16 Mart 2024 Cumartesi

Tüketiciler dikkat! Alışveriş şikayetleri zirve yaptı

Tüketiciler dikkat!

Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını söyledi. Tüketiciler en çok online alışverişlerde yaşanan sorunlar nedeniyle şikayette bulunurken, bunu GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişlerinde yaşanan sorunlar izliyor. Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü'nün içinde bulunduğu hafta "Tüketiciyi Koruma Haftası" olarak kutlanıyor.Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketiciyi Koruma Haftası kapsamındayaptığı açıklamada, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını anlattı.


ÜRÜN TESLİM EDİLMİYOR

Koçal, online alışverişlerde genellikle ürünün teslim edilmemesi yönünde şikayetlerin öne çıktığını kaydederek, "Sosyal medya platformlarından verilen siparişlerde ürünün teslim edilmemesi, teslim edilenlerin de verilen siparişlerle alakasının bulunmaması, ödenen ücret talep edildiğinde ücretin iade edilmemesi ve muhatap bulunamaması gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen maalesef sosyal medya üzerinden sipariş verilmeye devam ediliyor" diye konuştu. Online satış platformlarından sipariş edilen elektronik ürünlerde ürün kalmadığı yönünde bilgi verilerek ürününün gönderilmemesi, para iadesinin ise 5-6 aylık bir süreçte gerçekleştiği yönde ciddi şikayetler olduğunu dile getiren Koçal, online alışverişlerde 14 günlük cayma süresini bazı satıcıların kabul etmediğini bildirdi.


ÖZEL OKUL FİYATLARINA YÖNELİK ŞİKAYETLER ARTTI

Aziz Koçal, GSM ve internet aboneliklerine yönelik şikayetlere ilişkin, "Firmalar taahhüt süresi bitmeden tüketiciye aldatıcı bilgi verebiliyor. Böylece, tüketicinin 2-3 ay önceden zamlı tarifeye geçmesi sağlanıyor. Ayrıca, taahhütlü abonelikler kapsamında tüketiciye yanıltıcı bilgi verildiğini görüyoruz. Bu durumda, tüketiciler abonelikten vazgeçmek istediğinde cayma bedeli adı altında yüklü fatura ödemesi ile karşı karşıya kalıyor" diye konuştu.


Son aylarda özel okulların fiyatlarıyla ilgili şikayetlerin de zirve yaptığını ifade eden Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mobilya türü siparişlerde eksik ve kusurlu teslimatlar, ölçülere uygun olmaması, verilen özel siparişlerin taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi, sürekli tüketicinin oyalanması gibi şikayetler yer alıyor. Bu arada finansal kuruluşlara yönelik kredi kartı aidatları, işlem komisyonları gibi şikayetler artmaya başladı. Bir başka şikayet türü ise kredisini veya kredi kartı borçlarını ödeyemeyen vatandaşların bankalar tarafından varlık şirketlerine devir olan borçları nedeniyle sürekli aranarak taciz edilmeleri, yüklü ödemelerin çıkması, bu şikayetlerin önümüzdeki aylarda yükseleceğini tahmin ediyoruz."


ŞİKAYETLER ZAMANLA DEĞİŞTİ

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de tüketicilerin karşılaştıkları sorunların zamanla değiştiğini belirterek, "Örneğin, 25 yıl önce tüketicileri en çok kapıya gelen pazarlamacıların yol açtığı sorun mağdur ederken, günümüzde özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde şikayetler öne çıkıyor" dedi. Türkiye'nin, mevcut tüketici hukukunun getirdiği koruma mekanizmasıyla dünyadaki birçok ülkenin yasalarından daha üst standart sağladığını vurgulayan Deniz, "Ancak bir yasa ne denli mükemmel olursa olsun, yasanın koruması ancak tüketicinin hakkını aramasıyla mümkün. Bu nedenle uğradığı mağduriyet konusunda hak arama süreçleri tüketici tarafından işletilmeli" ifadelerini kullandı.


Deniz, tüketicilere, mağduriyet yaşadıklarında mutlaka haklarını aramaları çağrısında bulunarak, şu uyarıları yaptı:

"Mevcut hukuk düzeni tüketicilerin haklarını ararken başvuru yapacakları tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemeleri gibi mercilerde ücretsiz ve hızlı şekilde karar çıkması ilkesine dayanıyor. Yani tüketici hakkını ararken, yapacağı hukuki girişimler için herhangi bir ücret ödemiyor. Yine illerde ve birçok ilçedeki ticaret il müdürlüklerinde bulunan tüketici hakem heyetlerine şahsen başvuru yapılabildiği gibi e-devlet üzerinden de Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru olanağı bulunuyor." Deniz, tüketicilerin hakkını aramaları konusunda yıllar içinde olumlu ve büyük değişimler gözlemlendiğini belirterek, bu değişimde tüketici örgütlerinin büyük payının olduğunu sözlerine ekledi.

Share:

15 Mart 2024 Cuma

TÜİK: Süt, yumurta ve tavuk eti üretimi arttı

TÜİK

TÜİK verilerine göre, ocakta toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Yıllık bazda ayrıca tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9, tavuk eti üretimi yüzde 6 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Aralık ayına ilişkin Süt ve Süt Ürünleri Üretimi ile Kümes Hayvancılığı Üretimini açıkladı.


TÜİK verilerine göre, Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, inek peyniri üretimi yüzde 12,3 arttı, ayran üretimi yüzde 13,2 arttı, yoğurt üretimi yüzde 9,2 arttı, içme sütü üretimi yüzde 6,0 arttı, tereyağı üretimi yüzde 20,0 arttı.


SÜT ÜRETİMİ GEÇEN AYA GÖRE ARTTI

Bir önceki ay 874 bin 193 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı ocak ayında yüzde 4,7 oranında artarak 915 bin 522 ton oldu. Bir önceki ay 147 bin 346 ton olan içme sütü üretimi ocak ayında yüzde 4,4 oranında artarak 153 bin 796 ton olarak gerçekleşti.


YUMURTA VE TAVUK SAYISI ARTTI

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3 arttı, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9 arttı, tavuk eti üretimi yüzde 6,0 arttı, hindi eti üretimi yüzde 33,3 arttı. Bir önceki ay 200 bin 333 ton olan tavuk eti üretimi ocak ayında yüzde 1,4 oranında artarak 203 bin 64 ton oldu. Bir önceki ay 1 milyar 855 milyon 505 bin adet olan tavuk yumurtası üretimi ocak ayında yüzde 1,0 oranında azalarak 1 milyar 837 milyon 648 bin adet oldu.

Share:

14 Mart 2024 Perşembe

Besici: Süt üreticisi para kazanamazsa hayvan kesimleri artar

Süt üreticisi

Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Pamukören mahallesinde büyükbaş hayvan besicisi Servet Başkaya, "Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır" dedi. Aydın Kuyucaklı hayvan üreticileri, maliyetlerin artması ve et arzında yaşanan sıkıntıları dile getirdiler. Besici Servet Başkaya, "Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı" ifadelerini kullandı.


"1 LİTRE SÜTE 1 BUÇUK KİLO YEM ALINABİLMELİ"

Servet Başkaya, şunları söyledi:

"Buradaki ahırın yaklaşık yıllık bin ton silaj ihtiyacı var. 200 ton civarında saman, arpa hasılı kaba yem alıyoruz, 200 ton civarında da yonca kullanıyoruz. Onun dışında mısır, arpa ezmesi, pamuk çekirdeği, pamuk küspesi gibi ürünleri takviye olarak kullanıyoruz. Bunların aylık toplamı da yaklaşık 30 ton civarında. Bu yemlerin hepsini inekler değil, çiftlikteki buzağılar diğer hayvanlarımıza da yediriyoruz. Şu anda silajın fiyatı yaklaşık kilogramı 2,5 lira, yoncanın fiyatı 7 lira ile 7,5 lira arasında. Saman fiyatları bu sene 3 lira arasındaydı. Diğer ürünler ise bilindiği üzere ithal ürünler. Bugün yem sanayinde kullanılan ham maddelerin yüzde 60'ı yurt dışında dolar bazına gelmekte. Bununla birlikte yem fiyatları dolar arttıkça, elektrik fiyatları arttıkça yükseliyor. Şu anda bu saydığımız maliyetlerinin kilo fiyatı 11 lira civarında. Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı. Böyle olunca ürün maliyetleri sudan enerjiden dolayı yükseliyor. Üretimin artması için, su ve enerjinin ön planda tutulması gerekir. Üreticinin desteklenmesi gerekiyor.


"SÜT PARA KAZANDIRMADIĞI SÜRECE HAYVAN KESİMİ ARTAR"

Bölgemizde 'vahşi sulamadan vazgeçiniz' deniliyor. Sen sulama yatırımlarını yaptın da çiftçi vaz mı geçmedi vahşi sulamadan. Sizler kapalı sulama sistemlerini yapmıyorsunuz, diğer yatırımları yapmıyorsunuz ondan sonra vahşi sulamadan vazgeçin diyorsunuz. Vazgeçeriz bizim insanımız üretmeye hazır fakat ürettiği malın değerinde satılması gerekir. Ülkemizde son 20 yıldır değişik bakanlarımız geldi. Bu hayvancılıkta herkes bir yol haritası çizdi. Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır. Böyle olunca besilik materyal de azaldı. Böyle olunca dişi inekler azaldı. Hayvancılığın kurtulması için ilk yapılacak işlerden birisi süt üreten insanların para kazanması lazım. Para kazanması için de maliyetlerinin düşmesi lazım. Geçtiğimiz dönemlerde zaman zaman hayvancılık para kazandı fakat her dönemde 30-35 yıl içerisinde ha bugün iyi olacak ha yarın iyi olacak derken topal aksak bugünlere kadar geldik."

Share:

13 Mart 2024 Çarşamba

Kuyumculardan yurttaşlara gram altın uyarısı

gram altın

Gram altın fiyatı son bir haftada yaklaşık 100 lira yükselirken, Trabzon burmasının fiyatı da 20-30 bin lira civarında artışla 500 bin liraya kadar çıktı. Altının yükseliş trendi sürerken ucuz diye alınan kesme altının bozdurulmak istendiğinde sıkıntı oluşturabileceğini belirten kuyumcular, gram altının sertifikalı olması gerektiği uyarısında bulunuyor. Kuyumcular, altın alıp satacak yurttaşlara sık sık uyarılarda bulunurken, merdiven altı diye tabir edilen yerlerden alışveriş yapılmaması gerektiğini vurguluyor.


Trabzon’da hizmet veren Nevzat Kuyumculuk Genel Müdürü Erhan Şakar, gram altın fiyatının son bir haftada 100 TL civarında bir artış gösterdiğine dikkat çekti. Şakar “Altın bir son haftada gram fiyatı 100 TL civarında bir artış gösterdi. Yatırımcı şu anda daha çok altına yöneliyor çünkü dövizden daha çok kazandırıyor. Fiyatlar yükseldiği için alan daha çok. Bozdurmak isteyenler ise fiyatın biraz daha artmasını bekliyor. Yıl sonuna kadar ya da seçimlerden sonra altının 3 bin 500 TL’yi göreceği söyleniyor” dedi.


"GÜVENİLİR YERDEN ALTIN ALINSINLAR"

Merdiven altı diye tabir edilen yerlerde satılan kesme altının güvenilir olmadığını kaydeden Şakar, “Güvenilir altın almak isteyenler mağazalardan almalarını tavsiye ediyoruz. Merdiven altı dediğimiz yerlerden ucuza, kesme altın dediğimiz sertifikasız, garantisiz bilmediği altını almalarını tavsiye etmiyoruz. Çünkü kuyumcuya bozmak için geldiklerinde sıkıntı yaşayacaklar. Mağazacılar olarak kesme altın ne alıyoruz ne de satıyoruz. Bunlar atölyeler arası dönen altındır. Yatırımcının kesme altın denilen altını almasını tavsiye etmiyoruz. Ucuzuna kanıp kesme altın almasın. Sertifikalı garantili altını mağazadan alsın. Merdiven altı dediğimiz yerlerden ucuzuna kanıp almasınlar” diye konuştu.


TRABZON HASIRININ FİYATI 20-30 BİN TL ARASI ZAMLANDI

Atının gram fiyatının her geçen gün artması neredeyse otomobil fiyatına ulaşan dünyaca üne sahip coğrafi işaretli Trabzon Hasır bileziğini etkilediğini kaydeden Şakar, “Altın artışıyla birlikte Trabzon burması, Trabzon hasırının fiyatı artıyor. Trabzon hasırının fiyatı takım olarak 300, 400 ve 500 bin TL’ye kadar kalınlığına göre fiyatı değişebiliyor. Bir önceki fiyatına göre 20-30 bin TL zamlandı” şeklinde konuştu.

Share:

12 Mart 2024 Salı

Yurttaşlar gramla gıda alıyor

gramla gıda

Niğde'de pazarcıların ve yurttaşın sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Enflasyon vatandaşın alım gücünü daralttı. Geliri emeklinin 10 bin ama 10 bin lirayı ev kirasına mı versin, elektriğe mi versin, doğalgaza mı versin, gıda ürünü mü alsın? Böyle olunca da gramla ürün almak durumunda kalıyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Niğde’de pazarcılar ve yurttaşların gıda ürünlerindeki fiyat artışlarıyla ilgili yaşadıkları sorunları dinledi.


Bir esnaf Gürer’e, “Şunu, 70'e alıyoruz, 80'e veriyoruz. 10 lira para bile bırakmaz. Adam geliyor, kadın geliyor, şundan 30 liralık ver diyor, işte 30 liralık bir avuç bu kadar. Bunu ben yesem karnım aç kalır, ben doymam, bana 30 liralık mercimek ver diyor. Vallahi ben utanıyorum verirken. Adam geliyor bulgur alıyor, yarım kilo. Kilosu 30 lira bulgurun geliyor, 10 liralık bulgur ver diyor. Kırmızı mercimek 60 lira, barbunya 80 lira. Geçen yıl şu barbunyayı 40 liraya satıyordum. İnanın bu torba 2 aydır böyle, kimse almıyor aşağı versem bu sefer ben zarar ediyorum. Pirinç 40 lira, 40 lira pirinç normal pirinç, 80 lira iyi pirinç 100 lira. Nohutu kendim yetiştiriyorum. Normalde piyasada 60-70 ama ben kendi malım olduğu için 50 liraya veriyorum. 50 liraya bile pahalı diyorlar" dedi.


Gürer de "Şimdi bu ülkeye nohut Meksika'dan geliyor, kırmızı mercimek Kanada'dan. Ama bunlar yerel ürün fiyatları uygun olduğu halde vatandaş alamıyor diyorsun. Yani bir kilo alacağına 250 gram alıyor. Öyle mi?" diye konuştu. Tezgâhta bulunan vatandaş, "Gram gram alıyoruz, yüksek yani o fiyatları alamıyoruz. Haftalık, günlük almaya çalışıyoruz" deyince esnaf da "Müşterim olur aldığı zaman inan bir kilo alacaksa 250 gram alıyor" yanıtını verdi.


VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DARALDI

Gürer, “Enflasyon vatandaşın alım gücünü daralttı. Geliri emeklinin 10 bin ama 10 binlirayı ev kirasına mı versin, elektriğe mi versin, doğal gaza mı versin, gıda ürünü mü alsın? Böyle olunca da gramla ürün almak durumunda kalıyor. Mercimeğe gelip bir avuç mercimek 30 lira para verip vatandaşın alım gücünün bittiğini esnafımızı anlatıyor. Yerli ve yerel ürün desteklenmeli, üretim artırılmalı, girdi maliyetleri düşürülmeli, vatandaşın daha uygun fiyatlı ürün alması yolu açılmalı” diye konuştu.


ET YEDİREMİYORSAK PORTAKALLA TAKVİYE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ

Gürer, esnaf ile arasında geçen diyaloğu dinleyen bir kadına, “Siz pazarda istediğinizi alabiliyor musunuz” diye sordu. Kadın, “Dediğim gibi, haftalık tam dolu dolu alamasak da doyacağımız kadar almaya çalışıyoruz” yanıtını verdi. Gürer’in, “Çocukların beslenmesinde geçmişe göre sıkıntı var mı” demesi üzerine kadın, “Çok şükür, elimizden geldiğince meyve sıkıp içiriyoruz, et yediremiyorsak portakalla takviye etmeye çalışıyoruz. Marketten alışveriş yapıyoruz, şunu marketten alıyorum 20 liraya, bir gün sonra varıyorum, 25 lira olmuş. Böyle olmaz yani” dedi. Kadın, esnaftan 50 liralık zeytin istedi. Esnaf ise, “Bakın vekilim, kar etmeyecek şekilde veriyorum. Normalde şu zeytin piyasada 100 lira, markette 180-200. Şimdi 50 liralık alacak, şimdi şu koyduğum, tahminen 50 liralık geçer. Şu attığım zeytin bile 69 lira geldi. 50 liralık, bak 54 liralık, 4 lira karım var. Onu da almıyorum, gıda fiyatlarının önüne geçilmesi lazım Sayın vekilim” diye konuştu.

Share:

Etiketler