İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal
Memişoğlu, Bahçelievler'de 'Avrupa'nın en büyüğü' olarak inşa edilen
fizik tedavi hastanesinin haziranın yarısından itibaren hizmete
alınacağını açıkladı.
Megakentteki sağlık yatırımlarıyla ilgili konuşan Memişoğlu, son 15
yıldır İstanbul'daki sağlık altyapısında büyük değişim yaşandığını,
eskiden "koğuş sistemi" olarak adlandırılan 8 kişilik ve ortak tuvaletli
odaların bulunduğu kamu hastanelerinin altyapısının dönüşüme uğradığını
anlattı.
1971'de Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinin hizmete sunulmasından 2010'da Marmara Üniversitesi
Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin açılışına kadar, kentte yeni
bir hastane yapılmadığına dikkati çeken Memişoğlu, sadece son 5 yılda
çok yataklı 26 büyük hastanenin sisteme ilave edildiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Memişoğlu, sadece COVID-19 salgını zamanında 9 hastanenin
açıldığını, bunların 2'sinin 3 ayda projelendirilerek hizmete sunulan,
1008 yataklı, tuvalet ve banyosu da içinde yer alan tek kişilik odalara
sahip acil durum hastaneleri olduğunu ifade etti.
"Türkiye, sağlıkta gelecek vizyonuna ulaşmış durumda"
İstanbul'da, 2002'de kamu hastanelerinde tek kişilik toplam 64 oda bulunduğunu belirten Memişoğlu, şöyle konuştu:
"Şu anda 20 bine çıktı sadece kamudaki odalar. Tek kişilik, çift
kişilik, tuvaleti, televizyonu, buzdolabı, telefonu, interneti var.
Böyle bir altyapıyla Türkiye, sağlıkta gelecek vizyonuna şu anda ulaşmış
durumda. 'İstanbul'u sağlığın baş şehri yapma hedefimiz var.' dediğimiz
zaman, altyapısıyla insan gücüyle buna rahatlıkla ulaşılabilir diye
düşünüyoruz. Şu anda dünyanın burayı talep etmesinin sebebi de esasında
bu hedefimizi gerçekleştirdiğimizi gösteriyor. Ama işimiz,
sorumluluğumuz çok daha fazla bundan sonra. Böyle bir altyapının da
hakkını hep beraber vermemiz gerekiyor.
Bunu çok daha iş, bilim, araştırma, eğitim anlamında marka haline
getirmemiz gerekiyor. Çünkü siz fiziki yapıları yapsanız da o kültürün
oluşması, onun yeniden dünyayla yarışır hale getirilmesi bir süreç
alacaktır. Bu süreçleri de şimdi yaşıyoruz. Baktığınızda, Başakşehir Çam
ve Sakura Şehir Hastanesi fiziki ve cihaz anlamında dünyanın en iyi
merkezlerinden biri. İnsan gücünü de yavaş yavaş oturttuktan sonra
burası bilim anlamında da dünyanın lokomotifi haline gelecektir."
Memişoğlu, şu anda İstanbul'da 47 bin hasta yatağı olduğunu, bunların
yaklaşık yüzde 55'inin kamuda, geri kalan yüzde 45'inin ise üniversite
ve özel hastanelerde yer aldığını aktardı.
"Yapay akıllarla hastalıkların yönetimini dünyaya öğretebilir hale geldik"
Sağlıkta "veri zenginliği" konusunun öneminden de bahseden Memişoğlu,
Türkiye'de 2014'ten beri herkesin kendi portalını tuttuğu, sistemin bir
bütün olarak yönetildiği dijital sağlık altyapısı "e-Nabız"ın
kullanıldığını hatırlattı.
Memişoğlu, bunun dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmadığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu dijital altyapıdaki veriyi de kullanırsak tam manasıyla Türkiye,
dünyada sağlığın hem teknolojik hem bilgi hem de altyapı anlamında
dünyanın lideri olur. Çok yakın gelecekte Türkiye'nin sağlığa yön veren
ülke olduğunu göreceğiz. Çünkü öyle bir verimiz, datamız var ki
elimizde. 'Yapay zeka' diyoruz. Ben yapay akıl diyorum çünkü zeka
herkeste vardır ama akıl onu iyi yöneten demektir. Biz yapay akıllarla
hastalıkları veya onların yönetimini dünyaya öğretebilir hale gelmiş
durumdayız. Gelecekteki nesiller bunu çok daha iyi yapacaktır. İnşallah
Türkiye, gelecek on yıllarda dünyadaki sağlık sistemini hem yönetecek
hem yönlendirecek hem de örnek birçok uygulamaya imza atacaktır."