31 Mart 2024 Pazar

‘Yanıltıcı bilgi’ davası: İliç’te 9 işçinin toprak altında kaldığı madeni işleten ABD’li şirketi şikâyet ettiler

‘Yanıltıcı bilgi’ davası

Kanadalı ve ABD’li yatırımcılar, SSR Mining şirketine “menkul kıymetler dolandırıcılığı” suçlaması yöneltti. Şirketin “yanıltıcı beyanları” nedeniyle zarara uğradıklarını söyledi. Erzincan İliç’te bulunan Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facianın ardından siyanürlü liç yığınının altında kalan 9 işçiye halen ulaşılamadı. Çöpler Madeni’ni işleten Anagold Madencilik ve onun üst şirketi SSR Mining de bu süreçte, madendeki güvenlik önlemlerinin mevzuata uygun olduğuna dair açıklamalarda bulundu. ABD’deki SSR Mining yatırımcılarının ise bu ve daha önceki beyanların yanıltıcı olduğu iddiasıyla şirkete, şirketin yönetim kurulu başkanı Rodney P. Antal’a ve dönemin mali işler müdürü Alison White’a “Menkul kıymetler dolandırıcılığı” suçlamasıyla toplu dava açtığı ortaya çıktı. Cumhuriyet konunun ayrıntılarına ulaştı. Buna göre ABD merkezli birçok hukuk firması 23 Şubat 2022 ile 27 Şubat 2024 arasında şirketten hisse satın alan kişilerin toplu davaya katılmak için kendileriyle iletişime geçmesi çağrısında bulundu. Konu hakkında ulaştığımız bir SSR Mining yetkilisi, “Devam eden hukuki süreçler hakkında yorum yapmıyoruz” ifadeleriyle açıkladı. 


ÖNLEMLER YETERSİZ 

İliç faciasından önce yaklaşık 1.9 milyar dolar piyasa değeri olan SSR Mining şirketinin piyasa değeri 30 Mart itibarıyla yaklaşık 900 milyon dolara geriledi. Yatırımcılar şirketin yanıltıcı beyanları yüzünden zarara uğradıklarını savunuyorlar. Colorado Bölge Mahkemesi’nde görülecek dava kapsamında SSR Mining’e güvenlik konusundaki önlemlerin yetersiz olduğu, güvenli olmayan madencilik uygulamalarına girişildiği ve güvenlik konusunda yanlış bilgi verdiği ve/veya bilgi sakladığı suçlamaları şu ifadelerle yöneltildi: “Savunma (SSR Mining) Çöpler madeninde güvenlik konusundaki kararlılığını ve alınan güvenlik önlemlerinin etkinliğini maddi olarak abartmış, madende güvenli olmayan ve felaketle sonuçlanmasına dair makul ihtimaller olan madencilik uygulamalarına girişmiştir. SSR Mining’in Çöpler madenindeki beklentileri ve operasyonları hakkında bulunduğu beyanlar maddi olarak yanlış ve yanıltıcı ve/veya makul bir temelden yoksundu.” 


ANAGOLD’UN TÜRKİYE MÜDÜRÜ ‘KUSURSUZ’

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında geçen günlerde hazırlanan bilirkişi raporu tekrar gündeme geldi. Raporda Anagold Madencilik Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin “kusursuz” olduğu belirtilirken Anagold Madencilik Anonim Şirketi, SSR Mining Yetkilisi Jain Ronald Guille ve olay gerçekleştiğinde ABD’de bulunan ve halen Türkiye’ye dönmeyen Operasyon Direktörü Kenan Özdemir “asli kusurlu” bulunmuştu.

Share:

30 Mart 2024 Cumartesi

Dev ABD'li yatırım bankası Goldman'dan TL ve enflasyon analizi: Yerel seçimler ‘Dolar/TL’yi nasıl etkiler?

Yerel seçimler ‘Dolar/TL’yi nasıl etkiler?

ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye'de seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devam edeceği öngörüsünde bulundu. Goldman Sachs, 31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınladı. Raporda, "Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL'nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz. Bütçe gelirlerinin uzun dönemli ortalamasına ulaşmasından dolayı seçimlerin ardından geçen yıla benzer vergi artışları beklemiyor ve harcama yönlü baskıların da azalacağını düşünüyoruz" ifadesi kullanıldı.


"TL'DEKİ DEĞER KAYBI OLASILIĞININ DÜŞÜK OLDUĞUNA SİNYAL"

Yıl sonu enflasyon tahminine de yer verilen raporda, "Enflasyonun mayısta zirveye çıkacağını ve oradan olumlu baz etkileriyle birlikte yıl sonuna kadar yüzde 33'e kadar keskin bir düşüşe başlayacağını tahmin ediyoruz" değerlendirmesinde bulunuldu. Raporda, döviz talebine ilişkin olarak, "Türk halkının seçimlerden sonra TL'nin aşırı değer kaybedeceğine yönelik düşüncelerinden kaynaklı artan döviz talebi var ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizinde geçen hafta 500 baz puan artışa gitmesinin böyle bir değer kaybı olasılığının düşük olduğuna dair güçlü bir sinyal gönderdiğini düşünüyoruz" ifadesine yer verildi.


"ENFLASYONUN YÜZDE 68,5'E YÜKSELECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUZ"

Ramazanın bu yıl mart ayına denk gelmesi nedeniyle artan gıda ve hizmet enflasyonuyla birlikte enflasyonun bu dönemde yüksek seyretmeye devam edeceği öngörüsüne yer verilen raporda, "Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5'e yükseleceğini tahmin ediyoruz" denildi. Raporda, aylık bazda döviz kurundaki zayıflık nedeniyle yükselen çekirdek mal enflasyonuna karşılık diğer Tüketici Fiyat Endeksi alt kalemlerinde yavaşlama beklendiğine işaret edilerek, mevcut enflasyon ortamında ücret artışları ve ramazan ayının enflasyon üzerindeki toplam etkisini hesaplamanın zorluğu nedeniyle tahminler üzerinde bir belirsizlik olduğu kaydedildi.

Share:

29 Mart 2024 Cuma

TÜİK açıkladı: Sosyal koruma harcamalarının milli gelire oranı geriledi

Sosyal koruma

2021 yılında yüzde 11,1 olan sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2022 yılında yüzde 8,6 oldu. Emeklilere ayrılan kaynaklarda ise düşüş dikkat çekti. Sosyal koruma harcaması 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 60,2 artış göstererek 1 trilyon 291 milyar 77 milyon TL oldu. Bu harcamanın yüzde 98,2'sini 1 trilyon 267 milyar 924 milyon TL ile sosyal koruma yardımları oluşturdu.


EMEKLİLERE AYRILAN KAYNAKTA DÜŞÜŞ

Sosyal koruma yardımlarında emeklilere ayrılan kaynaklar ise yüzde 4,9'dan yüzde 3,8'e düştü.


GSYH'YE ORANLA GERİLEDİ

Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2022 yılında yüzde 8,6 oldu. Bu oran 2021 yılında yüzde 11,1 olmuştu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise yüzde 8,4 olarak gerçekleşti. Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların yüzde 3,8 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, yüzde 2,6 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve yüzde 1,0 ile dul/yetim harcamaları takip etti.


ŞARTLI YARDIMLAR

Şartlı yardımlar içinde en büyük payı yüzde 47,5 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu yüzde 20,4 ile engelli/malul yardımları ve yüzde 13,9 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti. Nakdi yardımlarda en büyük payı yüzde 71,2 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu yüzde 18,6 ile dul/yetim yardımları ve yüzde 4,5 ile aile/çocuk yardımları takip etti. Sosyal koruma gelirlerinin yüzde 41,4'ünü devlet katkıları, yüzde 28,4'ünü işveren sosyal katkıları ve yüzde 23,1'ini koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu.

Share:

28 Mart 2024 Perşembe

Otomatik ödeme talimatı verenler dikkat! Bankalar 'fatura'yı müşteriye kesti... Peki ne yapmalı?

Bankalar 'fatura'yı müşteriye kesti

Bankalar kredi kartıyla yapılan otomatik fatura ödemelerinden yüksek faiz talep etmeye başladı. Uzmanlara göre bu iki uygulama da yasal değil. Peki ne yapmalı? Bankalar tüketicilere otomatik fatura talimatı vermeleri için çok sayıda avantaj sunuyor. Genelde talimat veren müşterilere alışverişte kullanabilecekleri puanlar tanımlanıyor. Bankalar bu ödemelerden şimdiye kadar ya faiz almıyor ya da çok düşük faiz talep ediyordu. Ancak bu ay ekstrelerine bakan yurttaşlar yüksek tutarlarda "otomatik fatura ödeme faizi" ile karşılaştı. Bu konuda çok sayıda yurttaş tüketici derneklerine şikayette bulunuyor.


"FAİZ ÜCRETİ ALINMAYA BAŞLADI"

NTV'den Uğurcan Gökçen'in haberine göre, Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü, yaptığı açıklamada, "Yıllarca bankalar mevduatları çekebilmek için tüketicilerden otomatik ödeme talimatları almaya çalıştılar. Fakat son zamanlarda tüketicilerin kredi kartıyla yaptıkları otomatik ödemelerden faiz ücreti almaya başladılar" dedi. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez ise "Bankalar binbir rica ile aldıkları otomatik ödemelerden artık bugün faiz alıyor. Bunun nakit ödeme olduğunu söylüyorlar" ifadelerini kullandı.


"FAİZ ORANI KREDİ KARTINDAKİNDEN YÜKSEK"

Otomatik fatura ödeme faiz oranı ise kredi kartı faizinden yüksek. Şu an kredi kartı faizleri yüzde 3,74 oranında. Çünkü Merkez Bankası kredi kartı faizlerini yüzde 35 politika faizine sabitledi. Otomatik fatura talimatı faiz oranı yüzde 5 seviyesinde. Bankaların kredi kartı bilgilendirme metinlerinde otomatik fatura talimatı faizi istenilebileceğine dönük açıklamalar var. Yani kredi kartı alınırken yapılan sözleşmede tüketiciye bilgilendirme yapılıyor.


TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE BAŞVURULMALI

Uzmanlar yine de bunun yasalara aykırı olduğu görüşünde. İbrahim Güllü, "Bu yasal bir uygulama değil, çünkü kredi kartıyla yapılan bu ödemeler alışveriş kapsamında. Yani nakit çekim değil" değerlendirmesini yaptı. Güllü'ye göre, bu uygulama Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 17. maddesine aykırılık teşkil ediyor. Tüketici dernekleri ödenen ücretlerin geri alınması için tüketici hakem heyetine başvurulmasını öneriyor. Başvuruların e-devlet üzerinden de yapılabileceğini belirtiyorlar.

Share:

27 Mart 2024 Çarşamba

Türkiye'de artan kaynak ihtiyacını karşılamak için zenginden ek vergi gündem yarattı

Türkiye

Ekonomistler dolaylı vergileri ve kayıt dışını azaltacak reform önerirken “Servet Vergisi gelir adaletsizliğini törpüleyebilir” görüşü de öne çıkıyor. İş dünyası ise “Yabancı çekin” dedi. Ekonomik krizden çıkış için kaynak arayan iktidar çifte Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) gibi uygulamaları hayata geçirirken artan gelir eşitsizliğine çare olarak “Servet Vergisi” önerildi. Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu’nun varlığı 6 milyon TL’nin üstünde olan herkesten yüzde 1 vergi alınması ve bunun deprem bölgesi için kullanılması teklifi ekonomi camiasını da iş dünyasını da böldü. Türkiye İş Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre işgücünün milli gelirden aldığı pay yüzde 29.7’ye gerilerken sermayenin aldığı pay yüzde 50.5’e çıktı. Gelir eşitsizliği artarken iktidar ise ekonomide yaşanan krizi sıkı para politikalarıyla aşmaya çalışıyor. Bunun için de yeni vergiler gündemde.


Kayıt dışı ekonomi ise yüzde 30’ların üzerinde. Bu ortamda yeni tartışma konusu servetten vergi alınması oldu. Öneri ekonomistler arasında farklı yorumlara neden oldu. Türkiye’nin yeni bir vergiye ihtiyacı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Esfender Korkmaz, “Gelir kazanılırken vergisi ödeniyor. Bir de bu geliri tasarrufa dönüştürdüğü için vergi almak çifte vergi demektir. Kaldı ki yeni bir vergiye ihtiyacımız yok. Türkiye’nin ihtiyacı bütçe harcamlarında disiplini sağlamaktır.


Bütçedeki saray gideri, gösteriş harcamaları ve israfın giderilmesi gerekiyor. Bütçenin yüzde 10’u popülist politikalarla ‘hanehalkına destek’ adı altında harcanıyor” diye konuştu. Servet Vergisi uygulamasının tasarrufları azaltabileceğini de söyleyen Korkmaz, “İnsanlar tasarruftan ve vergi bilincinden uzaklaşır. Ülke tasarrufları erir. Bunlar ortodoks politikalar değil, tamamıyla bütçeye mali disiplini getirememenin sonucu, yakaladığından vergi almaktır” dedi.


ADALETSİZLİĞİ TÖRPÜLER

Ekonomist Mahfi Eğilmez de kendi internet sitesinde kaleme aldığı yazıda “ Servet Vergisiyle uğraşmak yerine kayıt dışındakileri vergilemeyle ve kamu kesimindeki büyük israfı durdurmakla uğraşsak bütçe açığını hızla düşürürüz” dedi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise Servet Vergisi uygulamasını savunanlardan. Türkiye’de ciddi bir gelir ve servet dağılımı bozukluğu olduğunu hatırlatan Kozanoğlu, “Böyle bir toplumda Servet Vergisi bu adaletsizlikleri törpülemek için ciddi bir katkı sağlayabilir. Bu verginin uygulaması kolay değil. 


Bir kişinin döviz, TL, emlak, borsa yatırımı, mücevher gibi bütün varlıklarını içermesi gereken bir uygulamadır. Envanterini çıkarmak çok kolay değildir. Ama zaten tartışmayı gündeme getiren iş insanının açıklamasında da yüzde 1 vergiden bahsediliyor. Bu kimsenin itiraz edemeyeceği kadar düşük bir bedel” dedi. Servet Vergisi’nin geçmişte uygulanan Varlık Vergisi’ne dönüşmemesi için uyarılarda bulunan Kozanoğlu, “İnsanları mallarını elden çıkarmaya itecek şekilde yüksek oranda olması verimsizliğe yol açar. Onun için mesela 10 milyon dolarlık bir fabrikanın yüzde 30’u hemen alınmak yerine 10 yıl boyunca yüzde 3’ü alınabilir” ifadelerini kullandı. 


YABANCIYA YÖNELİN

Sanayiciye yüklenecek ilave yüklerin yatırımları etkileyeceğini söyleyen Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ise “İlave yükler yatırımları ve girişim şevkini azaltır. Zaten biz hükümetimizin deprem bölgesindeki sıkıntılarını ve maliyetlerini biliyoruz. Bu dönemde birkaç ilave yük geldi de” dedi. Türkiye’nin yabancı yatırımcıya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Zeytinoğlu, “Bunun için de 2000’li yılların başındaki reformları yeniden yapmamız gerek” diye konuştu.

Share:

26 Mart 2024 Salı

Kriz büyüyor... Fiyatı 9 bin doları aştı! Bakırı geride bıraktı

Kriz büyüyor

Son günlerin en sıcak emtia piyasası kakaoda yükseliş ivmesi sürüyor. Kakao fiyatları 9 bin doları aşarak bakırdan daha pahalı hale geldi. Küresel piyasalarda emtia piyasasına ilişkin olumlu beklentiler gelirken, son dönemde bir ürün kendinden çokça bahsettiriyor: Kakao. Son dönemdeki yükseliş ivmesiyle dikkat çeken ve 46 yılın en yüksek seviyesine çıkan kakao fiyatları ton başına 9 bin doları da aştı. Böylelikle kakao tonu 9 bin dolar civarında olan bakırı geride bıraktı. Mart ayında kakao fiyatlarında yüzde 50'ye varan artış görülmüştü. Piyasa uzmanları son rallinin fiyatları 10 bin dolara çıkarma olasılığına dikkat çekti.


FİYATLAR DAHA DA YÜKSELEBİLİR

Bloomberg Intelligence Analisti Diana Gomes, 2025 yılı Paskalya döneminde çikolata fiyatlarının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Fiyatlardaki yükseliş, çiftçilerin çekirdekleri yerel tüccarlara sattıkları, onların da bunları işleme tesislerine ya da küresel tüccarlara sattıkları küresel tedarik zincirini bozdu. Bu küresel tüccarlar ise kakao çekirdeklerini ya da yağ, toz ve kakao likörü gibi kakao ürünlerini Nestle, Hershey ve Mondelez gibi küresel çikolata devlerine satıyorlardı.


KITLIK DÖNEMI YAŞANIYOR

Normalde büyük ölçüde düzenlemelere tabi olan kakao piyasasında, tüccarlar ve kakao işleme tesisleri yerel tüccarlardan önceden belirlenmiş fiyatlarla bir yıl öncesine kadar kakao çekirdeği satın alıyordu. Yerel düzenleyiciler daha sonra çiftçilerin kakao çekirdeği için talep edebilecekleri tarla üretim fiyatını daha düşük hâle getiriyordu. Fakat bu yıl olduğu gibi kıtlık dönemlerinde yerel tüccarlar kakao çekirdeklerini güvence altına almak için çiftçilere genellikle tarla fiyatı üzerinden prim ödüyorlar. Tüccarlar daha sonra kakao çekirdeklerini önceden anlaşılan fiyatlardan teslim etmek yerine spot piyasada daha yüksek fiyatlardan satıyorlar.


ÇİKOLATA ŞİRKETLERİ DE SIKINTIDA

Küresel tüccarlar çikolata şirketlerine olan yükümlülüklerini yerine getirmek için bu kakao çekirdeklerini herhangi bir fiyattan satın almak için acele ederlerken, yerel işleme tesisleri ise genellikle kakao çekirdeği sıkıntısı çekiyorlar. Fildişi Sahili ve Gana, normalde yerel fabrikalara ucuz kredi vererek ya da küresel tüccarların satın alabilecekleri kakao çekirdeği miktarını sınırlayarak onları korumaya çalışıyordu.

Share:

25 Mart 2024 Pazartesi

Antalya'da lüks yat üretimi rekor kırıyor

Antalya

Antalya Serbest Bölgesi, 2000 yılından 2024'e kadar 705 lüks yat üreterek 1,69 milyar dolar gelir elde ederken, 2023'te 93 lüks yat satışı yaparak rekor kırdı. 2024 yılında ise yeni rekora ulaşılacağı düşünülüyor. Lüks ve ultralüks yat üretiminde dünyaca ünlü merkezlerden biri olan Antalya Serbest Bölge'de, 2000 yılından 2024 yılı şubat sonuna kadar toplam uzunluğu 12 bin 863 metre olan 705 lüks yat üretilerek, 1 milyar 692 milyon dolar gelir sağlandı. 2023 yılında 93 lüks yat satışıyla rekor kıran Serbest Bölge, 2024 yılında yeni rekora hazırlanıyor.


Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, 2023 yılını 1,1 milyar dolar ticaret hacmiyle kapadıklarını belirterek, bu hacmin yüzde 96'sının sanayi gruplarından oluştuğunu, yüzde 50'sinin Avrupa Birliği ülkeleriyle gerçekleştiğini söyledi. Bölgedeki 88 firmanın 30'unun yabancı sermaye, 50'sinin ise yat sektöründe olduğunu açıklayan Gürses, elektronik ve medikal sektörlerinin öne çıktığını kaydetti. Gürses, bölgede ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 136 olduğunu söyledi.


"SATIŞ DEĞERLERİ TOPLAMI 143 MİLYON DOLAR"

2023 yılında Antalya Serbest Bölgesi tarihinde yat sektörünün hem adet hem uzunluk hem de gelir olarak rekor kırdığını belirten Gürses, "2023'te 1424 metre toplam uzunluğa sahip 93 yat, sahiplerine teslim edildi. Satış değerleri toplamı 143 milyon dolar. ABD, Rusya, İsrail, Vietnam, Hollanda, Ekvator gibi birçok ülkeye yat satışı yapıldı. 2023 yılında yat bakım onarıma ise 25 yat geldi, 10'u teslim edildi. 2023 yılı genel olarak iyi geçti ve 2024'e hızlı başladık" dedi.


RIHTIMDA YAT BAĞLAYACAK YER KALMADI

Mart ayından itibaren daha büyük boyda yatların denize inmeye başladığını anlatan Gürses şöyle konuştu:

"Şu anda rıhtımda yat bağlayacak yer bulmakta çok zorlanıyoruz. Bizim 2023 yılı Ekim ayından itibaren de bakım onarım anlamında bölgemize yoğun talep var. Şu an açık alanda yatlara yer vermekte büyük zorluk çekiyoruz. Güzel bir gelişme, neticede ülkemize ciddi katma değer yaratan bir sektör. Bu sayede özellikle yüksek gelirli tekne sahiplerine ülkemizde konaklama imkanı da yaratmış oluyoruz. Antalya'nın turizm faaliyetleriyle de paralel giden bir uğraş olarak nitelendirebiliriz."


Antalya Serbest Bölge'de 2000 senesinden 2024 yılı şubat sonu itibarıyla toplam lüks yat üretiminin 12 bin 863 metre toplam uzunluk ve 705 adede yükseldiğini açıklayan Gürses, satış değeri toplamının da 1 milyar 692 milyon dolar olduğu kaydetti. Gürses, bakım onarımda ise toplamda 194 lüks yattan 161'inin tamamlanıp, sahiplerine teslim edildiğini ve 108 milyon dolar gelir sağlandığını söyledi.


"YER ALMAK İÇİN SÜREKLİ İSTİŞARE HALİNDEYİZ"

Bu sene yat boylarının büyümesiyle 2023'ü geçmeyi hedeflediklerini söyleyen Gürses şunları kaydetti:

"60-70 teknenin denize indirilip, sahiplerine teslim edileceğini öngörüyoruz. Dünyada özellikle pandemi döneminden sonra orta boy, katamaran ve hibrit teknelere talep artışı vardı. Antalya Serbest Bölgesi, yat üretici firmalarımızla bu talepleri iyi bir şekilde karşılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan tekne de üretiliyor.


Şu an limanda teslim edilmeyi bekleyen tekneler var. 2 tane 53 metre, 1'er tane 45, 36, 34 metre, 2 tane 27 metre ve 7 tane 12 metre toplam 14 tekne var. Rıhtımda bağlama yerimiz kalmadı. Mümkün mertebe bu deneme seyir süreçlerini hızla tamamlayıp, yeni teknelere yer açmak için firmalarımızla sürekli istişare halindeyiz. Bu yıl da dolu bir sezon geçireceğimizi tahmin ediyoruz."

Share:

24 Mart 2024 Pazar

Yaşanan ekonomik krizde böbrek ve karaciğerden sonra sıra doğmamış çocuklara geldi

Yaşanan ekonomik krizde

Sosyal medyada biri 40 günlük diğeri 30 gün sonra dünyaya gelecek iki bebeğe 100 bin TL değer biçildi. Gerekçe: Ailelerin borçları ve geçim sıkıntısı... Para sıkıntısı yaşayanların organlarını satışa çıkardığı günümüzde, artık çaresizlik doğmamış bebekleri de yasadışı yollarla satmaya zorladı. Daha önce de “evlatlık bebek” siteleri üzerinden gayrimeşru ilişki sonrası yapılan bebek satışı yine maddi sıkıntı çeken ailelerin tercihi oldu. Cumhuriyet, bebeğini para karşılığı satan ailelerle görüştü. Kırıkkale’de bir anne 55 günlük kız bebeğini 100 bin TL karşılığında “otomobil” satar gibi internet sitesinde ilana koyarak pazarlık yaptı. 


Kimliği, doğum raporu olmayan ve evlilik dışı dünyaya gelen bebek için açıklama notuna “Borçlarım var. Hamilelik ve doğum sırasında çok para harcadım. Sıkıntıları ve bebeği aileme anlatamadım. Tek şartım 100 bin TL. Bebeği istediğiniz yere getirim” diyerek satma nedenini maddi sıkıntılar olarak gösterdi. Aile, bebeğin fotoğrafını da paylaştı. Bir anne ise 40 günlük bebeği olduğunu ücret karşılığında güvendiği kişiye bebeğini vereceğini yazdı. Ücreti yüz yüze yapılan görüşme ve güven sonrası belirteceğini de not düştü.


İLANDA ULTRASON FOTOĞRAFI

Antalya’da 23 yaşındaki bir anne doğumuna 30 gün kalan kız bebeğini 110 bin TL’ye internet üzerinden satışa koydu. İlanda bebeğin doktor kontrolleri ve ultrason fotoğraflarını da paylaşan kadın, “Acilen bebeğimi vermek istiyorum” ifadesini kullandı. Hamile kadın, doğum masraflarını da alıcının ödemesi gerektiğini özellikle belirtti. Bebek ilanları altına bazı aileler de para karşılığı bebek satmanın vicdansızlık olduğunu, bedelsiz bebeği sahiplenmeye hazır olduklarını yazarak telefon numaralarını bıraktı.


HASTANEDE İŞİ ÇÖZMÜŞLER 

İnternet üzerinden bebek alanlarla da görüşerek ne kadar ödediklerini öğrendik. İzmir’de bir aile üniversite öğrencisinden 45 bin TL vererek bebeği aldığını söylerken başka bir aile ise hastane masraflarını ödeyerek bebeği kendileri doğum yapmış gibi hastaneye kimliğini vererek üzerine geçirdiklerini anlattı. Başka bir aile de iki yıl önce Güneydoğu’ya giderek iki aylık bebeği aldıklarını itiraf etti.

Share:

23 Mart 2024 Cumartesi

‘En az 3 bin ziraat mühendisi gerekli’

ziraat mühendisi

Tarım ve Orman Bakanlığı 982 ziraat mühendisi alımı yaparken fakültelerden her yıl 5 bin yeni mezun verildiğini hatırlatan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak son derece yetersiz” dedi. Ziraat mühendislerinin atanamama sorunları devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2023’ün Aralık ayında 982 ziraat mühendisi alımı yapılacağını belirtmişti. Buna karşın fakültelerden her sene ortalama 5 bin yeni ziraat mühendisi mezun oluyor. Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Eski Tarım ve Orman Bakanları Bekir Pakdemirli ve Vahit Kirişçi dönemlerinde toplu ziraat mühendisi ataması yapılmadığını belirterek “Uzun zaman sonra ilk kez toplu alım yapıldı. Ancak fakültelerden ortalama 5 bin meslektaşımız mezun olurken yapılan bu atamalar son derece yetersiz” dedi. 


‘HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI KADRO VERMİYOR’

“Atamaların önündeki en büyük kısıtlamanın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kadro vermemesi olduğu söyleniyor” diyen Suiçmez, “Bizim Bakanlıktan talebimiz yeterli sayıda mühendis atanmasıyla tarım teşkilatını güçlendirmek, çiftçinin tarlasına, ahırına, ağılına bilimi götürmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı zorlamaları. Ülkemizde mezun olan mühendis sayısını da göz önüne alarak en az 3 bin ile başlamak üzere yeniden mühendis atamasının yapılması” ifadelerini kullandı. Atanan mühendislerin de sözleşmeli personel olarak atandığını söyleyen Suiçmez, mühendislerin kadrolu bir şekilde atanması gerektiğini de belirtti. 


‘ÇİFTÇİYLE MÜHENDİS ARAZİDE BULUŞMALI’

“Çiftçiyle mühendisin masa başında değil, arazide buluşması gerektiğini” söyleyen Suiçmez, “Zirai ilaçlar yanlış kullanılınca zehir oluyor. Yurtdışına giden ürünlerde ilaç kalıntısı sorunu yaşanıyor. Bunların da en başından beri üretim aşamasından pazara sunulma aşamasına kadar üreticiyle mühendisin yan yana olması, bakanlığın alanda olması gerekiyor” diyerek yeterli mühendis atanmamasının sonucunda yaşanan sorunları özetledi. 


KONU MECLİS'E DE TAŞINDI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ziraat mühendislerinin atanamama sorununu TBMM gündemine taşıdı. Konuya ilişkin soru önergesi veren Gürer, ziraat fakültelerinin her yıl 5 bin -6 bin arasında yeni mezun verdiğini ve mezun ziraat mühendislerinin iş bulma süreçlerindeki zorluklara vurgu yaptı. Çalışma koşullarının ağırlığına, asgari ücretin çok altında maaş teklifleri aldıklarına ve işverenler tarafından en az 3-5 yıl arası tecrübe şartı arandığına işaret eden Gürer şu soruları sordu: “Bakanlık tarafından düzenli bir atama takviminin oluşturulması düşünülmekte midir?, KPSS’den alınan puan ile tek tercih yapılması ve kadro yakmaların önüne geçilmesi için çalışıma var mıdır?, Bakanlığınızın özel sektörün uygulamalarında gerekli şartları iyileştirmeleri konusunda müdahalesi düşünülmekte midir?, Yeni mezun ziraat mühendislerine tecrübe kazandırılması için bir çalışma var mıdır?, 2024 yılında kaç ziraat mühendisi ataması yapılacaktır?”

Share:

22 Mart 2024 Cuma

Susamda ithalat patlaması

Susam

Türkiye’deki yanlış tarım politikaları susamı da vurdu. Ekim alanlarının daralması ile üretim düşerken ithalat kapısı sonuna kadar açıldı. Türkiye yerli, kaliteli susamını AB’ye satarken Çad’dan, Sudan’dan ithal edilen susam ise iç piyasada tüketiliyor.Türkiye’de susam üretimi yıldan yıla geriledi. 1990’lı yıllarda 940 bin dekar alanda 43 bin ton susam üretilirken, geçen yıl üretim 16 bin tonlara geriledi. Susam tüketimi artarken, yerli üretim azaldı. İktidarın politikaları sonucunda ekim alanları yüzde 57 daralırken, üretim de yüzde 32 düştü. İktidar, diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi üretim azalınca hemen ithalata yöneldi. Geçen yıl 215 bin ton susam ithalatı ile rekor kırıldı. Türkiye geçen yıl 38 ülkeden susam ithal etti. İthalat yapılan ülkeler ise şöyle: Çad, Sudan, Brezilya, Nijer ve Pakistan. En fazla ithalat yüzde 28 ile Çad’dan. Diğer yandan talebi karşılamak için ithalat artarken, yerli kaliteli susam da ihraç ediliyor. 


ÜRETİLENİN 13 KATI İTHALAT

CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, Türkiye’nin 2023 yılında 16 bin ton susam ürettiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Geçen yıl ürettiğimiz susamın 13 katını ise ithal ettik. Ne yazık ki Türkiye mercimekte olduğu gibi kaliteli susamını Avrupa Birliği ülkelerine satarken, Çad, Sudan, Brezilya, Nijer ve Pakistan’dan daha düşük proteinli ve yağlı susamı ithal ederek vatandaşına yediriyor. Bugün tahinde, ramazan pidesinde, simitte, pastacılık ürünlerinde kullanılan susam ithal. 2023 yılında 215 bin ton susam ithalatına 404 milyon dolar ödedik. Bu ithalat yüzyıllık Cumhuriyet tarihinin en yüksek ithalatıdır.” Ün, AKP döneminde 2.7 milyon ton susam ithalatına 3.8 milyar dolar ödendiğine dikkat çekti. 


'SİMİT NASIL YERLİ KALIR?'

“Bizim kaliteli susamımızı sadece zengin ülkeler değil hemen yanı başımızdaki komşumuz Irak bile ithal ediyor” diyen Ün, şöyle devam etti:

“Onlar vatandaşlarına besin değeri yüksek susamlar yedirirken biz ise dünyanın dört bir yanından daha düşük kalitede susam topluyoruz. AKP’nin ülkeyi düşürdüğü durum maalesef budur. Vatandaşına ikinci sınıf ürünü layık görürken en iyi ürünler yabancılara gidiyor. Kendi ürettiğimizi bile ağız tadıyla yiyemiyoruz. Üstelik her geçen yıl üretimimiz düşüyor. Simitte susam ithal, buğday ithal olursa simit nasıl yerli kalır ? AKP simidi de kendine benzetti.”

Ün, Türkiye’nin 32 ilinde susam üretildiğine dikkat çekerek, “Seçim bölgem Edirne bir zamanlar 57 ton susam üretirken şimdi 11 ton üretiyor. Çiftimize destek verilirse biz bunu üretiriz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Avrupa’ya sınır olan ilimizde çiftçilerimize destek versinler biz Edirne çiftçisi olarak Türkiye’nin susam ithalatını azaltır hatta ihracata geçeriz” dedi. 

Share:

21 Mart 2024 Perşembe

FED faiz kararı ne zaman açıklanacak? Faiz beklentisi ne yönde?

FED

ABD Merkez Bankası (FED) faiz kararı, küresel piyasaları yakından takip eden yatırımcılar tarafından sorgulanıyor. Peki, FED faiz kararı ne zaman açıklanacak? Faiz beklentisi ne yönde? Dolar, altın, borsa ve kripto para piyasasına doğrudan etki eden FED faiz kararının mart ayında ne yönde olacağı merak ediliyor. Peki, FED faiz kararı ne zaman açıklanacak? Faiz beklentisi ne yönde?


FED FAİZ KARARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?

ABD Merkez bankası (FED) mart ayı faiz kararı toplantı takvimi belli oldu. Buna göre; FED faiz kararı toplantısı 20 Mart 2024 Çarşamba günü yapılacak ve akşam saat 21.00'da kritik faiz kararı açıklanacak.


FAİZ BEKLENTİSİ NE YÖNDE?

Küresel piyasalarda gözler bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası kararları ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın açıklamalarına çevrilirken, risk iştahı sınırlı da olsa pozitif seyrediyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in politika faizini sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılırken, politika metninden ve Powell'ın açıklamalarından alınacak sinyallerin piyasaların yönü üzerinde etkili olması bekleniyor. Analistler, son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyon endişelerini beslemeye devam ettiğini belirterek, Fed'in bu sinyalleri nasıl değerlendirdiğine ilişkin ipuçlarının gelecek dönemde atılacak adımlar açısından önemli olduğunu söyledi.

Share:

20 Mart 2024 Çarşamba

TZOB'dan 'gıdada taklit ve tağşiş' uyarısı

TZOB

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş konusunda uyarıda bulunarak, gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşişin üreticiler için ekonomik kayıplara sebep olduğunu, ihracatı da olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş konusunda uyarıda bulunarak, "Ramazan ayının içinde olduğumuz bugünlerde taklit ve tağşişli gıda ürünlerine karşı denetimler sıklaşmalı ve kesilen cezalar caydırıcı olmalıdır" ifadesini kullandı.


Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, gıda fiyatlarının artmasıyla tüketicilerin daha ucuz ürünlere yöneldiğine, bu durumu fırsat bilen bazı satıcıların gıda ürünlerinde hile ve sahtekarlığa başvurduğuna işaret etti. Bazı gıda ürünlerinin gerek merdiven altında gerekse taklit-tağşişle üretildiğine ve "uygun fiyat" adı altında satışa sunulduğuna dikkati çeken Bayraktar, gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşişin üreticiler için ekonomik kayıplara sebep olduğunu, ihracatı da olumsuz etkilediğini belirtti.


EN ÇOK TAĞŞIŞ YAPILAN ÜRÜNLER, ZEYTİNYAĞI, BAL, PEYNİR

Sofralarda en çok tüketilen ürünlerden zeytinyağı, tereyağı, bal ve peynirin, taklit ve tağşiş yapılan ürünlerin başında geldiğine işaret eden Bayraktar, "Protein kaynağı olan peynirde, süt yağı haricinde başka yağların kullanımı, koyun ve keçi peynirlerine inek sütü karıştırılması, ürün yapısını sertleştirmek için nişasta kullanımı, küf ve maya oluşumunu engellemek amacıyla yasaklı madde kullanımı gibi yollara başvuruluyor. Tereyağında süt kremasına bazı bitkisel ve hayvansal yağların yanı sıra tereyağlarının gerçeğe yakın görünmesi için sarı renkli gıda boyası ilavesi yapılıyor. Zeytinyağında ise içeriğinin ne olduğu belli olmayan yağların katılması gibi birçok farklı taklit ve tağşiş yöntemi kullanılıyor. Balda, üretim aşamasından sonra şurupların katılması, farklı özellikteki kalitesiz balların karıştırılması, düşük rutubet içeriğine sahip ballara su katılması gibi tağşişler oldukça yaygındır." bilgisini verdi.


İNTERNET ÜZERINDEN SATILAN GIDA ÜRÜNLERE DİKKAT

Bayraktar, gıdada taklit ve tağşişi engellemenin her kesimin görevi olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Mübarek ramazan ayının içinde olduğumuz bugünlerde taklit ve tağşişli gıda ürünlerine karşı denetimler sıklaşmalı ve kesilen cezalar caydırıcı olmalıdır. Sahtekarlık yapan firmaların kamuoyuna ifşa edilmesi, gerekirse kapatılması ve her türlü faaliyetten men edilmesi gerekiyor. Tüketicilerin de bu konuda daha dikkatli olması önem taşıyor. Tüketicilerimiz, alışverişlerini yaparken güvenilir markaları tercih ederek fiyatı çok düşük olan ürünlerden kaçınmalı, şüpheli gördükleri ürünleri yetkili makamlara bildirmeli. Yine internet üzerinden satışı yapılan gıda ürünlerine de ayrıca dikkat edilmesi gerekiyor. İnternet üzerinden satılan ürünlerin nerede üretildiği ve hangi koşullarda stoklandığı bilinmiyor."

Share:

19 Mart 2024 Salı

Rekabet Kurulu'ndan META'ya ceza yağdı: Instagram'a tedbir getirildi

Instagram'a tedbir getirildi

Rekabet Kurulu, META hakkında Threads ve Instagram uygulamalarını bağlamak suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı şüphesi üzerine başlatılan soruşturmada geçici tedbir kararı verdi. Rekabet Kurumu, META hakkında başlatılan soruşturmada geçici tedbir kararı ve günlük 4,8 milyon lira ceza uygulanmasına karar verildiğini duyurdu. Kurumun internet sitesinde yayımlanan karara göre, META’nın, Instagram hesaplarına dayalı Threads profili oluşturan kullanıcıların verilerini, kullanıcılara onay seçeneği sunmaksızın birleştirmesinin; soruşturma tamamlanana kadar telafisi güç zararlara yol açacağı değerlendirildiği bildirildi. Mevcut bulgular çerçevesinde; Instagram ve Threads arasındaki veri aktarım mekanizması neticesinde oluşabilecek veri birleştirme davranışının engellenmesi yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar verildiği belirtildi.


META’YA GÜNLÜK 4,8 MİLYON LİRA CEZA

Öte yandan META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden topladığı verileri birleştirerek sosyal ağ hizmetleri ile çevrim içi görüntülü reklamcılık pazarlarında faaliyet gösteren rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve pazara giriş engeli oluşturduğu tespit edilmiş ve bazı yükümlülükler getirilmişti. 2021 yılında başlatılan soruşturmada; Facebook,Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden toplanılan verileri birleştirmek suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığına, META ekonomik bütünlüğü hakkında 346 milyon 717 bin 193 TL idari para cezası uygulanmasına ve META’ya, ihlalin giderilmesi ve pazardaki etkin rekabetin tesis edilmesi için yükümlülükler getirilmesine karar verilmişti. Bahsi geçen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için belirlenen süre 9 Aralık 2023 tarihinde sona erdi. META tarafından nihai olarak Kuruma sunulan öneriler yeterli bulunmadı.Bu nedenle META’ya tanınan sürenin dolmasıyla birlikte, META hakkında günlük 4 milyon 796 bin 152 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildi.


ONAY ŞARTI

Kurul, META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetleri arasında verilerinin birleştirilmesine uyum tedbiri kapsamındaki yükümlülük uygulanmadan önce onay veren kullanıcılardan yeniden onay almasını istedi. Onay ekranı ise; kullanıcıları doğrudan onaylamaya yönlendirmemeli, kullanıcıların reddetmesi halinde de uygulamayı kullanabileceklerine yönelik bilgilendirmeleri içermeli ve onay vermek istemeyen kullanıcılara da aynı kolaylıkta bu imkânı sağlaması gerektiği bildirildi.


CEZA YAĞDI

Kullanıcıları yeteri kadar bilgilendirme içermemesi ve kullanıcıları veri birleştirmeye onay verecek şekilde yönlendirici nitelikte dizayn edilmesi sebepleriyle soruşturma kapsamında ele alınan rekabet karşıtı endişeleri gidermesi hususunda yeterli görülmedi. Bunun üzerine, Kurul, 12 Aralık 2023 tarihinden başlamak üzere, META tarafından önerilecek uyum tedbirinin Rekabet Kurumu kayıtlarına girmesine kadar her gün için 2022 yılı gayri safi gelirleri üzerinden 4 milyon 796 bin 152 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Share:

18 Mart 2024 Pazartesi

Kredi kartı nakit avans faizi ne kadar oldu? Kredi kartı avans ödeme tutarı arttı mı?

Kredi kartı

Kredi kartı nakit avans faiz oranları son dakika açıklama ile gündeme geldi. Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile kredi kartı ile nakit avans çekiminde faiz oranında değişikliğe gidildi. Peki, Kredi kartı nakit avans faizi ne kadar oldu? Kredi kartı avans ödeme tutarı arttı mı? Ekonomi yönetiminde kredi kartına yönelik düzenleme çalışmaları kapsamında nakit avans çekiminde uygulanacak azami faiz oranında değişikliğe gidildi. Peki, Kredi kartı nakit avans faizi ne kadar oldu? Kredi kartı avans ödeme tutarı arttı mı?


KREDİ KARTI NAKİT AVANS FAİZ ORANLARI NE OLDU?

Merkez Bankası'nın Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği Resmi Gazete'de yayımlandı.TCMB, kredi kartlarından yapılan nakit avans işlemleri ve kredili mevduat hesaplarında uygulanacak aylık azami akdi faiz oranının hesaplama yönteminde değişiklik yaptı. Yeni yönteme göre, hesaplanan aylık azami akdi faiz oranı yüzde 4,42'den yüzde 5'e çıkarıldı.


KREDİ KARTI AZAMİ FAİZ ORANI HESAPLAMASI NASIL YAPILIR?

Bankalar tarafından kredi kartı işlemlerinde uygulanabilecek azami faiz oranlarının hesaplanabilmesi için gerekli olan referans oran, Bankalarca Ticari Müşterilerden Alınabilecek Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2020/4) kapsamında belirlenen yöntem ile hesaplanarak ilan edilmektedir. Türk lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde (nakit çekim veya kullanım işlemleri hariç) uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, aylık referans orana 55 baz puan eklenerek belirlenir. Kredi kartları vasıtasıyla yapılan nakit çekim veya kullanım işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı aylık referans orana 189 baz puan eklenerek belirlenir.

Share:

17 Mart 2024 Pazar

Erdoğan emeklilerin bayram ikramiyeleri için tarihi açıkladı

Erdoğan

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nın Emekçileri İftar Buluşması'nda konuştu. Erdoğan, "Emeklilerin bayram ikramiyesi 2-5 Nisan tarihlerinde hesaplarına yatacak" dedi. AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nın Emekçileri İftar Buluşması'nda konuştu. Erdoğan, emeklilerin bayram ikramiyesinin 2-5 Nisan tarihlerinde yatırılacağını duyurdu. 


Erdoğan'ın açıklamalarında satırbaşları şöyle:

Bizler sevdiklerimizle, yakınlarımızla yol arkadaşlarımızla iftar sevincini paylaşıyoruz ancak şu an Gazze'de kelimelerin kifayetsiz bir insani dram yaşanıyor. Yemen, Suriye, Sudan, Türkistan, Afganistan başta olmak üzere gönül coğrafyamızdaki bu ülkelerde vatandaşlarımız zor günlerden geçiyor. 


"NASIL BİR MÜCADELE VERDİĞİNİ BİLİYORUM"

Ramazanın gelmesiyle milletimizin Gazze'ye ve diğer mazlum coğrafyalara yardımlarını artırdığını görmekten memnunum. Çalışma hayatına henüz çok geniş yaşlarında İETT'de işçi olarak başladım, evinin geçimini kendi ihtiyaçlarını karşılamak için ter döken bir emekçinin nasıl bir mücadele verdiğini biliyorum; emeğinin karşılığını hakkıyla almanın da öneminin şuurundayız. İzinden gittiğimiz atalar da işçinin hakkının verilmesi konusunda hep özenle davranmışlardır. Tarihimize ve kültürümüzde birçok örnek uygulama vardır. Biz de görev aldığımız her yerde çalışanların hakkının teslimi için çaba harcadık. 1977 yılındaki menfur olayının sembolü olarak anılan günü, resmi tatil ilan ederek işçilerimizle dayanışmamızı gösterdik. Son zamanlarda salgından, savaşlara, krize ve depremlere rağmen bundan taviz vermedik. 2024 yılında da bu hassasiyetimizi devam ettiriyoruz. Krizlerin yol açtığı mali yükü en az şekilde çalışanlara yansıtma gayretindeyiz. Asgari ücret 17 bin TL oldu. Böylece, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 100 artış oldu, desteği de 700 lira yaparak ödemeyi sürdürdük.


"EMEKLİ İKRAMİYELERİ 2-5 NİSAN TARİHLERİ ARASINDA YATIRILACAK"

Memur aylıklarında da enflasyon farkıyla yüzde 50'ye yakın bir artış yaptık. Katlanarak artan emekli sayımıza rağmen emeklilerimizin şartlarında da önemli düzenlemeler yaptık, ikramiye ile emeklilere bayram sevinci yaşattık, her bir emekliye tek seferlik 5'er bin TL ödeme yaptık. Bu yıl da ikramiyede yüzde 50 artış yaptık. 2-5 nisan tarihleri arasında emeklilerin hesabına yatıracağız. Emeğin karşılığı kadar emeğin müdafaası da önemli, bu dönemde sendikalar rahat bir nefes aldı. Memurlarda sendikalaşma yüzde 74 oldu, her toplu görüşmede yeni imkanlar getirerek memurların haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz. Her olumlu adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleri var.


Aylık 538 lira ödeme yapılan düzenleme ana muhalefet başvurusuyla iptal edildi. 2 milyona aşkın kamu görevlisi 345 lira daha az aylık alacak. Memurumuzun 8 bin 880 lira kaybı anlamına geliyor. Muhalefet bunları anayasa mahkemesine götürüp budamaya çalışıyor. Meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da geri durmuyorlar. Bu yanlışların sorumlularına gereken cevabı vermelisiniz. 


"İLK KEZ EK GÖSTERGE VERDİK"

3600 ek gösterge ile 5.3 milyon kamu personelinin ek göstergelerinin yeniden belirlenmesini sağladık, tüm kamu çalışanlarının göstergelerini 600 puan artırdık, yardımcı hizmetler çalışanlarına da ilk kez ek gösterge verdik. Kapsamını genişletme sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz. Çalışma meclisi toplantısını en son 2019 yılında emek dünyamızın tüm temsilcileriyle yaptık. Gelecek Yüzyılı temalı 13. toplantıyı yapmayı planlıyoruz."

Share:

16 Mart 2024 Cumartesi

Tüketiciler dikkat! Alışveriş şikayetleri zirve yaptı

Tüketiciler dikkat!

Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını söyledi. Tüketiciler en çok online alışverişlerde yaşanan sorunlar nedeniyle şikayette bulunurken, bunu GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişlerinde yaşanan sorunlar izliyor. Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü'nün içinde bulunduğu hafta "Tüketiciyi Koruma Haftası" olarak kutlanıyor.Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketiciyi Koruma Haftası kapsamındayaptığı açıklamada, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını anlattı.


ÜRÜN TESLİM EDİLMİYOR

Koçal, online alışverişlerde genellikle ürünün teslim edilmemesi yönünde şikayetlerin öne çıktığını kaydederek, "Sosyal medya platformlarından verilen siparişlerde ürünün teslim edilmemesi, teslim edilenlerin de verilen siparişlerle alakasının bulunmaması, ödenen ücret talep edildiğinde ücretin iade edilmemesi ve muhatap bulunamaması gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen maalesef sosyal medya üzerinden sipariş verilmeye devam ediliyor" diye konuştu. Online satış platformlarından sipariş edilen elektronik ürünlerde ürün kalmadığı yönünde bilgi verilerek ürününün gönderilmemesi, para iadesinin ise 5-6 aylık bir süreçte gerçekleştiği yönde ciddi şikayetler olduğunu dile getiren Koçal, online alışverişlerde 14 günlük cayma süresini bazı satıcıların kabul etmediğini bildirdi.


ÖZEL OKUL FİYATLARINA YÖNELİK ŞİKAYETLER ARTTI

Aziz Koçal, GSM ve internet aboneliklerine yönelik şikayetlere ilişkin, "Firmalar taahhüt süresi bitmeden tüketiciye aldatıcı bilgi verebiliyor. Böylece, tüketicinin 2-3 ay önceden zamlı tarifeye geçmesi sağlanıyor. Ayrıca, taahhütlü abonelikler kapsamında tüketiciye yanıltıcı bilgi verildiğini görüyoruz. Bu durumda, tüketiciler abonelikten vazgeçmek istediğinde cayma bedeli adı altında yüklü fatura ödemesi ile karşı karşıya kalıyor" diye konuştu.


Son aylarda özel okulların fiyatlarıyla ilgili şikayetlerin de zirve yaptığını ifade eden Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mobilya türü siparişlerde eksik ve kusurlu teslimatlar, ölçülere uygun olmaması, verilen özel siparişlerin taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi, sürekli tüketicinin oyalanması gibi şikayetler yer alıyor. Bu arada finansal kuruluşlara yönelik kredi kartı aidatları, işlem komisyonları gibi şikayetler artmaya başladı. Bir başka şikayet türü ise kredisini veya kredi kartı borçlarını ödeyemeyen vatandaşların bankalar tarafından varlık şirketlerine devir olan borçları nedeniyle sürekli aranarak taciz edilmeleri, yüklü ödemelerin çıkması, bu şikayetlerin önümüzdeki aylarda yükseleceğini tahmin ediyoruz."


ŞİKAYETLER ZAMANLA DEĞİŞTİ

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de tüketicilerin karşılaştıkları sorunların zamanla değiştiğini belirterek, "Örneğin, 25 yıl önce tüketicileri en çok kapıya gelen pazarlamacıların yol açtığı sorun mağdur ederken, günümüzde özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde şikayetler öne çıkıyor" dedi. Türkiye'nin, mevcut tüketici hukukunun getirdiği koruma mekanizmasıyla dünyadaki birçok ülkenin yasalarından daha üst standart sağladığını vurgulayan Deniz, "Ancak bir yasa ne denli mükemmel olursa olsun, yasanın koruması ancak tüketicinin hakkını aramasıyla mümkün. Bu nedenle uğradığı mağduriyet konusunda hak arama süreçleri tüketici tarafından işletilmeli" ifadelerini kullandı.


Deniz, tüketicilere, mağduriyet yaşadıklarında mutlaka haklarını aramaları çağrısında bulunarak, şu uyarıları yaptı:

"Mevcut hukuk düzeni tüketicilerin haklarını ararken başvuru yapacakları tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemeleri gibi mercilerde ücretsiz ve hızlı şekilde karar çıkması ilkesine dayanıyor. Yani tüketici hakkını ararken, yapacağı hukuki girişimler için herhangi bir ücret ödemiyor. Yine illerde ve birçok ilçedeki ticaret il müdürlüklerinde bulunan tüketici hakem heyetlerine şahsen başvuru yapılabildiği gibi e-devlet üzerinden de Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru olanağı bulunuyor." Deniz, tüketicilerin hakkını aramaları konusunda yıllar içinde olumlu ve büyük değişimler gözlemlendiğini belirterek, bu değişimde tüketici örgütlerinin büyük payının olduğunu sözlerine ekledi.

Share:

15 Mart 2024 Cuma

TÜİK: Süt, yumurta ve tavuk eti üretimi arttı

TÜİK

TÜİK verilerine göre, ocakta toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Yıllık bazda ayrıca tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9, tavuk eti üretimi yüzde 6 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Aralık ayına ilişkin Süt ve Süt Ürünleri Üretimi ile Kümes Hayvancılığı Üretimini açıkladı.


TÜİK verilerine göre, Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı. Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, inek peyniri üretimi yüzde 12,3 arttı, ayran üretimi yüzde 13,2 arttı, yoğurt üretimi yüzde 9,2 arttı, içme sütü üretimi yüzde 6,0 arttı, tereyağı üretimi yüzde 20,0 arttı.


SÜT ÜRETİMİ GEÇEN AYA GÖRE ARTTI

Bir önceki ay 874 bin 193 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı ocak ayında yüzde 4,7 oranında artarak 915 bin 522 ton oldu. Bir önceki ay 147 bin 346 ton olan içme sütü üretimi ocak ayında yüzde 4,4 oranında artarak 153 bin 796 ton olarak gerçekleşti.


YUMURTA VE TAVUK SAYISI ARTTI

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 6,3 arttı, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9 arttı, tavuk eti üretimi yüzde 6,0 arttı, hindi eti üretimi yüzde 33,3 arttı. Bir önceki ay 200 bin 333 ton olan tavuk eti üretimi ocak ayında yüzde 1,4 oranında artarak 203 bin 64 ton oldu. Bir önceki ay 1 milyar 855 milyon 505 bin adet olan tavuk yumurtası üretimi ocak ayında yüzde 1,0 oranında azalarak 1 milyar 837 milyon 648 bin adet oldu.

Share:

14 Mart 2024 Perşembe

Besici: Süt üreticisi para kazanamazsa hayvan kesimleri artar

Süt üreticisi

Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Pamukören mahallesinde büyükbaş hayvan besicisi Servet Başkaya, "Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır" dedi. Aydın Kuyucaklı hayvan üreticileri, maliyetlerin artması ve et arzında yaşanan sıkıntıları dile getirdiler. Besici Servet Başkaya, "Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı" ifadelerini kullandı.


"1 LİTRE SÜTE 1 BUÇUK KİLO YEM ALINABİLMELİ"

Servet Başkaya, şunları söyledi:

"Buradaki ahırın yaklaşık yıllık bin ton silaj ihtiyacı var. 200 ton civarında saman, arpa hasılı kaba yem alıyoruz, 200 ton civarında da yonca kullanıyoruz. Onun dışında mısır, arpa ezmesi, pamuk çekirdeği, pamuk küspesi gibi ürünleri takviye olarak kullanıyoruz. Bunların aylık toplamı da yaklaşık 30 ton civarında. Bu yemlerin hepsini inekler değil, çiftlikteki buzağılar diğer hayvanlarımıza da yediriyoruz. Şu anda silajın fiyatı yaklaşık kilogramı 2,5 lira, yoncanın fiyatı 7 lira ile 7,5 lira arasında. Saman fiyatları bu sene 3 lira arasındaydı. Diğer ürünler ise bilindiği üzere ithal ürünler. Bugün yem sanayinde kullanılan ham maddelerin yüzde 60'ı yurt dışında dolar bazına gelmekte. Bununla birlikte yem fiyatları dolar arttıkça, elektrik fiyatları arttıkça yükseliyor. Şu anda bu saydığımız maliyetlerinin kilo fiyatı 11 lira civarında. Süt üretiminde 1 litre süte bir buçuk kilo yem alabilmemiz lazım. Biz bunun adına yem paritesi diyoruz. Böyle olunca 11 lira hesap edildiğinde, sütün fiyatı 16,5 lira 17 lira arasında olması gerekir. Türkiye'de bu insanlarımız, bu dediğimiz ürünleri tamamen üretme kabiliyetine haizdir. Ancak yıllardan beri, Tarım Bakanlığı ve devletimiz tarımda kullanılan enerjiye, mazota, suya yeterince yatırım yapılmadı. Böyle olunca ürün maliyetleri sudan enerjiden dolayı yükseliyor. Üretimin artması için, su ve enerjinin ön planda tutulması gerekir. Üreticinin desteklenmesi gerekiyor.


"SÜT PARA KAZANDIRMADIĞI SÜRECE HAYVAN KESİMİ ARTAR"

Bölgemizde 'vahşi sulamadan vazgeçiniz' deniliyor. Sen sulama yatırımlarını yaptın da çiftçi vaz mı geçmedi vahşi sulamadan. Sizler kapalı sulama sistemlerini yapmıyorsunuz, diğer yatırımları yapmıyorsunuz ondan sonra vahşi sulamadan vazgeçin diyorsunuz. Vazgeçeriz bizim insanımız üretmeye hazır fakat ürettiği malın değerinde satılması gerekir. Ülkemizde son 20 yıldır değişik bakanlarımız geldi. Bu hayvancılıkta herkes bir yol haritası çizdi. Hayvancılıkta et ile süt birbirinden ayrılmayan ikilidir. Süt para kazanmadığı sürece, besilik hayvan üretimi azalır. Yıllardan beri bakanlığımız enflasyonunu düşüreceğim diye süt üreticisini zarar ettirdi. Süt üreticisi para kazanamadı. Böyle olunca hayvan kesimleri hızlı bir şekilde devam etti. Bugün etteki sıkıntının asıl nedeni son 5 yıldır ahırlardan kesilen hayvanlardır. Böyle olunca besilik materyal de azaldı. Böyle olunca dişi inekler azaldı. Hayvancılığın kurtulması için ilk yapılacak işlerden birisi süt üreten insanların para kazanması lazım. Para kazanması için de maliyetlerinin düşmesi lazım. Geçtiğimiz dönemlerde zaman zaman hayvancılık para kazandı fakat her dönemde 30-35 yıl içerisinde ha bugün iyi olacak ha yarın iyi olacak derken topal aksak bugünlere kadar geldik."

Share:

13 Mart 2024 Çarşamba

Kuyumculardan yurttaşlara gram altın uyarısı

gram altın

Gram altın fiyatı son bir haftada yaklaşık 100 lira yükselirken, Trabzon burmasının fiyatı da 20-30 bin lira civarında artışla 500 bin liraya kadar çıktı. Altının yükseliş trendi sürerken ucuz diye alınan kesme altının bozdurulmak istendiğinde sıkıntı oluşturabileceğini belirten kuyumcular, gram altının sertifikalı olması gerektiği uyarısında bulunuyor. Kuyumcular, altın alıp satacak yurttaşlara sık sık uyarılarda bulunurken, merdiven altı diye tabir edilen yerlerden alışveriş yapılmaması gerektiğini vurguluyor.


Trabzon’da hizmet veren Nevzat Kuyumculuk Genel Müdürü Erhan Şakar, gram altın fiyatının son bir haftada 100 TL civarında bir artış gösterdiğine dikkat çekti. Şakar “Altın bir son haftada gram fiyatı 100 TL civarında bir artış gösterdi. Yatırımcı şu anda daha çok altına yöneliyor çünkü dövizden daha çok kazandırıyor. Fiyatlar yükseldiği için alan daha çok. Bozdurmak isteyenler ise fiyatın biraz daha artmasını bekliyor. Yıl sonuna kadar ya da seçimlerden sonra altının 3 bin 500 TL’yi göreceği söyleniyor” dedi.


"GÜVENİLİR YERDEN ALTIN ALINSINLAR"

Merdiven altı diye tabir edilen yerlerde satılan kesme altının güvenilir olmadığını kaydeden Şakar, “Güvenilir altın almak isteyenler mağazalardan almalarını tavsiye ediyoruz. Merdiven altı dediğimiz yerlerden ucuza, kesme altın dediğimiz sertifikasız, garantisiz bilmediği altını almalarını tavsiye etmiyoruz. Çünkü kuyumcuya bozmak için geldiklerinde sıkıntı yaşayacaklar. Mağazacılar olarak kesme altın ne alıyoruz ne de satıyoruz. Bunlar atölyeler arası dönen altındır. Yatırımcının kesme altın denilen altını almasını tavsiye etmiyoruz. Ucuzuna kanıp kesme altın almasın. Sertifikalı garantili altını mağazadan alsın. Merdiven altı dediğimiz yerlerden ucuzuna kanıp almasınlar” diye konuştu.


TRABZON HASIRININ FİYATI 20-30 BİN TL ARASI ZAMLANDI

Atının gram fiyatının her geçen gün artması neredeyse otomobil fiyatına ulaşan dünyaca üne sahip coğrafi işaretli Trabzon Hasır bileziğini etkilediğini kaydeden Şakar, “Altın artışıyla birlikte Trabzon burması, Trabzon hasırının fiyatı artıyor. Trabzon hasırının fiyatı takım olarak 300, 400 ve 500 bin TL’ye kadar kalınlığına göre fiyatı değişebiliyor. Bir önceki fiyatına göre 20-30 bin TL zamlandı” şeklinde konuştu.

Share:

12 Mart 2024 Salı

Yurttaşlar gramla gıda alıyor

gramla gıda

Niğde'de pazarcıların ve yurttaşın sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Enflasyon vatandaşın alım gücünü daralttı. Geliri emeklinin 10 bin ama 10 bin lirayı ev kirasına mı versin, elektriğe mi versin, doğalgaza mı versin, gıda ürünü mü alsın? Böyle olunca da gramla ürün almak durumunda kalıyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Niğde’de pazarcılar ve yurttaşların gıda ürünlerindeki fiyat artışlarıyla ilgili yaşadıkları sorunları dinledi.


Bir esnaf Gürer’e, “Şunu, 70'e alıyoruz, 80'e veriyoruz. 10 lira para bile bırakmaz. Adam geliyor, kadın geliyor, şundan 30 liralık ver diyor, işte 30 liralık bir avuç bu kadar. Bunu ben yesem karnım aç kalır, ben doymam, bana 30 liralık mercimek ver diyor. Vallahi ben utanıyorum verirken. Adam geliyor bulgur alıyor, yarım kilo. Kilosu 30 lira bulgurun geliyor, 10 liralık bulgur ver diyor. Kırmızı mercimek 60 lira, barbunya 80 lira. Geçen yıl şu barbunyayı 40 liraya satıyordum. İnanın bu torba 2 aydır böyle, kimse almıyor aşağı versem bu sefer ben zarar ediyorum. Pirinç 40 lira, 40 lira pirinç normal pirinç, 80 lira iyi pirinç 100 lira. Nohutu kendim yetiştiriyorum. Normalde piyasada 60-70 ama ben kendi malım olduğu için 50 liraya veriyorum. 50 liraya bile pahalı diyorlar" dedi.


Gürer de "Şimdi bu ülkeye nohut Meksika'dan geliyor, kırmızı mercimek Kanada'dan. Ama bunlar yerel ürün fiyatları uygun olduğu halde vatandaş alamıyor diyorsun. Yani bir kilo alacağına 250 gram alıyor. Öyle mi?" diye konuştu. Tezgâhta bulunan vatandaş, "Gram gram alıyoruz, yüksek yani o fiyatları alamıyoruz. Haftalık, günlük almaya çalışıyoruz" deyince esnaf da "Müşterim olur aldığı zaman inan bir kilo alacaksa 250 gram alıyor" yanıtını verdi.


VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DARALDI

Gürer, “Enflasyon vatandaşın alım gücünü daralttı. Geliri emeklinin 10 bin ama 10 binlirayı ev kirasına mı versin, elektriğe mi versin, doğal gaza mı versin, gıda ürünü mü alsın? Böyle olunca da gramla ürün almak durumunda kalıyor. Mercimeğe gelip bir avuç mercimek 30 lira para verip vatandaşın alım gücünün bittiğini esnafımızı anlatıyor. Yerli ve yerel ürün desteklenmeli, üretim artırılmalı, girdi maliyetleri düşürülmeli, vatandaşın daha uygun fiyatlı ürün alması yolu açılmalı” diye konuştu.


ET YEDİREMİYORSAK PORTAKALLA TAKVİYE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ

Gürer, esnaf ile arasında geçen diyaloğu dinleyen bir kadına, “Siz pazarda istediğinizi alabiliyor musunuz” diye sordu. Kadın, “Dediğim gibi, haftalık tam dolu dolu alamasak da doyacağımız kadar almaya çalışıyoruz” yanıtını verdi. Gürer’in, “Çocukların beslenmesinde geçmişe göre sıkıntı var mı” demesi üzerine kadın, “Çok şükür, elimizden geldiğince meyve sıkıp içiriyoruz, et yediremiyorsak portakalla takviye etmeye çalışıyoruz. Marketten alışveriş yapıyoruz, şunu marketten alıyorum 20 liraya, bir gün sonra varıyorum, 25 lira olmuş. Böyle olmaz yani” dedi. Kadın, esnaftan 50 liralık zeytin istedi. Esnaf ise, “Bakın vekilim, kar etmeyecek şekilde veriyorum. Normalde şu zeytin piyasada 100 lira, markette 180-200. Şimdi 50 liralık alacak, şimdi şu koyduğum, tahminen 50 liralık geçer. Şu attığım zeytin bile 69 lira geldi. 50 liralık, bak 54 liralık, 4 lira karım var. Onu da almıyorum, gıda fiyatlarının önüne geçilmesi lazım Sayın vekilim” diye konuştu.

Share:

Bizi RSS'de takip edin

Popüler Yayınlar

Etiketler

blog Arşivi