28 Aralık 2022 Çarşamba

2022 biterken Af Örgütü’nden: İnsan hakları alanında iyi haberler

 

Af Örgütü’

2022'nin insan hakları kazanımlarını derleyen Uluslararası Af Örgütü, "Medyada sonu yokmuş gibi görünen kötü haberler döngüsüyle karşılaşmak çaresiz hissettirebilir. Ama bu yıl, bu kasvetli havaya rağmen kutlamaya değer iyi haberler de aldık" diyor.

 

Uluslararası Af Örgütü, 2022 yılının sonuna yaklaştığımız bu günlerde, geçtiğimiz son bir yıl içinde dünyanın dört bir tarafında insan hakları alanında yaşanan kazanımları ve alınan iyi haberleri derledi.

 

"Medyada sonu yokmuş gibi görünen kötü haberler döngüsüyle karşılaşmak çaresiz hissettirebilir. Ama bu yıl, bu kasvetli havaya rağmen kutlamaya değer birçok iyi haber de aldık" diyen Af Örgütü, hakları ihlal edilen insanlar için olumlu sonuçlar da alındığını kaydetti:

 

"İnsan haklarını ihlal edenlerden hesap soruldu. Hükümetler, ulusal ve uluslararası düzeyde kritik yasalar ve kararlar çıkarttı. Tüm dünyada ölüm cezasının kaldırılması yönünde ilerleme kaydedildi. Kadın ve LGBTİ+ hakları alanında önemli gelişmeler sağlandı."

 

Uluslararası Af Örgütü'nün "2022 İnsan Hakları Alanında İyi Haberler Almanağı"ndan öne çıkan bazı noktalar şöyle:

Beraat ve tahliye ile sonuçlanan yargı süreçleri

 

Afganistan'da Taliban tarafından keyfi olarak gözaltına alınan ve tutuklanan öğrenim görevlisi Prof. Feyzullah Celal Ocak ayında serbest bırakıldı.

 

Honduras'ta su hakları savunucusu ve düşünce mahkumu olan "Guapinol Sekizlisi" insan hakları çalışmaları nedeniyle iki yıldan uzun süre cezaevinde tutulduktan sonra Şubat ayında koşulsuz serbest bırakıldı.

 

2017'de 15 yaşındayken ölüm cezasına mahkum edilen Magai Matiop Ngong, Mart ayında Güney Sudan'da cezaevinden serbest bırakıldı.

 

Temmuz'da Rusya'da kadın bedenini olumlayan çizimlerinin internette yayınlanmasının ardından "pornografik içerik üretmek ve yaygınlaştırmak" suçundan hakkında dava açılan Yulia Zvetkova beraat etti.

 

Filistin yönetimine bağlı cezaevlerinde işkenceye maruz bırakıldıklarını bildiren Filistinli altı erkek, Uluslararası Af Örgütü'nün müdahalesinden iki hafta sonra Kasım ayında adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İdam cezasının kaldırılması yönünde adımlar

 

Ocak'ta Kazakistan'da tüm suçlar için ölüm cezasını kaldıran yasa yürürlüğe girdi. Kazakistan'ı Nisan'da Papua Yeni Gine takip etti ve tekrar yürürlüğe girdikten 30 yıl sonra ölüm cezası kaldırıldı.

 

Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema da Mayıs ayında sosyal medya üzerinden ülkenin ölüm cezasını kaldırma sürecine başlayacağını duyurdu. Hichilema, bu açıklamanın ardından Aralık ayında ölüm cezasını yasaklayan bir yasayı onayladığını açıkladı. Kararın ardından Zambiya, Sahra Altı Afrika'da tüm suçlar için ölüm cezasını kaldıran 25. ülke oldu.

 

Haziran'da Malezya hükümeti, 11 suç için zorunlu ölüm cezasını kaldırma sürecini başlattı. Eylül'de Ekvator Ginesi'nde ceza kanunundan ölüm cezası maddelerini çıkartan yeni yasa yürürlüğe girdi.

 

Diğer yandan Kenya, Malavi, Uganda, Zambiya ve Zimbabve dahil olmak üzere Sahra Altı Afrika'da ölüm cezasını henüz kaldırmamış olan ülkelerin büyük çoğunluğu bu yıl da hiçbir infaz gerçekleştirmedi.

Sağlıklı bir çevrede yaşamak bir haktır

 

Nijer'de parlamento, Haziran'da, siber suçlar yasasında yapılması öngörülen ve karalama ve hakaret fiilleri için hapis cezasını kaldıran değişiklikleri onayladı. Yasa, rutin olarak insan hakları savunucularını, aktivistleri ve gazetecileri hedef almak ve keyfi şekilde alıkoymak için kullanılıyordu.

 

Af Örgütü'nün raporunun ardından Mart'ta BM Özel Raportörü Michael Lynk, İsrail'in apartheid uyguladığını belirtti. Ardından, Temmuz'da BM Özel Raportörü Balakrishnan Rajagopal, çok sayıda uzman tarafından gitgide artan benzeri değerlendirmelere katılan bir açıklama yaptı.

 

Temmuz ayında sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını tanıyan karar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndan geçti. Çevre adaleti alanındaki bu önemli gelişmenin ardından benzeri bir karar da 2021 sonunda BM İnsan Hakları Konseyi'nde kabul edildi.

 

Share:

27 Aralık 2022 Salı

DSÖ muhtemel salgınlarla mücadele için kapsamlı tedbirler aldı

 

DSÖ

DSÖ, Covid-19'un küresel sağlık sistemine yıkıcı etkisinden ders alınması ve bundan sonraki salgınlara karşı daha güçlü mücadele verilmesi için girişimlere öncülük ederken üye ülkelere sağlık sistemlerini güçlendirmeleri tavsiyesini yineledi.

9 Eylül'de DSÖ'nün öncülüğünde kurulan Salgın Önleme, Hazırlık ve Mücadele için Finansal Aracı Fonu, bu girişimlerden en önemlileri arasında.

Bağışların geçen ay toplanmaya başladığı Salgın Fonu, uzun planda düşük ve orta gelirli ülkelerin salgınla mücadele kapasitesini geliştirme ve sağlık sistemlerini daha kapsamlı hale getirmeyi hedefliyor.

Fon sayesinde DSÖ üyesi ülkelerin salgınlarla mücadelede işbirliğini artırması ve ihtiyaç sahibi ülkelere sürdürülebilir yardım yapılması amaçlanıyor.

AŞI ÜRETİM VE MRNA TEKNOLOJİ PAYLAŞIM MERKEZLERİ

DSÖ, aynı zamanda Covid-19 ve benzeri salgınlara karşı küresel ölçekte aşılara erişimi hızlandırmak için harekete geçti.

Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) ve Kovid-19 ile Mücadele Araçlarına Erişimi Hızlandırma (ACT-A) teşebbüslerinin, ihtiyaç sahibi ülkelere aşı, test ve hijyen malzemeleri tedarikinde beklentileri karşılamaması üzerine DSÖ, aşı üretiminin küresel dağılımını değiştirme ve teknoloji paylaşımını artırmayı hedefledi.

Bu kapsamda DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Afrika ülkelerinden Gana, Nijerya ve Fas'ta aşı üretim tesisleri kurulacağını duyurdu.

DSÖ, aynı zamanda düşük gelirli ülkelerin Kovid-19 ve diğer virüslere karşı mRNA teknolojisiyle üretilen aşılara erişebilmesi için Güney Afrika'da mRNA Teknoloji Transfer Merkezi kurdu.

Ghebreyesus, orta ve düşük gelirli ülkelerde de Kovid-19 başta olmak üzere salgınlara karşı aşıların üretilebilmesi amacıyla aşı firmalarına patent hakkından feragat etmeleri çağrısında bulunuyor.

PATOJENLERİ BELİRLEMEK İÇİN AR-GE ÇALIŞMALARI

DSÖ, gelecekte salgınlara neden olabilecek öncelikli patojenlerin listesini belirlemek üzere bilimsel süreç başlatacak.

Buna göre, öncelikli patojenlerin listesinin güncellenmesi sürecinin, özellikle aşılar, testler ve tedavilerde küresel yatırım ve AR-GE çalışmalarına rehberlik etmesi hedefleniyor

Çalışmalara ilişkin ilk toplantı 18 Kasım’da gerçekleştirilirken DSÖ, 25’ten fazla virüs ailesi, bakteri ve “Hastalık X” hakkındaki bulguları ele almak amacıyla 300’den fazla bilim insanını bir araya getirecek.

Uzmanlar, daha fazla araştırma ve yatırım gerektiren öncelikli patojenlerin listesi üzerine tavsiyede bulunacak.

DSÖ uzmanları, karşı önlemlerin araştırılması ve geliştirilmesi amacıyla öncelikli patojenleri ve virüs ailelerini hedeflemenin, hızlı ve etkili bir salgınla mücadele için önemli olduğuna işaret etti.

Revize edilen öncelikli patojenlerin listesinin 2023’ün ilk çeyreğinde yayımlanması öngörülüyor.

Güncel listede Kovid-19, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Ebola virüsü, Marburg virüsü hastalığı, Lassa ateşi, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS), Rift Vadisi ateşi, Zika virüsü ve Hastalık X yer alıyor.

İLK ULUSLARARASI SALGINLA MÜCADELE ANLAŞMASI

DSÖ'nün gelecekteki salgınlara karşı küresel hazırlığı artırma yönündeki en büyük projesi ise salgınlarla ortak mücadele için uluslararası anlaşma hazırlamak.

Bu konu ilk defa Aralık 2021’deki DSÖ Genel Kurulu toplantısında gündeme geldi.

Genel Kurulda Kovid-19’dan sonra gelecekteki küresel salgınlara karşı dünyayı daha iyi koruyabilmek amacıyla tüm üye ülkeleri yasal olarak bağlayan uluslararası anlaşma hazırlanması yönünde karar alındı.

Konuya ilişkin en son 8 Aralık'ta örgütün Cenevre merkezinde gerçekleşen Hükümetler Arası Müzakere Birimi (INB) 3. toplantısında uluslararası salgınla mücadele anlaşmasının taslağı masaya yatırıldı.

Toplantıya katılan üye ülkelerin çoğunluğu, anlaşma taslağının hazırlanma sürecinin başlamasında mutabık kaldı.

27 Şubat 2023’te yapılacak INB'nin 4. toplantısında anlaşma taslağındaki maddeler müzakere edilecek.

Bu alanda ilk ve tek olacak anlaşma fikrine ABD ve Çin gibi ülkelerin sıcak bakmamasına rağmen birçok ülke, uluslararası salgınla mücadele anlaşmasının devrim niteliğinde olacağı görüşünü paylaşıyor.
Share:

26 Aralık 2022 Pazartesi

Meteoroloji'den yeni hava durumu raporu! 18 kente sarı ve turuncu uyarı: Fırtına, sağanak ve kar geliyor

 

hava durumu

Meteoroloji'nin yeni hava durumu raporuna göre yurdun büyük bölümünde soğuk ve yağışlı hava bugün de etkisini sürdürecek. Meteoroloji bugün beklenen yağışlar nedeniyle 18 kente sarı ve turuncu kodlu uyarıda bulundu. İşte Meteoroloji'nin bugün kar yağışı ve sağanak beklediği iller...

 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu'nun batısı, Güneydoğu Anadolu, Van, Hatay, Kahramanmaraş, Gümüşhane ve Bayburt çevreleri ile Adana’nın kuzey kesimlerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

 

Kıyı kesimler, Marmara’nın doğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Şanlıurfa çevrelerinde yağmur, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek olan yağışların; Güneydoğu Anadolu’nun batısı, Sinop ve Hatay çevreleri ile Kastamonu'nun kıyı, Malatya’nın güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Yer yer pus ve sis görüleceği tahmin ediliyor.

Share:

25 Aralık 2022 Pazar

İpotekli evi olanlar dikkat! Yargıtay'dan önemli karar

 

ekonomik

Eşinden habersiz kredi çekenler ile kafasına göre müşterinin evini ipotek eden bankalara Yargıtay'dan emsal nitelikte bir karar geldi. Yüksek Mahkeme, tapuda aile konutu şerhi olmasa dahi uzun yıllar aile konutu olarak kullanılan konutta eşin rızası alınmadan tesis edilen ipotek işleminin geçersiz olduğuna hükmetti.

 

Ekonomik darboğaza düşen Y.B., bir bankadan kredi çekti. İddiaya göre, banka Y.B.'nin eşi ile birlikte yıllardır kullandığı apartman dairesini ipotek ettirdi. Durumu öğrenen kadın mahkemenin yolunu tuttu. Davacı kadın, evine davalı banka tarafından rızası alınmaksızın ipotek tesis edildiğini, yasa gereğince eşin rızası olmadan ipotek tesis edilemeyeceğini, bankanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasını talep etti. Davalı banka avukatı, dava konusu taşınmaza aynı banka tarafından 2001 ve 2006 yıllarında iik ayrı ipotek tesis edildiğini, davacının bu ipoteklerden haberi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. İpotek tesis işlemi yapıldığı anda tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığını savunan avukat, davanın reddini istedi.

 

Aile mahkemesi, davalı banka tarafından ipotek tesis işleminden önce tanzim ettirilen ekspertiz raporunda birinci katın kullanıldığının tespit edildiğine, yapılan kolluk araştırması ve dinlenen tanık beyanlarına göre de ipoteğe konu taşınmazın uzun yıllardır davacı ve ailesi tarafından aile konutu olarak kullandığının anlaşıldığına dikkat çekti. Kararda Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri gereği diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin tasarrufta bulunulamayacağı, bu nedenle davacı eşin rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına hükmedildiği belirtildi. Kararı davalı banka vekili temyiz edince devreye Yargıtay 11. Hukuk Dairesi girdi. Daire, oy birliği ile aldığı kararla mahkeme hükmünü onadı. Emsal nitelikteki kararla birlikte eşin rızası alınmadan aile konutu olarak kullanılan daire ipotek ettirilemeyecek.

Share:

Etiketler