyor. Küresel.


Daha dayanıklı sağlık sistemleri oluşturmaya yönelik eylem yolları

Taraflar Konferansı Başkanlığı'na (COP28) göre, Konferansın ilk tematik günü olan Pazar gününe denk gelen Sağlık, İyileşme ve Barış Günü'nün misyonu, sıcaklık ve politikalardaki her artışın nasıl gerçekleştiğini sergilemektir. Yenilenebilir enerjiye geçiş yaşamlarımızı ve refahımızı doğrudan etkiliyor. Sağlık Günü etkinlikleri, bir dizi idari eylem üzerinde anlaşmaya varmak ve kriz karşısında dirençlilik ve toparlanma için birleşik bir yol oluşturmak umuduyla çok sayıda bakan ve sağlık profesyonelini, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş dünyası liderleriyle bir araya getiriyor. İklim zorlukları. Sağlık ve İyileşme Günü, yeni eylem planları oluşturmak, bu değişikliklere dayanacak ve uyum sağlayacak kadar dayanıklı sağlık sistemleri oluşturmak ve iklim değişikliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini incelemek için finans ve sağlık uzmanlarını bir araya getiriyor. gözden kaçırıldığı için acildir.


COP28.. İklim Eylemini Hızlandırmak İçin Petrol ve Gaz Emisyonlarını Azaltma Şartının Başlatılması

Sağlık Günü programı, siyasi ve mali taahhütlerle ilgili önemli tartışmalardan iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin araştırılmasına kadar çeşitli etkinlikleri içeriyor. Bu gün, sağlık sistemlerini güçlendirerek hayat kurtarmanın iddialı emisyon azaltımlarıyla buluştuğu bir gün. iklim değişikliğinden. Sağlık topluluğu, iklim değişikliğinin halihazırda sağlığımızı etkilediğini, bulaşıcı ve vektör kaynaklı hastalıkların yayılmasına katkıda bulunduğunu ileri sürüyor. Müzakerecilerin, iklim değişikliğinin küresel sağlığa yönelik, artık göz ardı edilemeyecek veya küçümsenemeyecek doğrudan bir tehdit oluşturduğunu acilen anlamaları gerekiyor.


Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi Taraflar Konferansları kapsamında ilk kez düzenlenen Sağlık Günü, öncelikli eylemler üzerinde fikir birliğine varılması amacıyla Sağlık ve İklim konulu ilk Bakanlar Toplantısının gerçekleştirilmesine sahne olacak. sağlık sisteminin iklim değişikliğine tepkisi ve uygulama için finansman taahhütleri. Sağlık/Yardım, İyileşme ve Barış Günü, iklim finansmanına erişim ve iklim eylemini teşvik etme konusunda ciddi engellerle karşı karşıya kalan, kırılgan ve çatışmalardan etkilenen bağlamlar da dahil olmak üzere, adaptasyonu hızlandırmaya, kayıp ve hasarı önlemeye ve ele almaya odaklanıyor.

Share:

Etiketler